Yurdumuzda Etik Kurallara Uyum

Etik; kişinin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümüne verilen addır. Başka bir ifadeyle, insanlara işlerin nasıl yapılması gerektiğini anlatan değerler, ilkeler ve standartlardır.
Kamu görevlilerinin ve her kademedeki yöneticilerin bilmesi gereken en önemli husus şudur: Kamu görevi, her türlü özel çıkarın üzerinde tutulmalıdır. Bir yönetici göreve başladığında;
Halkın günlük yaşamını kolaylaştırmayı, ihtiyaçları en hızlı ve etkili şekilde karşılamayı,
Görevini yaparken insan haklarına saygı göstermeyi, şeffaf, dürüst ve hesap verebilir olmayı, hukukun üstünlüğü ilkelerini yerine getirmeyi,
Dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, yaş, cinsiyet ve bedensel engel ayrımı yapmadan tarafsızlık içinde hizmet verebilmeyi,
Göreviyle ilgisi bulunan hiçbir gerçek veya tüzel kişiden maddi-manevi fayda sağlamadan, herhangi bir özel ilişki beklemeden hizmet sunmayı,
Kamu mallarını ve kaynaklarını yalnızca kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri için kullanmayı,
Kişilerin dilekçe, bilgi edinme, şikâyet ve dava açma haklarına saygı göstermeyi; hizmetten yararlananlara, çalışma arkadaşlarına ve diğer bireylere karşı ilgili, nazik, ölçülü ve saygılı olmayı,
Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nca hazırlanan yönetmelik ve genelgelerde belirtilen etik davranış ilke ve değerlerine bağlı kalmayı taahhüt etmelidir.

Tüm kamu görevlisi ve yöneticilerden bu taahhüdü imzalayıp uygulaması beklenir. Ancak gelin görün ki, yurdumuzda bu ilkelerin çoğu kâğıt üzerinde kalmakta, öznel ve adil olmayan uygulamalar yaygınlaşmaktadır.
Akraba, eş-dost, siyasi ve ekonomik bağlantılar üzerinden yapılan ayrımcılık ve ayrıcalık neredeyse sınır tanımaz hale gelmiştir. Kurum ve kuruluşlarda kadroların liyakat, mesleki eğitim ve deneyim şartı aranmadan doldurulduğunu okuyor ve görüyoruz. Bunun olumsuz sonuçlarını da toplum olarak hep birlikte yaşıyoruz.

“Bal tutan parmağını yalar”, “Kol kırılır yen içinde kalır”, “Benim memurum işini bilir”, “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” gibi yozlaşmış anlayışların arkasına sığınılarak kamu kurum ve kuruluşlarının peşkeş çekilmesine artık son verilmelidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bin bir zorlukla kurulan kurumlarımızın, uluslararası sermayeye üç-beş kuruşa satılması engellenmelidir.
Tek çözüm yolu; etik kurallara uyumun sağlanması ve bunun etkin bir şekilde denetlenmesidir.
Her zaman olduğu gibi, toplum olarak akıl ve beden sağlığımızı korumak, adalet ve ahlak temelli bir kamu düzeni için mücadele etmek zorundayız.
Saygılarımla.
















































