Kartalkaya’daki Yangın ve İnsanlığın Duyarsızlığı

Geçtiğimiz günlerde Kartalkaya’da bir tatil merkezinde çıkan yangın, doğanın ve insanlığın karşılaştığı tehlikeleri bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak yangının büyüklüğü ya da söndürülme çalışmaları kadar, belki de daha dikkat çekici olan şey, birçok insanın bu felaket karşısındaki duyarsızlığıydı.
Olay sırasında yangını kayda alıp sosyal medyada paylaşanlar, kendi tatillerine ara vermeden bu durumu “bir anı” haline dönüştürenler vardı. Hatta bazıları, dumanlar gökyüzünü kaplarken sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi eğlenmeye devam etti. Peki, bu sahne bize ne anlatıyor?
Empati Kaybı mı, Normalleşme mi?
Günümüzde teknolojinin ve medyanın hayatımıza hâkim olmasıyla birlikte, trajedilere karşı duyarsızlaşmanın arttığını gözlemlemek zor değil. Bir felaket yaşandığında ilk refleksimiz yardım etmek yerine telefonumuza sarılmak oluyorsa, bunun üzerine düşünmeliyiz. Yangın anında kaygı veya panik yerine rahatlıkla video çeken insanların tutumu, insani değerlerimizde bir erozyonun işareti olabilir.
Diğer yandan, böyle durumların normalleşmesi de bir başka sorun. “Bu tür olaylar her zaman oluyor, biz ne yapabiliriz ki?” düşüncesiyle hareket eden bireyler, toplumsal dayanışmanın temellerini zayıflatıyor. Oysa yangın, sadece bir bina ya da orman parçasını değil, hepimizin geleceğini tehdit ediyor.

Doğa ve İnsan İlişkisi
Kartalkaya gibi doğayla iç içe yerlerde yaşanan felaketler, yalnızca bir tatil beldesindeki aksilikler olarak görülmemeli. Bunlar, doğanın bize verdiği uyarılardır. İnsanların bu tür durumlara gösterdiği duyarsızlık, aynı zamanda doğayla bağımızın ne kadar koptuğunu da gösteriyor. Bir zamanlar ateşin tehlikelerini bilip ona karşı tetikte olan atalarımızdan, yangını bir “seyirlik” olarak gören bir topluma dönüşmek, ne yazık ki insanlığın geldiği noktayı sorgulatıyor.

Ne Yapabiliriz?
Bu tür olaylara karşı bireysel ve toplumsal farkındalık yaratmak elzem. Öncelikle, felaket anlarında nasıl davranılması gerektiğine dair eğitimler yaygınlaştırılmalı. Yangın, deprem ya da başka bir kriz anında “seyirci” değil, “yardımcı” olmanın önemini çocukluktan itibaren öğrenmeliyiz.
Ayrıca, doğaya olan borcumuzu hatırlamak ve onu korumak için daha ciddi adımlar atmalıyız. Her bir ağaç, her bir canlı, insanlığın yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası. Yangınlar yalnızca bireysel ihmaller değil, toplumsal ve çevresel duyarsızlığımızın bir yansımasıdır.

Son Söz
Kartalkaya’daki yangın, yalnızca bir anı ya da haber başlığı değil, hepimize verilmiş bir ders olmalı. Doğaya, çevremizdeki insanlara ve hatta kendimize karşı duyarlılığımızı kaybettiğimizde, geleceğimizin ateşe verilmesine seyirci kalmış oluyoruz. Yangınları yalnızca söndürmek yetmez, aynı zamanda neden olduklarını ve bu süreçte kendi rollerimizi anlamamız gerekiyor.
Unutmayalım: Bir kıvılcım her şeyi yok edebilir, ama bir bilinç de her şeyi düzeltebilir.Siz, sevgili takipçilerimin de fikrinizi görmek isterim.
Saygılarımla.
Melahat Erten Tekeşin














































