Haberi dinleyebilirisiniz!
Köşe yazılarımız, yazarlarımızın özgür iradesinde olup, kendilerini bağlar…

İMRALI GÖRÜŞMELERİ
KÜRT HALKININ SORUNLARINI ÇÖZER Mİ?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı ile DEM arasında temasın sağlanması için hiç beklenmedik ve ısrarlı bir şekilde yaptığı çağrıların ardından Parti yönetimiyle ve hukukun hiçbir sıfatları olmayan DEM milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ile Pervin Buldan ve daha yeni yerine KAYYIM ATANAN Ahmet Türk’ten oluşan heyetin APO ile görüşülmesine Adalet Bakanlığından izin çıktı ve görüşmeler başladı.

Her şeyden önce 2013 de ki açılıma şiddetle karşı çıkan ve en hafif deyimiyle aşırı bir TÜRK MİLLİYEÇİSİ olarak o dönem çözüm isteyenleri ihanet, hainlik ve bölücülükle suçlayan Bahçeli’nin bu çağrıları kendi değil iktidar adına yaptığı çok bellidir. Özetle kimliğine bakarsak,
1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari ilimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocağı Kurucusu ve yöneticisi olarak başlayarak 6 Temmuz 1997 tarihli 5’inci Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanı görevini üstlenmeye kadar hayatı ülkücü hareketin içinde ve çoğunlukla yönetici olarak geçmiştir.

Bu dönemde başta 1978 Bahçelievler katliamında öldürülen TİP li silahsız 7 genç olmak üzere ülkücülerin katlettiği içlerinde birçok Kürt asıllı da bulunan gençler hepimizin hatırındadır. Bu hareketin Kürtlere bakışı ise herkes tarafından bilinmektedir.
1970 lerden itibaren birbirine zıt birçok siyasi hareket (ülkücü, Çayancı vs.) içinde yer almıştır. Son olarak da 1978’de PKK yı kurmuştur. Yakalandığı 1999 yılına kadar, liderliğini yaptığı PKK tarafından gerçekleştirilen şiddet içeren olaylarda, asker, sivil (birçok Kürt solcusu dahil), yaşlı, çocuk binlerce insanımız katledilmiştir. Önce o dönem var olan İDAM CEZASI alan Kendisi 1999’den beri İMRALI adasında müebbet hapis cezasıyla tutuklu bulunmaktadır.
APO 26 yıldır örgütünden uzak yaşamaktadır. Hukuk kuralları çerçevesinde bakarsak, sınırlı iletişim araçları kullanabilen ve özelikle de politik olayları ancak izin dahilinde TV de izleyebilmesi gereken Apo’nun bugünkü Kürt siyasi hareketi ve PKK nın durumu, yönetimi ve örgütteki gelişmeler konusunda pek fazla bilgiye sahip olmaması gerekmektedir. Şimdiki PKK yönetiminin kendisine bakış açısı da bir muammadır. Devletin tüm imkanları elinde bulunan Bahçeli açısından ise durum farklıdır.
Olayın Kürt halkı yönüyle değerlendirmesine gelirsek Kürtler, Türkiye nüfusunun %15 ila %20’sini oluşturmaktadırlar ve toplam sayıları 12,5 milyon ila 15 milyon arasındadır. İran, Irak ve Suriye’de de sayıları 3 ila 12 milyon arasında değişen önemli Kürt nüfusları bulunmaktadır. Yıllardır seçimlerde ciddi anlamda oy alabilen Kürt partileri var olduğuna göre, ülkemizde yaşayan Kürtlerin çözülmesini istedikleri birçok sorunları olduğu açıkça gözükmektedir. Örneğin Doğu Anadolu’nun GSMH dan aldığı pay %3,9 Güney Doğu’nun ise %5,1 dir (benim vergi gelirlerinden yaptığım araştırmada çok daha düşük gözüküyor). Bölgede AĞALIK sorununun büyük ölçüde üst yapıda da olsa bazı yerlerde devam ettiği bilinmektedir. Yine çok uzun yıllardır bölgeye yapılan yetersiz de olsa devlet yardımları büyük ölçüde bu bölgedeki başta ağalar ve yeni yetme burjuvaların eline geçmektedir. Bölge halkına ise bir faydası bulunmamaktadır. (Antalya’daki 5-7 yıldızlı otellerin sahiplerine bakabilirsiniz) Mutlaka bölge halkının daha çözülmesini istediği birçok problemi vardır. Kürt partilerinin söylemlerinde ise ben bunların yeterince dile getirilmediğini düşünüyorum?
Bu şartlarda sorunun çözümü için yapılacak şey açıktır. DEM partinin bilimsel araştırmalarla Kürt halkının tüm sorunlarını tespit edip TBMM ne getirmesi ve ülke halklarının gözü önünde, şeffaf ve halklar arasında yaratılmak istenen düşmanlığı da bitirecek şekilde çözümlerin bulunmasıdır.
AÇILIM adı altındaki bu girişimde, ilki gibi sadece PKK ODAKLIDIR! PKK nın bitirilmesinin en etkili yolu ise sorunları devlet tarafından tartışılıp çözülmeye başlayan bölge halkının PKK ya destek vermemesidir.

KIRSAL KESİM VE YERLEŞİM BÖLGELERİNDEN DESTEK ALAMAYAN TERÖR ÖRGÜTLERİNİN AYAKTA DURMASI HİÇBİR ZAMAN MÜMKÜN OLMADIĞINA GÖRE PKK’NIN GÜCÜ KISA ZAMANDA AZALACAK VE SONUNDA BİTECEKTİR.
Çok sevimli olmasa da bu konuda çok çarpıcı bir örnek vermek isterim. Benim hep karşı olduğum DEV-GENÇ hareketinde en sevdiğim, saydığım isimlerden biri olan Ulaş Bardakçı emperyalizme karşı kır gerillası ile mücadele yöntemini savunuyordu? Ancak bu kesimden hiç destekleri olmadığı için hem de yüksek ücret vererek koyun aldıkları çoban tarafından ihbar edildiler ve Nurhak Dağında gölde yıkanırken katledildiler?
Tabii ki de yazımın uzunluğu nedeniyle değerlendirme kapsamına alamadığım ABD faktörü ise hiçbir zaman unutulmamalıdır?