Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

NEDİR BU SOSYALİZM-7

ÇÖKÜŞÜN NEDENLERİ

SSCB modern tarihte ilk kez, ulus-devletler dünyasında ulussuz bir devlet olarak kurulmuştur ve sonuna kadar öyle kalmıştır. Eski hâkim ulusun adını kasıtlı olarak devlet adına katmamıştır. Bütün ezilen ve/veya küçük uluslara da dillerini, yazılarını, eğitimlerini, kültürlerini o güne kadar hiç görülmemiş ölçüde geliştirebilmeleri amacıyla özel olanaklar yaratmıştır.


Tüm bunlara baktığımızda, Çarlık Rusya’sı gibi çökmüş bir ülkeden sosyalist sistemi uygulayarak dünyanın 2.büyük ve güçlü ülkesini yaratan SSCB nasıl bu kadar kolay ve tepkisiz olarak çökebilmiştir. Çok zor da olsa açıklanması gereken ve dünyadaki tüm sosyalistlerin tartışması ve ders alması gereken konu budur.
Komünist topluma geçiş için uygulanan proletarya diktatörlüğünün çözmesi gereken çok fazla şey vardır Öncelikle ve mutlak olarak, Köleci, feodal ve kapitalist sistemlerde, oluşturulan, Bireyin haklarını toplum haklarından üstün gören ve , toplumsal hayatta bireyi her şeyin üstünde tutan bireyci insan yapısını değiştirip, İnsanların varoluşlarında yaşadığı İlkel Komünal Toplumda olduğu gibi özgür ve eşit tek tek kişilerin, sınıfların değil, toplumun yararını göz önünde bulunduran insan yapısını yaratmak sistemin olmazsa olmazıdır.
Tabii ki baştan beri anlattığımız gibi Çarlık Rusya’sından devralınmış köylü toplumunun çoğunlukta olduğu dünyanın en büyük ülkesinde komünizme geçiş için en önemli şey, bu süreci planlayabilmek, her türlü terslik veya değişiklikte gerekli kararları alabilmektir. Bunun için yönetimin elindeki en büyük güç Marksizmin temelinde yatan diyalektik materyalizm felsefesidir.
Diyalektik kavramı, kelime kökü diyalog ve etik kurallı bir şekilde tez ve antitezin ortaya konulmasıyla belli bir konu üzerinden ortak değerlerin inşası anlamına gelir, yani tartışılmış bir şekilde tezden senteze geçmiş, farkında olunmadan tekrar tartışılmasında yine aynı soru ve olası varsayımsal cevaplara ulaşılacak kavram değerlerine verilen genel adlandırmadır.(TEZ-ANTİTEZ=SENTEZ)
İşte daha önceki bölümlerde açıkladığım gibi, öncelikle ülke yönetiminin ve kamusal kurumların mutlaka diyalektik tartışma yöntemiyle sorunları bulup çözmesi toplumun da katılımıyla bu yönde değiştirebilmeleri yapılması gereken en önemli şeydir.
İşte bana göre, en önemli sorun bırakın toplumdaki bireyci insan yapısını değiştirmek YÖNETİCİLERİN KENDİ BİREYCİ YAPILARINI DEĞİŞTİREMEMELERİ ve diyalektik tartışmayı yok ederek sistemi çöküşe götürmeleridir.

Burada tartışılması gereken en önemli soru, “SSCB sosyalist olduğu için mi demokrasiyi uygulamamıştır yoksa yeterince sosyalist olmadığı için mi demokrat olamamıştır.’’ Tabii ki bana göre doğru olan 2.seçenektir. Özetle çöküş sürecinin ayrıntılarına bakarsak,
Sosyalist bilim insanlarının önemli bir kısmı ideolojik çöküşün ana suçlusu ve başlatanı olarak Stalin’i görmektedir. Stalin’in döneminde Politbüro’da demokratik seçim, ifade özgürlüğü, kolektif yönetim sistemi ihlal edilmiştir. 1930’ların baskısı altında, devletin kurucu üyelerinin (Lenin’in muhafızları) büyük çoğunluğu öldürülmüştür. Politbüro, Stalin’in her ifadesini koşulsuz olarak kabul eden, her görüşünü memnuniyetle karşılayan kalabalığa dönüşmüştür. Özgür düşünce ve çoğulculuğun olmaması, devlet aygıtında gerçek komünistlerin değil, “kariyeristlerin” iktidara gelmesine neden olmuştur.
Kanımca sosyalist teorinin ve devrimin en önemli insanlarından ‘’; özgürlüğü ortadan kaldıracak bir sistem olarak görülen “tek ülkede sosyalizmi” fikrini reddeden dünya devrimi fikri, enternasyonalin gerekliliği, sürekli devrim ve Doğu Bloku ülkelerinde gerçek sosyalizm olmadığı fikirlerini savunan, sosyalist devrimin en önemli insanlarından Troçki’nin çok önemli bu görüşlerini tartışmak yerine kendisi sürgüne gönderilmiş ve Meksika da 1940 yılında öldürülmüştür. Bu olay bile Stalin tarafından toplumu dönüştürmesi gereken SBKP yönetiminin kendi içinde bile tartışmanın nasıl bitirildiğinin çok önemli bir göstergesidir.
DEVAM EDECEK