NEDİR BU SOSYALİZM-9

SSCB NİN ÇÖKÜŞÜ!
Önceki 8 yazımda belirttiğim gibi insanları eşit özgür bir sistemde yaşatmak, Komünizmi kurmak için öngörülen proletarya diktatörlüğü Stalin’in parti içi ve dışı tartışmayı yok etmesiyle amacından büyük ölçüde sapmıştır. Son 5 başkan döneminde ise sistemi geliştirmek yerine başarısız kılmaya yönelik birçok uygulamalar yapılmıştır. En son Gorbaçov döneminde, glasnost (açıklık) ve perestroyka (yapılandırma) politikaları ile birlikte 75 senelik sistem, karşı devrim bile olmadan kapitalizme sulh içinde dönüş yapmıştır. Asıl ilginç ve üzücü olan ise son dönemlerde sayısı 20 milyona yaklaşan SBKP üyelerinin ve halkın bu gidişe dur dememesi veya diyememesidir.
Stalin döneminde, parti içindeki başlayan muhalefet hareketleri ciddi şekilde bastırılmıştı. Ancak, Stalin’in ölümünden sonra, parti içindeki bazı muhalefet hareketleri devam etmiştir Özellikle 1960’lar ve 1970’lerde, parti içindeki bazı üyeler, parti politikalarına ve yönetimine karşı çıkmıştır. Gorbaçov döneminde, glasnost (açıklık) ve perestroyka (yapılandırma) politikaları ile birlikte, parti içindeki muhalefet hareketleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış ve desteklenmiştir. Ancak bu muhalefet hareketleri sistemin çöküşüne engel olabilecek güce hiçbir zaman ulaşamamışlardır.

Aslında geçmiş yazılarımda detaylı anlattığım gibi Çarlık Rusya’sı gibi bitmiş bir ülkeyi devralan SSCB ekonomik ve sosyal alanda müthiş başarılar göstermiş ve rekor büyüme oranlarıyla ülkelerini dünyanın 2. Büyük ülkesi haline getirmiştir.1960 yılında her Sovyet ailesinin evinde radyo, televizyon ve buzdolabı vardı. Sovyetlerin dağılma sürecine girdiği dönemde dahi doktor ve hasta yatağı sayısı ABD’den daha fazladır1960-1970 arasında SSCB Amerika’yı ham petrol, çimento, metal kesme, haddelenmiş çelik, kaynak makineleri ve traktör gibi ürünlerde verimlilik açısından geçmiştir.
2.Dünya savaşından sonra ise en büyük yıkıma maruz kalıp en çabuk toparlanan ülke SSCB dir. Ancak bu dönemde soğuk savaşın başlamasıyla SSCB’nin ekonomik kaynaklarının önemli bir kısmı askeri sanayi ve uzay teknolojileri üzerine yoğunlaştırılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya ekonomisinin yaklaşık %70-75’i kapitalist ülkelerden oluşuyordu. Bu dönemde, ABD, Batı Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi büyük ekonomiler kapitalist sistemi benimsedikleri için dünya ekonomisinde önemli bir paya sahiptiler. SSCB’nin neredeyse tek başına bu ülkelerle bu yarışı sürdürebilmek için çok zor ve ekonomik maliyeti çok yüksek bir sürece girmiş ve toplam üretim içinde tüketim malları oranı oldukça düşmüştü. SSCB’nin ekonomik gerilemesi, kanımca mutlaka geçmişten gelen nedenler de olmak üzere, Stalin’in ölümünden sonra (1953) başlamıştır.
Buraya kadar yazdıklarım çöküş sürecindeki daha çok dış etkenleri gösteriyorsa da bu etkenlerin SSCB’yi çöküşe götürmesi kanımca tamamen parti ve toplum içi diyalektik tartışma ortamının yok edilmesiyle ilgilidir. Daha da önemlisi ve asıl sebep başta parti yönetimi olmak üzere sömürü sistemlerinin yarattığı BİREYCİ İNSAN YAPISI’NIN 75 YILLIK BİR DÖNEMDE DEĞİŞTİRİLEMEMİŞ olmasıdır.

Özellikle bu dönemde güçlenip küreselleşmeye başlayan kapitalist dünyada büyük çoğunluğun alım gücü olmasa da lüks tüketimin SSCB’deki insanların bir kısmını etkilemesi, iktidara gelişinin ilk yıllarında, kadın çorap sorununu çözmek için bir komisyon kuran Gorbaçov’un bu konuda acı bir şekilde söylediği: “DÜŞÜNÜN, DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ORDUSUNA SAHİP OLAN VE KOZMOSU FETHEDEN BİR DEVLET, KADIN KÜLOTLU ÇORAP SORUNUNU ÇÖZEMİYOR.”
9. bölümde anlatmaya çalıştığım şekilde, bugün küreselleşip, teknoloji devrimiyle beraber eli çok güçlenen ve her gün biraz daha eşitsizliği ve zulmü arttırıp dünyayı kıyamete götüren kapitalizm karşısında tek seçenek olan sosyalist sistemin tümüyle çöküşünün en önemli nedeni kanımca insanların asırladır içinde yaşadıkları sömürü toplumlarıyla oluşan bireyciliklerinin kolayca ve kısa süre içinde değiştirilememesidir. Böyle olunca da hangi sistemi getirirseniz, insanlar birlikte düşünüp, tartışıp daha iyi bir yaşam ve dünya için ORTAK AKILLA BİRLİKTE HAREKET ETMEDİKLERİ SÜRECE SÖMÜRÜ SİSTEMLERİ DEVAM EDECEKTİR.
Bilindiği gibi ben bir AKADEMİSYEN DEĞİLİM! Ayrıca halen Paylaşabileceğim herhangi bir örgüt içinde bulunmuyorum. Bu nedenle tek başıma, elimden geldiğince bilimsel araştırmalar da yapıp bugüne kadar yaşadığım, okuduğum, gördüğüm, izlediğim olayları düşünüp bu yazıları yazmaya çalıştım… Geleceğe umutla bakabilmek için çok kendilerine sosyalist diyen parti ve örgütlerin var oluş nedenlerini hatırlamaları ise en büyük dileğimdir.
















































