Haberi dinleyebilirisiniz!

UNUTULMAYANLAR

VELİ YALÇIN DÜZENLEMESİYLE UNUTULMAYANLAR

Metin Kurt
(Türk Futbolunun Che’si)

“Hafızası olmayan bir halkın geleceği de olmaz!”

Metin Kurt, 15 Mart 1948 tarihinde Kırklareli’nde dünyaya gelmiştir. İki kız kardeşi ve üç ağabeyi vardı. Babasının 1956 yılında ölümünden sonra aile İstanbul’a taşındı. Kendisini “Babamın öldüğü gün doğdum” diye anlatmaya başladı. İlkokulu Şişli 19 Mayıs ve Mecidiyeköy Taşocağı’nda, ortaokulu Nişantaşı Nilüfer Hatun’da ve liseyi Beyoğlu Erkek Lisesi ve Atatürk Erkek Lisesi’nde okudu. Ağabeyi İsmail Kurt, Galatasaray ve Fenerbahçe’de uzun yıllar futbol oynadı. 17 defa Milli Takım forması giydi ve birçok takımda teknik direktör olarak görev yaptı. Ağabeyinin evlenmesiyle aile ekonomik sıkıntı yaşamaya başladı. Lise son sınıfta ailesinin ekonomik sorunları nedeniyle okulu aksatmaya, amatör kümede futbol oynamaya ve para kazanmaya başladı. Sınıf öğretmeni Perihan Hanım, Metin’in okuması ve çalışkan öğrencisinin atom mühendisi olmasını istiyordu. Öğretmeni Metin’in futbolcu olma isteğine tepki gösterdi. Öğrencisinin ısrarı üzerine öğretmeni ısrarından vazgeçti ve Metin her takım istediği futbolcu oldu. Üç evlilik yaptı. Her evliliğinde bir, toplamda üç çocuğu oldu.

Metin Kurt, babasının kendilerine sürekli tekrar ettiği, “Herkese kamuoyuna dikkat edin. Onlara karşı hiçbir zaman ve hiçbir yerde mahcup olmayın. Sakın zayıflarla uğraşmayın, güçlülerle uğraşın, zayıflara bakın, arka çıkın ama güçlülerle uğraşın…” sözlerini yaşam boyu kulağına küpe yaptığını ifade etti.

Metin Kurt, ilk profesyonel transferini Altay’a yaptı. Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarında oynadı. Daha sonra PTT’ye transfer oldu. Genç Milli Takıma çağrıldı. Daha sonra ünlü futbolcu olan Varol Ürkmez, Mustafa Denizli ve Ender Konca ile futbol oynadı. PTT’de iken kulübün malzemecisi Aydoğan sayesinde kitaplarla tanıştı. Viktor Hugo’nun Sefiller kitabından sonra okuduğu Pulitzer Ödülü’de kazanmış olan; önce senatör, sonra da ABD’nin 35. Başkanı Olan John F. Kennedy’nin “Cesaret Profilleri” kitabındaki ”Doğru olduğuna inandığın şeyden çekinme. Er ya da geç zafer senindir.” cümlesini yaşamının vazgeçilmez ilkesi yaptı. Yine aynı kulübün antrenörü Tamer Güney’den etkilendi. Takım içindeki bir tartışma sonrasında antrenörüyle yaptığı bir konuşmayı hiç unutmadı. Tamer Güney, sürekli okuyan, düşünen ve aydın bir insandı. Metin Kurt’u kadro dışında bıraktığında O’na şunları söyledi: “Sen… Bir: Kendi gücünü hesap etmedin. İki: Karşındakinin gücünü hesap etmedin. Üç: Harekete geçeceğin zamanı iyi hesap edemedin” dedi. Metin Kurt, antrenörü Tamer Güney’in verdiği bu öğüdü hiç unutmadı. Metin sürekli kitap okuyordu. 30 Mart 1972 tarihinde Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazın Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp’in katledilmesi ve 6 Mayıs 1972 tarihinde Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmesinde acılar yaşadı. Babasından öğrendikleri, yaşadığı haksızlıklar, gördüğü katletmeler ve duyduğu işkenceler sonucu solcu oldu. Okudukça, öğrendikçe ve yaşadıkça sosyalist oldu.

PTT’den sonra 1970 yılında Galatasaray’a transfer oldu. Galatasaray’da ünlü antrenör Çoşkun Özarı ve Brian Birch’le çalıştı. Bu dönemde şampiyonluklar yaşadı ve takımın değişmez oyuncuları arasında yer aldı. Bu dönemde A Milli Takım”a alındı. Dönemin birçok ünlü futbolcusuyla oynadı: Cemil Turan, Ziya Şengül, Sanlı Sarıalioğlu, Ender Konca gibi.

Metin Kurt Galatasaray’da altı sezon, dönemin ünlü antrenörü Brian Birch’le üst üste üç şampiyonluğun kazanılmasında önemli rol oynadı.

Futbolcuların esir pazarında mal gibi alınıp satılmasına ve sözleşmelerin kulüp çıkarlarına göre düzenlenmesine itiraz etti. Antidemokratik uygulamalara karşı sakal bıraktı. Bunu bir protesto olarak yaptı. Bildiriler yayınladı. 1976 yılında kazanılan kupa sonucu ödenmesi gereken primlerin ödenmemesi karşı arkadaşlarıyla birlikte tepki gösterdi. Dönemin Galatasaray Başkanı Turgay Ece, futbolcuların haklarını istemeleri ve bunun için mücadele etmelerinden hoşlanmadı. Takımla yaşadığı bir prim sorunu nedeniyle, Metin’e soyunma odasında; “Futbola anarşiyi soktunuz. Bu anarşistlerin başı sensin!” dedi. Metin Kurt ve bazı arkadaşları süresiz kadro dışı bırakıldı. Kadro dışı kalan arkadaşları Metin’le birlikte davranmayı bırakarak takıma geri döndüler. Metin Kurt ise Kayseri’ye gönderildi. 1976 yılında Kayserispor’a transfer oldu, 3 yıl sonra 31 yaşında futbolu bıraktı.

Futbolu bıraktıktan sonra kendisine teklif edilen jübile maçını “dilencilik” olduğundan dolayı kabul etmedi.

O dönemin Fenerbahçe antrenörü Didi “Metin değil Türkiye’de, Avrupa’nın her takımında rahatlıkla oynar. Metin’siz Galatasaray, rölantide çalışan bir motora benziyor. İstemiyorlarsa, bize versinler” diye açıklama yapmıştır.

Eski milli futbolcu, İstiklal Mahkemesi’nin üç Ali’den birisi olan Kılıç Ali’nin oğlu ve ünlü sağcı yazar Altemur Kılıç’ın ağabeyi Gündüz Kılıç, Metin Kurt’u evine davet eder “Metin Kurt okuma! Şimdi beni iyi dinle Metin Kurt! Sen, futbolun dışında başka şeyler düşünürsen bu camianın içinde kalamazsın…” dedi. Futbol camiası, dün olduğu gibi bugünde, okuyan, düşünen ve mücadele eden futbolcuyu istemedi. Günümüzün olumsuz futbol figürlerinden olan ve topluma örnek(!) olarak gösterilen Fatih Terim, Emre Belözoğlu ve Arda Turan gibi insanların değerlendirmesini okuyucuya bıraktım. Gençlerin örnek alacağı/alacakları insana/insanlara dikkat etmelerine özen göstermeleri gerekir.

Metin Kurt, 26 kez A Milli, 9 kez 21 yaş altı, 2 kez de 18 yaş altı takımlar olmak üzere toplamda 37 kez Milli Takım formasını giydi. Futbolu bırakmasından sonra Kayseri, Sivas, Yedikule ve Eyüpspor gibi birçok futbol kulüplerinde teknik direktörlük yaptı.

Futbol dünyasında örgütlenme ve sendikalaşma hareketinin öncülerinden olan Metin Kurt, Profesyonel Futbolcular Derneği (PFD), Amatör Futbolcular Derneği (AFD), Spor Emekçileri Sendikası (SPOR-SEN), Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (SPOR EMEK-SEN) meslek örgütlerinin kurucuları arasında yer aldı.

Hayata bakışını ve siyasi görüşünü hiç saklamayan Metin Kurt, 2011 seçimlerinde Türkiye Komünist Partisi (TKP)’den İstanbul Milletvekili adayı olmuştur.

Hakkındaki eserler aşağıdadır:
– Vecdi Çıracıoğlu, Gladyatör: Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikayesi, Metin Kurt, Everest Yayınları, İstanbul, 2009. (2009 yılında Abdullah Baştürk İşçi Edebiyat Ödülü aldı)
– Kesmeşeker, Doğdum Ben Memlekette, Metin Kurt Yalnızlığı, 2012.
– Metin Kurt, Çizgideki Gladyatör, derleyen: Jale Altunel, Yazılama Yayınevi, İstanbul, 2012.
– Kenan Başaran, Metin Kurt-Devrim Atağında Yalnız Bir Futbolcu, Destek Yayınları, İstanbul, 2021.

Futbolumuzun “Çizgi Metin”i, “Türk Futbolunun Che’si”, “Futbolun Devrimcisi”, “Futbolun Spartaküs’ü”, 1976 yılındaki Galatasaray başkanı Turgay Ece’ye göre “komünist” Metin Kurt, 24 Ağustos 2012 tarihinde İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucu 64 yaşında yaşama veda etti.

“Futbolcu da işçidir, kendi emeğini satabilme hakkına sahiptir. Eğer kulüpler futbolcuları keyiflerine göre alıp satıyorsa o halde köleden başka bir şey değiller.”

“Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim. Antrenör ve idarecilerin olduğu tarafta oynamayı sevmiyorum. Kapalının önünde oynamamak için bir devre sağ açık, bir devre de sol açık oynardım.”

“Tabanı olmayan spor ’emek batakhanesi’dir. Bizler futbolu bir oyun olduğu için sever ve oynardık. Artık futbol, para, son model arabalar ve güzel mankenler için oynanıyor.”

”Kötü futboldan yakınmamızdan suç bende olduğu kadar, sizdedir de aynı zamanda. Cebinizden çıkan paranın, statlara harcadığınız paranın nereye gittiğini, nasıl bilinçsizce bilmeden sahalara koşturuyorsunuz…Bu düzen değişmedikçe güzel futbol beklemek hayaldir. Bir ülkenin sosyoekonomik yapısı düzelmeden spor da düzelmez.”

“Futbol borsada değil, arsada güzel” diyerek içinde bulunduğu düzene karşı duruşunu net biçimde ortaya koyan, aktif futbol yaşamı ve sonrasında bu mücadelesi devam eden Metin Kurt’tan geriye kocaman bir onur abidesi kaldı.

Metin Kurt, insanca yaşam mücadelesi verenlerin aklında, kalbinde ve mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.

Yazıyı, 1990’ların başında İstanbul Kadıköy’de kurulan ünlü Rock grubu Kesmeşeker’in 2011 yılında çıkardığı ve kapağında Metin Kurt’un fotoğrafı olduğu “Doğdum Ben Memlekette” albümündeki, “Metin Kurt Yalnızlığı” şarkısının sözleriyle bitirelim…

Metin Kurt Yalnızlığı

Fazlalık var atalım
Denizciler, havacılar yaptı bunu
Sardunya kırmızı bir yüzün var
Yola çıkalım desem
Yolsuzuz o başka
Haydutlar ölmeden son bir dans
Ne dersin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel
Kula kulluk etmezdin
Çok yanlış biriydin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?
Yani iki şişe ucuz şarap
Bir tarih yazabilir
Verdiğim tüm sözler
Bir anda uçabilir
Sıcak bir bira
Aşk sendikasında
Metin Kurt gibi yalnızız
Ceza sahasında
Ne güzel, ne güzel..
Gördüm seni cebinde
Kuşku bombasıyla
Salı pazarı ihtişamıyla bir sofrada
İnandığın her şeyi attığın kalbinde
İnanmadığın her şey yedek kulübende
Haydutlar ölmeden son bir dans
Ne dersin?
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel
Kula kulluk etmezdin
Çok yanlış biriydin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?
Yani ki şişe ucuz şarap
Bir tarih yazabilir
Verdiğim tüm sözler
Bir anda uçabilir
Sıcak bir bira
Patlak bir sigara
Metin Kurt gibi yalnızız
Ceza sahasında
Ne güzel, ne güzel
Ne güzel, ne güzel.

VELİ YALÇIN