17.02.2026
Mor Şalvar ve Tiyatronun Unutturulmak İstenen Görevi

Rahmi Dilligil yazdı: Tiyatro, iktidarları rahatsız ettiği ölçüde tiyatrodur. Mor Şalvar, bu rahatsızlığı sahneye taşıyan ender işlerden biri.
Tiyatro tarihi bize şunu öğretir: Sahne, egemenlerin hoşuna giden bir süs alanı değildir. Antik Yunan’da Aristophanes iktidarla alay ettiği için hedef alınmıştı. 20. yüzyılda Bertolt Brecht, tiyatronun seyirciyi uyutmasına değil, uyandırmasına kafa yordu. Erwin Piscator sahneyi doğrudan siyasal bir kürsüye dönüştürdü.
Türkiye’de ise Haldun Taner, mizahın en keskin halini kullanarak düzenin ikiyüzlülüğünü sahneden yüzümüze çarptı.
Bugün dönüp baktığımda şunu net biçimde söyleyebilirim:
Mor Şalvar, bu geleneğin günümüzdeki karşılıklarından biridir.

Ferhat Lüleci’nin yazdığı, Ufuk Yaşar’ın sahneye taşıdığı bu oyun, kadını “acı çeken masum figür” olarak sunma kolaycılığına düşmüyor. Kadını, sınıfsal kuşatılmışlığı içinde, sistemle boğuşan bir özne olarak ele alıyor. Bu tercih başlı başına politiktir. Çünkü bu ülkede yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin politik olmadığı söylenir durur. Oysa hepsi siyasetin doğrudan sonucudur.
Dört kadının, temizlik yapmak için girdikleri bankada aynı noktada buluşmaları tesadüf değildir. Bu sahne bize şunu anlatır:
Sistem, emekçiyi yalnızca temizlerken, taşırken, susarken ister. Karar aldığında ise suçlu ilan eder.
Mor Şalvar, tam da bu ikiyüzlülüğü ifşa ediyor.

Günümüzde tiyatrodan “tarafsız” olması isteniyor. Sanattan “kimseyi rahatsız etmemesi” bekleniyor. Oysa tarafsız tiyatro diye bir şey yoktur. Tiyatro ya güçlünün yanındadır ya da ezilenin. Üçüncü bir yol yoktur.
İzmir Şehir Tiyatroları’nın bu oyunu sahnelemesi, yalnızca sanatsal bir tercih değil, açık bir kamusal tavırdır. Yerel yönetim tiyatrolarının neden hayati olduğunu da burada görürüz. Çünkü piyasanın değil, toplumun sesini sahneye taşırlar.
Karşıyaka’da açılacak bu perde, yalnızca bir oyunun perdesi değildir.
Bu perde, unutturulmak istenen bir gerçeği yeniden görünür kılmaktadır.
Ve yıllarını tiyatroya vermiş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Tiyatro sustuğunda toplum karanlığa gömülür. Mor Şalvar, bu karanlığa yakılan bir ışıktır.









































