Carmina Burana Efes’te: Sanatın Kalbine Yolculuk

Carmina Burana’ya gittik. Efes Opera ve Bale Festivali’nin 8’incisi…
Harikaydı. Ruhumuzun derinliklerine işleyen bir deneyimdi. Bu başyapıtı sadece bir yerlerde kıstırıp izlemek yetmez. Burada izlemek gerek, Efes’te!
O atmosferde tüm hatalar siliniyor; milliyet, dil, kimlik gibi tüm ayrımlar yok oluyor. Sanatın o büyülü uygulamasında, bir parçanız oluyor her şeyin.

Carmina Burana’yı aslında pek çoğumuz tanıyoruz. Bazen telefonlarımızda fon müziği olarak karşımıza çıkıyor, bazen radyolarda sözleri uyarlanmış bir reklam cıngılı olarak… Kimi büyük mağazalarda, alışveriş temposunu yükseltmek için yankılanıyor.
İster rejili sahne kantatı olarak sergilensin, ister sadece konser formunda icra edilsin… Carmina Burana’nın dinleyicisiz kalması mümkün değil. Belki de Türkiye’de en çok bilinen ve sevilen korolu eser bu.
Latince’de “Carmen”in çoğul hali: Carmina.
En çok bilinen bölümü olan “O Fortuna”, ilk kez 1981 yapımı Excalibur filminde geniş kitlelerle buluşmuştu.
İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin dünkü sahnelemesinde atmosfer ve orkestra şefi, her şeyi kurtardı. Harika bir orkestra şefiydi, minnettarız. Bis bölümündeki coşkulu uygulama, ayakta alkışlarla karşılığını buldu.
Çocuk korosu ve eğitmeni de son derece başarılıydı.
Bu denli etkileyici ve yüksek kalitedeki uygulamalar gölgede kalmamalı. Önümüzde hâlâ Aspendos ve Bodrum Bale Festivalleri var.
Bravo Tan Sağtürk.

Son olarak bir not:
Perdelerle kapatılmış alanlarda nelerin inşa edildiği, kamyonlarca toprağın neden taşınıp götürüldüğü de merak konusu. Sanatın ışığı altında bu sorular da bir gün aydınlanmalı…

















































