Berhan Şimşek: Sözün ve Vicdanın Temsilcisi

Bazı insanlar vardır; sahneden indiklerinde bile rol oynamazlar. Çünkü hayatları bir karakterden ibaret değil, bir duruştur. İşte Berhan Şimşek böyle biridir.
Türk sinemasının derin iz bırakan yüzlerinden biri olarak, yalnızca oyunculuğuyla değil; hayata, insana, adalete karşı duyarlılığıyla da bir kuşağı etkilemiş, sosyal demokrat bir sanat tutumunu ete kemiğe büründürmüştür. Oynadığı rollerle sadece sahnede değil, yüreğimizde de bir ışık yakmıştır.
Ancak Berhan Şimşek sadece bir sanatçı değildir. O, halkın nabzını tutan bir siyasetçidir. Mikrofonu eline aldığında, ekranlara çıktığında, her zaman dik durmuştur. Sözünü sakınmadan, partisini koruyarak ama gerçeği de eğip bükmeden konuşmuştur. Beklemeyi de bilmiştir, susması gerektiğinde susmuş ama zamanı geldiğinde en gür sesle konuşmuştur. Çünkü siyaseti kariyer olarak değil, mücadele olarak görenlerdendir.
Onun durduğu yer nettir:
Emeğin yanında, ezilenin safında, adaletin izindedir.
Bir siyasetçiden beklenen erdem neyse, bir sanatçıdan beklenen duyarlılık neyse, Berhan Şimşek hepsini fazlasıyla taşımaktadır.

Peki şimdi ne oluyor CHP’de?
Baskın bir kurultay kararıyla, demokratik teamüllerin içi boşaltılmış durumda. Partinin farklı damarları kendi içinde pozisyon alıyor.
A) Baskıncılar,
B) Sadece Ekremciler,
C) Özgür Particiler.
Berhan Şimşek, bu son grupta, özgürlükçü, partinin öz evlatlarının sesi olan cephede duruyor. Ve evet, o genel başkanlığa aday olmak istiyor. Çünkü sadece eleştirmekle yetinmeyenler, taşın altına elini koyar.
Ancak önüne türlü engeller çıkarılıyor. Konuşmasına bile fırsat tanınmıyor. Sorulsaydı belki, sadece aday değil, yol arkadaşı da olacaktı. Ama CHP’deki “tek adam olmazsa olmaz” anlayışı yine sahnede. Ne çarşaf listeye göz yumuluyor, ne çoğulculuğa alan bırakılıyor.

Berhan Şimşek’in adaylığına karşı geliştirilen sudan bahaneler; aslında bir zihniyetin, bir anlayışın ipliğini pazara çıkarıyor. Kurultay; kişilerin değil, ilkelerin yarıştığı bir zemin olmalıydı. Oysa görüyoruz ki, yangından mal kaçırır gibi süreci kilitleyenler var.
Ama unutmayın: Berhan Şimşek sadece bir kişi değildir. O, bir anlayışın, bir hayalin, bir temiz siyasetin adıdır. Onu aday yapmamak, yalnızca bir kişiye değil; umutla bakan binlerce göze yapılmış bir haksızlıktır.
Altı okun her biri hâlâ yerinde duruyor ama o okları çeken yay eğilmişse, oku hedefe ulaştırmak mümkün olmaz.
Devrimciler yılmaz. Onlar her düşüşte daha dik yürümeyi öğrenir.
Ve biz biliyoruz: Daha da hazırız. Daha da kararlıyız.
Çünkü biz, Berhan Şimşek gibi insanların çoğalmasını değil; susturulmasını dert eden bir düzenle hesaplaşmaya geliyoruz.












































