Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

BU YARIŞMAYA İTİRAZIM VAR!

Balkona sardunya diken ödül alıyor, biz hâlâ su sırasındayız…

Kuşadası Belediyesi sağ olsun, memleket meselelerini çözdü de sıra “En Güzel Bahçe, En Güzel Balkon” yarışmasına geldi. Sadece yarışma düzenlenmedi tabii… Dereceye girenlere bir de para ödülü verildi. Ama öyle ufak tefek bir jest değil ha! Bildiğiniz emekli maaşını sollayan bir meblağdan söz ediyoruz.

Bakın, yanlış anlaşılmasın… Çiçekleri severiz. Balkon süsleyenleri takdir ederiz. Bahçeye emek vereni alkışlarız. Ama biri sardunyayı sarkıtıyor, diğeri begonvili şova çıkarıyor, sonra da eline zarfla ödül tutuşturuluyor. Hayır, insan balkona çamaşır asarken bile bir ödül bekler hâle geldi artık. Kent konseyi böyle akçeli işlere ortak olmazdı. Bildiğim tek akçeli iş Depremzedeler için yapılan kermes.

Gelelim esas meseleye…

Ben Karaova Mahallesi’nde, yıllardır şehir şebekesi olmayan bir evde yaşıyorum. Taşıma suyla bahçe değil, anca nefes alabiliyorum. Sırtımda bidonla yokuş çıkarken, bir yerlerde “En Estetik Balkon Kompozisyonu” diye jüri toplanıyor. Eh, taşıma suyla değirmen dönmez ama yarışmaya başvuru yapılabiliyormuş meğer…

Kuşadası’nda inşaat kamyonlarının arasında, toz bulutlarıyla boğuşarak yaşıyoruz. Bu tozda hangi çiçek açar Allah aşkına? Şehirde beton yarışına girmişken, biz balkonun varlığına bile hasretiz. Ama bazıları begonvil estetiğiyle teşvik ödülü alıyor. Hadi oradan!

Hadi diyelim, “teşvik” olsun… Plaket verin, teşekkür edin, kamu spotu çekin. Ama kamu bütçesinden para ödülü mü? O da neyin nesi? Belediye bütçesi artık balkon süsleme fonuna mı ayrıldı? Bu işin kamu yararı neresinde? Millet doğalgaz faturasını ödeyemiyor, burada balkon şıklığına bütçe ayrılıyor.

Ben Kent Konseyi Meclis Başkanlığı yaptım. Cebimizden harcayıp kent için projeler ürettik. Bir saksı için ödül dağıtanlar, keşke bizim projelere bir buket teşekkür göndermeyi akıl etseydi.

Evet, bu yarışmaya itirazım var. Taşıma suyla yaşayıp, gölgede kalanlar olarak biz bu oyunun dışındayız. Ama merak etmeyin… Bir dahaki yarışma “En Sürreal Bahçe Deneyimi” olursa, ben şimdiden adayım. Tek kriter: Susuzluk, gürültü ve umutsuzluk içinde çiçek açtırabilmek!