Haberi dinleyebilirisiniz!

Siyasi Mobbing ve Liyakatsız Kadrolar

HÜSEYİN ASAR 

Mobbing, duygusal yıpratma, suçlama, dedikodusunu yaparak saygınlığını zedeleme, küçük düşürme olabileceği gibi doğrudan veya dolaylı şiddet uygulayarak, bir kişiyi işi bırakmaya zorlamaya kadar giden bir süreci ifade eder.

Mobbing kavramı sadece iş hayatıyla sınırlı bir kavram değildir.
En tehlikeli olanı ise siyasi mobbingdir. Siyasi mobbing, siyasetçiyle beraber halkın ahlakını da doğrudan doğruya etkilemektedir. Mobbingin etkili olduğu yönetimlerin idaresinde yaşayan insanlar, kendilerini güvende hissetmezler, temel değerlerini yitirdiklerini düşünürler. Ayakta ve sistem içinde kalmak için de yalan ve ikiyüzlülüğe başvururlar. Zaten liyakatın olmadığı, “Bizdensen tamamdır” anlayışının olduğu sistemlerde yetenekler de gelişemez. Üstelik siyasi mobbing neticesinde özgür düşünen, bağımsız davranan, zora talip olan nitelikli kişiler bu baskıcı yöntemlerle pasifize edilirler. Toplumsal motivasyon kırılır, değerler yitirilir. Bu yüzden özellikle böyle toplumlarda bu siyasi mobbing sonucunda ahlaki dejenerasyonu önlemek için, demokrasiye ve liyakatlı kadrolara daha çok ihtiyaç vardır.
Ayrıca, siyaset ve mobbing, bu iki kelime yan yana gelince etkisi büyük oluyor. Siyasi mobbing ülkemizde en şiddetli şekilde vardır. Siyasilerin, kendilerinden farklı düşüncede olanlara veya daha küçük gruplara yaptıkları mobbinge siyasi mobbing denilir. Mobbing ve siyaset aslında çok şey ifade eder.

Demokratik, şeffaf, adalet kuralları sağlıklı işleyen ülkelerde siyasi mobbing çok az görülürken, bizim gibi az gelişmiş ülkelerde siyasi mobbing oldukça fazladır. Bunun nedeni siyasi mobbinge karşı gelişmiş ülkelerdeki örgütlü ve duyarlı olan demokratik toplum anında tepki vererek en çabuk şekilde karşı koyabilmektedir.
İsterse bir birey, isterse bir grup mobbinge maruz kalsın, yeterince demokratik olmayan ve örgütlülük oranı düşük olan toplumlarda anında reaksiyon gösterilmediği için mobbing oranı çok yüksek değerlerde ulaşmaktadır. Demokratik yönetime sahip ve şeffaf olan toplumlarda siyasilerin, siyasi mobbing yaparak, taraftar sayısını arttırması mümkün olmadığı gibi var olan taraftarlarını da kaybetme riski yüksektir.

Bir toplum örgütlü ise o toplumda haksızlığa karşı duyarlılık da gelişmiş demektir. Tam tersi bizim gibi ülkelerde neredeyse mobbinge, yani haksızlığa uğrayanlar adeta suçlu ilan edilmektedir.
Örnek verelim.
Şimdi bir siyasi partinin ilçe başkanını düşünün. Yerel Yönetim seçimleri için aday adayı olan çok sayıda kişiden sadece birine yakınlık duyuyor. Onun başvurusunu bizzat kendi alırken diğer adayların başvurusu sırasında ortalarda görünmüyor. Diğer aday adayları başvurularını açıklamak istediklerinde her türlü zorluğu çıkarıyor. Örgütüne duyuru yapmıyor, bilgi vermiyor, örgütün olanaklarından mahrum bırakıyor, cinsiyet ayrımı yapıyor, aday adayını desteklemediğini göstermek için her yolu deniyor. Hani demokrasi, hani eşitlik, hani insanlık?
Siyasete giren insanları yok saymakla, onları itibarsız duruma düşürmek için elinden geleni yapmakla bir yere varamayacak olan yöneticilerin, liyakatsız olduğunu bilmek için kehanet sahibi olmaya gerek yok.

“Hayat, insanın cesaretine göre büyür veya küçülür.” (Anais Nin)

HÜSEYİN ASAR