ATATÜRK VE DONANMA-6

Cumhuriyetin ilk yıllarında (1923–1932) Türkiye’nin dış politikası Lozan Antlaşması’nın etkisinde, karşılıklılık esasına göre yürütülmüştür. 1932’den sonra Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne katılarak bağımsız bir dış politika izlemeye başlamış, dünya devletleriyle dostane ilişkiler kurmayı hedeflemiştir.
Aynı dönemde Türk deniz politikası da bu gelişmelerden etkilenmiştir. 1930’lardan itibaren İtalya’nın Akdeniz’de yayılmacı tutumu Türkiye için tehdit oluşturmaya başlamış, Mussolini’nin saldırgan politikaları Ankara-Roma ilişkilerini bozmuştur.

Bu ortamda Atatürk, 16 Şubat 1935’te Ege Vapuru ve Zafer Muhribi ile Akdeniz’e doğru önemli bir deniz seyahatine çıkmıştı. Seyahate Nuri Conker, Afet İnan, Makbule Atadan gibi yakınları da katılmıştı. Ege Vapuru kendisine refakat eden Adatepe ve Zafer muhripleri ile birlikte harekete geçmişti.
Atatürk, denizde rota, seyir ve dil konuları üzerine subaylarla konuşmuş, Güneş Dil Teorisi çerçevesinde “rota” kelimesinin kökenini tartışmıştır. Komodor Sait Halman ile deniz savunma stratejileri ve Türk donanmasının geleceği üzerine fikir alışverişinde bulunmuştur.
17–25 Şubat 1935 tarihleri arasında yapılan bu seyir sırasında gemiler Alanya, Antalya, Taşucu, Silifke, Mersin, Fethiye ve Marmaris gibi limanlara uğramıştı. Atatürk sahil şehirlerinde halkla buluşmuştu, bazı kaynaklara göre Alanya’da hazırlıksız bir karşılama ile karşılaşmış, bazı kaynaklara göre ise halkın sevgisiyle karşılanmıştır.
Seyahatin temel amacı, İtalyan tehdidi karşısında Türkiye sahillerini bizzat incelemek ve Akdeniz’de Türk varlığını göstermekti. Atatürk’ün, Rodos ve Oniki Ada civarını gözlemleyerek stratejik değerlendirmelerde bulunduğu bilinmektedir.
Atatürk, dönüş yolunda Zafer gemisinin “Hatıra Defteri”ne subay ve erlerin görev bilincinden duyduğu memnuniyeti yazmıştır. Bu seyahat, onun denizciliğe ve ulusal savunmaya verdiği önemin somut bir örneğidir.
Bu geziden sonra Atatürk’ün Donanma gemileriyle başka bir seyahati olmamış, 1938’de Savarona Yatı’na geçmiştir.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve kararlığının bir gösterisi olan bu Akdeniz Seyahati sonrasında Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini yeniden kazanmış, ardından Türk Donanması 1936’da Malta’yı ziyaret ederek İngiltere ile ilişkilerini güçlendirmiştir.
Özetle:
Atatürk’ün 1935’teki Akdeniz seferi, hem Türkiye’nin deniz savunmasını bizzat yerinde incelemek hem de İtalya’ya karşı diplomatik bir güç gösterisinde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Bu gezi, Türk denizciliğinin gelişiminde ve Cumhuriyet donanmasının güçlendirilmesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Devam edeceğiz.
















































