ORTA DOĞU ANALİZLERİ – 1
BENJAMİN NETANYAHU KİMDİR?

Orta Doğu’yu anlamanın birkaç yolundan biri de Kenneth Waltz ’un ünlü eseri “The Man, The State and The International System” (Adam, Devlet ve Uluslararası Sistem)’de belirttiği gibi aktörleri anlamaktan geçer. Şüphesiz şu an için Orta Doğu’daki en önemli aktör Katil Netanyahu ya da Bibi. Bazı sözde “derin devlet temsilcileri” ya da “sözde devlet aklı” olarak bilinenlerin aksine Benjamin Netanyahu çok kaliteli, donanımlı ve deneyimli bir siyasetçi.
Annesi Tzila Segal, Kudüs Mutasarrıflığı’nda bulunan Petah Tikva’da doğmuş—ailesi 1870’lerde Litvanya’dan Minneapolis’e göç etmiş ve 1911’de oraya taşınmış. Londra’daki Gray’s Inn’de hukuk eğitimi almıştı. Babası, Varşova doğumlu Benzion Netanyahu, İspanya’nın Yahudi Altın Çağı konusunda uzmanlaşmış bir tarihçiydi. Baba tarafından büyükbabası Nathan Mileikowsky, bir haham ve Siyonist yazardı. Netanyahu’nun babası Manda Filistin’e göç ettiğinde, “Netanyahu” adını almıştı; bu, “Tanrı verdi” anlamına gelmektedir. Ailesi ağırlıklı olarak Aşkenaz olsa da, bir DNA testinin bazı Sefarad kökenlerini ortaya çıkardığını söylemiştir. Vilna Gaon’dan geldiğini iddia etmektedir. Yani anlayacağınız o da bazıları gibi din ulularının soyundanmış.

Vilna Gaon olarak da bilinen Elijah ben Solomon Zalman (23 Nisan 1720 – Vilnius, 9 Ekim 1797), Litvan Yahudi Talmudcusu, halakhist, kabbalist ve son birkaç yüzyılın en önde gelen misnagdik (Hasidik olmayan) Yahudi lideriydi. İbranice’de genellikle ha-Gaon mi-Vilna, yani “Vilnius’lu dahi” olarak anılır.
21 Ekim 1949 tarihinde Tel Aviv’de doğan Benjamin “Bibi” Netanyahu, 2022 yılından bu yana İsrail Başbakanı olarak görev yapan bir politikacı ve diplomattır. Daha önce 1996-1999 ve 2009-2021 dönemlerinde de görev yapan Netanyahu, İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanıdır.
Netanyahu, Batı Kudüs ve Amerika Birleşik Devletleri’nde büyüdü. 1967 yılında İsrail’e dönerek İsrail Savunma Kuvvetleri’ne katıldı ve Genelkurmay Keşif Birliği olarak bilinen Sayeret Matkal özel kuvvetler komutanlığı bünyesinde görev yaptı. Her şeyden önce bir sahra istihbarat toplama birimi olan Sayeret Matkal, stratejik istihbarat elde etmek için düşman hatlarının gerisinde derin keşifler yapmanın yanı sıra, İsrail sınırlarının ötesinde terörle mücadele ve rehine kurtarma görevlerini de yerine getirir. İlk komutanı Avraham Arnan’ın girişimiyle 1957 yılında kurulan birim; Palmach gazileri, İstihbarat Birliği gazileri, 101. Birim ve Paraşütçü Tugayı gazilerinden, ayrıca genç kibutz üyelerinden oluşuyordu ve imkan ve kaabiliyetlerinin ve faaliyetlerinin çoğu aşırı derecede gizli tutuluyordu.

1972’de ABD’ye geri döndü ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Boston Consulting Group’ta çalıştı. 1978’de İsrail’e geri döndü ve Yonatan Netanyahu Terörle Mücadele Enstitüsü’nü kurdu. Peki adına terörle mücadele enstitüsü kurulan Yonatan kimdi?
13 Mart 1946 doğumlu İsrailli bir asker olan Yonatan Netanyahu Entebbe baskını sırasında Sayeret Matkal’a komuta etmiştir. Baskın, 1976’da İsrail’den Fransa’ya giden uluslararası bir sivil yolcu uçağının Filistinli ve Alman militanlar tarafından kaçırılmasının ardından başlatılmıştır. Militanlar, uçak Yunanistan’da bir aktarma yaptığı sırada kontrolü ele geçirip uçağı Libya’ya ve ardından Uganda’ya yönlendirmiş, burada Uganda diktatörü Idi Amin’den destek almışlardır. İsrail’in terörle mücadele operasyonu başarıyla sonuçlanmış, 106 rehineden 102’si kurtarılmıştır; ancak Netanyahu, operasyon sırasında hayatını kaybetmiş ve kriz sırasında ölen tek İsrailli asker olmuştur. İsrailli profesör Benzion Netanyahu’nun en büyük oğlu ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun kardeşi olan Yonatan, New York’ta doğmuş ve gençliğinin çoğunu lise eğitimini aldığı Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirmişti.

Bizim Netanyahu yani Benjamin 1984-1988 yılları arasında, İsrail’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak görev yaptı. 1993 yılında Likud’un başkanlığına seçildikten sonra siyasi açıdan ön plana çıktı ve muhalefetin lideri oldu. 1996 genel seçimlerinde Netanyahu, doğrudan halk oyu ile seçilen ilk İsrail başbakanı oldu. 1999 seçimlerinde yenilen Netanyahu, özel sektöre geçti. Dışişleri ve maliye bakanı olarak görev yaptı, ekonomik reformlar başlattı, ardından Gazze’den çekilme planı nedeniyle istifa etti.
Likud’un ne olduğunu anlayabilmek için kelime karşılığının İttihat (Birleşme) olduğunu söyleyebiliriz. Resmi adıyla Likud – Ulusal Liberal Hareket olarak bilinir ve İsrail’in en önemli sağcı siyasi partisidir. Likud,1973 yılında Menachem Begin ve Ariel Sharon tarafından, o yılki yasama seçimlerinden önce bir sağcı partiler—Herut, Liberal Parti, Serbest Merkez, Ulusal Liste ve Büyük İsrail Hareketi— ittifakı tarafından laik bir parti olarak kuruldu.
Şimdi gelelim Netanyahu-Trump aşkına. Netanyahu, 2005 yılında Likud’un liderliğine geri döndü ve 2006–2009 yılları arasında muhalefete liderlik etti. 2009 yasama seçimlerinin ardından Netanyahu bir koalisyon kurdu ve tekrar başbakan oldu. Netanyahu, 2016’dan itibaren siyasi itibarının ve seçilme cazibesinin merkezine Donald Trump ile yakınlığını koydu. Trump’ın ilk başkanlığı sırasında ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı, İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini kabul etti ve İsrail ile Arap dünyası arasında İbrahim Anlaşmalarına arabuluculuk yaptı. Netanyahu, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini genişletmesi nedeniyle eleştirildi. 2019 yılında Netanyahu, güven ihlali, rüşvet ve dolandırıcılık suçlamalarıyla suçlandı ve başbakanlık dışındaki tüm bakanlık görevlerinden ayrıldı. 2018–2022 İsrail siyasi krizi, Netanyahu ile Benny Gantz arasında bir rotasyon anlaşması ile sonuçlandı. Bu anlaşma 2020’de çöktü ve 2021 seçimlerine yol açtı. Haziran 2021’de Netanyahu başbakanlıktan alındı, ardından 2022 seçimlerinin ardından tekrar göreve döndü.

Yani buradan da bir anlam çıkaracak olursak, hakkında bu kadar çok şaibe olan bir adam gitmek istemiyorsa ne yapıp eder ve gitmez. Giderse de hemen geri döner. Çünkü “Hacı Yatmaz”.
Netanyahu’nun başbakanlık dönemleri, algılanan demokratik gerileme ve iddia edilen otoriterleşme yönündeki kaymalar nedeniyle eleştirilmiştir. Netanyahu’nun koalisyonu, 2023 başlarında büyük çaplı protestolarla karşılanan yargı reformunu yürürlüğe koymuştur. Aynı yıl Hamas liderliğindeki Filistin gruplarının 7 Ekim saldırıları, Gazze savaşını tetiklemiş; Netanyahu, güvenlik zaafiyeti ve İsrailli rehine vatandaşların geri getirilmesini sağlayamaması nedeniyle ülke çapında protestolarla karşı karşıya kalmıştır. Ekim 2024’te bir suikast girişiminden sağ olarak kurtulan Netanyahu, Hamas’ın kilit müttefiki Hizbullah’ın askeri kapasitesini yok etme amacıyla Lübnan’a bir işgal emri vermiştir. Aralık 2024’te Esad rejiminin düşmesinin ardından Netanyahu, Suriye’ye bir işgal yönlendirmiştir. Ayrıca, 2025’teki İran’a yönelik İsrail saldırılarını da sevk ve idare etmiş ve bu durum kısa süreli bir İran–İsrail savaşına yol açmıştır.
Netanyahu hükümeti Gazze’de bir soykırım düzenlemekle suçlanıyor ve bu dava (Güney Afrika v. İsrail davası) Aralık 2023’te Uluslararası Adalet Divanı’nda açılmış durumda. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Kasım 2024’te Netanyahu hakkında Filistin’deki UCM soruşturması kapsamında savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlediği iddiasıyla tutuklama emri çıkarmış bulunuyor.
Netanyahu’nun geleceği hakkında farklı yorumlar yapılıyor. En çok konuşulan senaryo Netanyahu’nun misyonunu tamamladığı, Gazze’de zafer kazanmış ve Hamas’I bitirmiş bir lider olarak emekliye ayrılacağı ve yerine Trump’ın işaret edeceği daha ılımlı görünen birinin geçeceği ve uluslararası ortamda çok yıpranan İsrail’in itibarının düzeltileceği şeklinde.
Ben daha farklı düşünüyorum. Bir kere Netanyahu’nun çok karmaşık bir kişiliği var. Netanyahu Toprak karşılığı barış vadeden ve Filistinlilere 1967’den beri İsrail işgali altında olan topraklarda bir ülke verecek iki devletli çözümü öngören Oslo Çerçevesini hiç kabul etmemişti. Onun asıl saplantısı İsrail’e yönelik İran tehdidi. Özellikle de Tahran’ın nükleer silah sahibi olma ihtimali kendisini çok düşündürüyor. Netanyahu’nun keskin görüşleri İsrail Ordusu’nda görev yaptığı dönemde özellikle de 1973 Yom Kippur Savaşı’nda yaşadığı deneyimlerden, 1976 Entebbe Baskını’nı yönetirken ölen özel kuvvetler mensubu kardeşi Yonatan’dan ve İsrail devletinin doğumundan önce bütün Batı Şeria’yı ve Gazze’yi kapsayan bir Yahudi devletini savunan aşırı milliyetçi bir tarihçi olan babası Benzion’dan kaynaklanıyor. 2012’de 102 yaşında ölen baba Netanyahu ölünceye kadar bu düşüncesine bağlı kaldı.

Yani adamın daha yapacak çok işi var biri ABD’de olmak üzere bölgede çok sayıda da destekçisi lider varken biraz zor gider.
















































