Türkiye’nin Asıl Sorunu: GSMH Değil, GSMHafıza

Türkiye’de sorun yalnızca kişi başına düşen milli gelirin düşüklüğü değil; asıl sorun, toplumun yaşadığı yoksulluğu, hukuksuzluğu ve adaletsizliği çabucak unutmasıdır. Hafızasını yitiren bir toplumun refah üretmesi mümkün müdür?
Türkiye’de vatandaşın, dünyadaki gelişmiş ülkelere göre kişi başına düşen GSMH sorunu olduğu açıktır. Ancak asıl sorun; halkın yaşadığı olumsuzlukları, yoksulluğu, açlığı ve hukuksuz uygulamaları çabucak unutup, seçimlerde oy tercihlerini dinsel, mezhepsel, etnik, kimlik ya da hemşehricilik üzerinden yapmasıdır.
Vatandaş, seçimlerden sonra benzer sorunları yeniden yaşadığında bu kez sorunu kişiselleştirerek iktidara çok sert eleştiriler yöneltmekte; ancak geçmişteki tercihlerle yüzleşmeden, kalıcı çözümler üretmeden “Keşke elim kırılsaydı da yıllardır AKP’ye oy vermeseydim” demektedir. Bu tutum, ne samimidir ne de inandırıcıdır.
Bu ülke vatandaşının asıl sorunu, kişi başına düşen milli gelirin düşüklüğü değildir. Türkiye’nin en önde gelen sorunu, toplumun Gayri Safi Milli Hafızasını, yani toplumsal belleğini yitirmiş olmasıdır. Hafızası olan toplumların GSMH’lerini yükseltmeleri her koşulda mümkündür. Bunu başarabilen ülkeler; sorgulayan, araştıran, bilime ve teknolojiye hâkim olan toplumlardır.
Türkiye’de halkın geçmişte yaşananları çok çabuk unutması nedeniyle bazı düşünürler bu durumu “balık hafızalı toplum” olarak tanımlamaktadır. Düşünün; dünyanın en pahalı etini yiyip, Avrupa’nın en yüksek enflasyonunu yaşayıp, en yüksek vergileri ödeyip, en düşük emekli maaşlarını almak… Tüm bunların temelinde, iktidarın geçmişini sorgulayacak bir hafızanın olmaması yatmaktadır.
Batı ülkelerinde GSMH düşük olabilir; ancak orada GSMHafıza vardır. Türkiye’de ise hafızasızlığın nedenleri; eğitimsizlik, sağlıksız beslenme, geçmişte yaşanan tarihsel ve toplumsal kültüre sahip çıkılmamasıyla yakından ilişkilidir. Bir ülkede halk; olayları yalnızca din, mezhep, kimlik ve etnisite üzerinden değerlendirip, akıl ve mantık süzgecinden geçirmeden yorumladığında, sağlıklı bir toplumsal yapı oluşamaz.
Ülkede yaratılan suni gündemlere göre şekillenen siyaset anlayışı; en çok dinci, milliyetçi ve kimlik siyaseti yapan partiler tarafından körüklenmekte ve bu durum kendi lehlerine sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye’de yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen iktidarın oy oranlarının hâlâ yüksek seyretmesinin temel nedeni de budur.
Sonuç olarak Türkiye’nin en büyük sorunu; halkın GSMHafızasını yitirmesi ya da bu hafızanın hiç oluşmamış olmasıdır. Çözüm zor değildir. Ancak bunun için sistemden rahatsız olanların yalnızca konuşup eleştirmekle yetinmeyip, yaşamın her alanında aktif biçimde sistemi sorgulamaları gerekmektedir.















































