Haberi dinleyebilirisiniz!

TÜVTÜRK: Kamu Hizmeti Değil, Dev Bir Tekel Düzeni

Araç muayenesi güvenlik için zorunlu olabilir. Ancak Türkiye’de bu zorunluluk, yıllardır milyonlarca yurttaşın cebinden düzenli olarak para çeken, denetlenmeyen ve sorgulanmayan bir tekel düzenine dönüşmüş durumda. TÜVTÜRK tartışması artık bir “ücret” meselesi değil, açık bir kamu zararı meselesidir.

Türkiye’de araç muayenesi, kamusal bir zorunluluk olmaktan çıkıp adeta zorunlu bir haraç sistemine dönüşmüş durumda. Bunun adı da açıkça bellidir: TÜVTÜRK.
2025 yılında yapılan yüzde 43’ü aşan zamla otomobil muayene ücreti binlerce liraya çıktı. 2026 itibarıyla “gecikme, tekrar muayene, ek işlemler” derken vatandaşın cebinden çıkan toplam tutar 4 bin TL sınırını zorlar hale geldi. Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir yurttaş için bu bedel artık “güvenlik” değil, cezalandırma anlamına geliyor.
Üstelik bu hizmet bir tercih değil; zorunlu. Aracınızı muayene ettirmezseniz trafiğe çıkamıyorsunuz, ceza yiyorsunuz, bağlanıyorsunuz. Yani vatandaşın başka bir alternatifi yok. İşte tam da bu yüzden ortada serbest piyasa değil, tekelleşmiş bir sistem var.

KÂR VAR, ŞEFFAFLIK YOK

TÜVTÜRK’ün yıllık muayene sayısı 10 milyonun üzerinde. Açıklanan rakamlara göre şirketin yıllık geliri milyarlarca lirayı buluyor. Daha çarpıcısı ise bunun çok büyük bir bölümünün kâr olarak kasada kalması.
Soru basit: Bu kadar yüksek gelire rağmen neden randevu sistemi aksıyor?
Neden istasyon sayısı yetersiz?
Neden hizmet kalitesi sürekli şikâyet konusu?
Vatandaş saatlerce randevu kovalar, aylar sonrasına gün alırken; bu sistemin kazananı hep aynı: şirket.

KREDİ KARTI KOMİSYONU, EK ÜCRET, BELİRSİZLİK

Yurttaşların en çok şikâyet ettiği konulardan biri de kredi kartı ile ödeme sırasında alınan ek bedeller. Mahkeme kararlarına konu olan bu uygulamalar, hizmetin ne kadar keyfi yürütüldüğünü gösteriyor.
Bir kamu hizmeti düşünün:
Ücretleri yüksek
Ek masrafları belirsiz
Alternatifi yok
Denetimi tartışmalı
Buna kamu hizmeti değil, özel tekelleşme denir.

DEVLET NEDEN YAPIYO?

En can alıcı soru şu: Devlet bu işi neden kendisi yapmıyor?
Geçmişte yapılan muayeneler devlet eliyle yürütülüyordu. Bugün ise milyonlarca araç sahibinin ödediği bedel, kamuya yatırım olarak dönmek yerine özel bir şirketin bilançosuna yazılıyor.
Vatandaşın talebi net:
Daha ucuz
Daha şeffaf
Kamu eliyle yürütülen
bir sistem.
Bu talep “lüks” değil, haklı bir itirazdır.

TOPLUMSAL TEPKİ TESADÜF DEĞİL

Sosyal medyada yükselen “TÜVTÜRK kapatılsın” çağrıları bir anda ortaya çıkmadı. Bu tepki; yıllardır biriken öfkenin, adaletsizlik duygusunun ve çaresizliğin sonucudur.
Konu artık sadece araç muayenesi değil; Konu, kamusal bir zorunluluğun nasıl özel bir kazanç düzenine dönüştürüldüğüdür.
Araç muayenesi elbette olmalı.
Ama bu hizmet; – Vatandaşı soyan,
– Denetlenmeyen,
– Kârı kutsayan
bir yapıyla yürütülemez.
TÜVTÜRK meselesi, Türkiye’de kamu hizmetlerinin nasıl yanlış özelleştirildiğinin en net örneklerinden biridir.
Bu düzen değişmeden, ne adalet sağlanır ne de vatandaşın devlete olan güveni onarılır.