ULUS DEVLETLER VE EMPERYALİZMİN PARÇALAMA STRATEJİSİ

Dünyada Sovyetler’in çökmesiyle birlikte emperyalizmin ulus devletlere yönelik saldırıları birdenbire artmıştır. Bu dönemle birlikte ulus devletlerde parçalanmalar, iç savaşlar ve mikro devletçikler ortaya çıkmış; emperyalizmin bu ülkelerdeki hâkimiyeti en üst noktalara ulaşmıştır
Geçtiğimiz eylül ayında 10 Balkan ülkesini gezdim. Gözlemim şudur ki; Tito’nun ölümüyle birlikte Yugoslavya parçalanmış, iç içe geçmiş yapılardan yedi yeni devlet ortaya çıkmıştır. Bu devletler Batı emperyalizmi tarafından adeta paylaşılmıştır. Kaynakları görece iyi olan ülkeler, emperyalizmin daha fazla ilgisine mazhar olmuştur. Önümüzdeki yıllarda bu devletler arasında, kendi içlerindeki paylaşım sorunlarından kaynaklı gerilimlerin devam edeceği açıktır.

Avrupa Birliği, bu ülkelerin tamamını bünyesine katmak yerine; genç ve eğitimli nüfusu kendi ülkelerindeki iş gücü açığını kapatmak için kullanmış, adeta kendisi için yeni bir nüfus yaratmıştır. Avrupa’ya giden bu kitle, şimdilik memleketlerine yaz aylarında tatile gelmekte, ayrıca aileleri için konut yapmaktadır. Bu durum, Türkiye’de 1963 yılında başlayan Almanya’ya işçi göçünün yarattığı sonuçlara büyük ölçüde benzemektedir.
Emperyalizm; Irak’ı, Suriye’yi böldüğü gibi, gelecekte de bölgedeki ulus devletleri küçülterek daha rahat kontrol etmeyi ve dünyaya daha kolay hâkim olmayı hedeflemektedir. Irak ve Suriye örnekleri bu stratejinin açık göstergesidir.

Türkiye’deki aydınların önemli bir kısmının, emperyalizmin geldiği bu aşamanın ayrımına varamadığını düşünüyorum. Kimlik sorunlarını ön plana çıkarmanın, aydın ve çağdaş olmak anlamına gelmediğinin farkında olunmadığı kanaatindeyim.
Balkan ülkelerinden Avrupa’ya yoğun bir göç yaşanmaktadır. Örneğin yalnızca Bulgaristan’dan son on yılda Avrupa’ya gerçekleşen göç nedeniyle nüfus yaklaşık 2 milyon azalmış; köyler ve kasabalar büyük ölçüde boşalmıştır. Avrupa ve dünya şirketleri Balkan ülkelerini birer işçi deposu ve lojistik merkez olarak gördüğü için, başta Bulgaristan olmak üzere bu ülkelerde sanayi hızla küçülmüş, ticari faaliyetler büyük ölçüde hizmet sektörüne kaymıştır.

Bizim ülkemizde ise aydınların dünyayı ve Türkiye’yi yeterince okuyamaması nedeniyle, üniter yapının bozulmasının ve parçalanmanın sanki halkın lehine olacağına dair yanlış bir inanış mevcuttur. Irak bölündü, Kuzey Irak’ta Barzanistan ortaya çıktı. Bu durum yoksul Kürt halkını mı kurtardı, yoksa emperyalizmin kuklasına dönüşen Barzani ailesini ve çevresini mi güçlendirdi?
Emperyalizmle maç yaparken oyunun tek kale oynandığını unutmamak gerekir. Emperyalist devletlere karşı her alanda kaleni koruyup gol yememeyi hedeflemezsen, ülkeni lime lime eder, ulusunu modern köle hâline getirirler.
Bugün sıra Suriye’de yeni Barzanistanlar yaratmaya gelmiştir. Emperyalizmde bunalım derinleştikçe, yalnızca ulus devletler değil; Batı tipi demokrasiyi hayata geçirmiş Avrupa ülkeleri dahi hedef hâline gelecektir. Bir ülkeyi parçalayarak yönetmek emperyalizm için her zaman en kolay yöntem olmuştur. Tarih boyunca da hep bunun peşinde olmuştur.
Kurtuluş Savaşı öncesini ve Kurtuluş Savaşı’nı doğru analiz edenler, bu tür zokaları yutmazlar.