Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!
TESPİTLERİM
VEDAT REÇBER
Sevgili Chp’li arkadaşlarım,
Uzun zamandır çeşitli mecralarda
“Kişilerin peşinden koşmaktansa veya kişilerle uğraşıp, birbirinizi üzmektense,, İlkesizlikle, sistemsizlikle ve sizlere layık görülmeyen demokrasi sorunu ile uğraşın, aynı amaca hizmet eden sizleri birbirinize düşüren çarpık yapılara mücadele edin, boşuna birbirinizi kırmayın, üzmeyin, bu sizin de, partinizin de saplanıp kaldığınız “Çamurdan” çıkartmaz, olduğu yerde dönüp duran “Avare kasnak” misali zamanınızı ve enerjinizi tüketir, karşı tarafı da güçlendirir sadece” diye seslendim defalarca.

Doğru olanı; İlkeleri savunmak, Her alanda olduğu gibi Partide de, İl, İlçe örgütlerinde de katılımcı, çoğulcu Demokrasiyi savunmaktır. Parti içi demokratik kanalları sonuna kadar açmak, hepimizin şikayet ettiği dar kadroculuktan, akraba, yakın, eş, dost, yakınlar veya çıkar ilişkileri üzerinden örgütlenmeye çalışmak, Siyasetin kitleselleşmesini, katılımcılığı engeller, haliyle büyümeyi de gerçekleştiremez, İktidar olamazsınız yerelde de, genelde de..
Şahsen kişilerle ilgili hiçbir saplantım olmadı, kişileri üstü, İlke, ahlak ve etik değerleri savundum, bu alandaki hataları, eksikleri sürekli dile getirdim, büyümenin önündeki engelleri saydım durdum.
Her ne kadar bu eleştirilerimi kişiselleştirip, bizler gibi düşünenleri adeta hain ilan edip, “şeytanlaştırarak” dışlayan arkadaşlarımız olduysa, selam bile vermeyecek kadar İnsani zaaflar taşıyanlar olduysa da,
“Efendim o Ahmet’e karşı, Hasan’ı destekliyor, o yüzden böyle sürekli eleştiriyor, yahu Partiye zarar veriyor” vs vs diyenler olduysa da yılmadım, bıkıp, usanmadım doğru bildiklerimi söylemeye, yazmaya devam ettim…
Oysa konu partiye zarar verme meselesiyse, asıl, doğruları söylemeyip, ilkeli davranmamaktır zarar vermek.
“Ağaca bakmaktan Ormanı göremiyor” misali, Kişilere saplanıp kaldıkları için Partiyi, ilkeleri, demokrasiyi, büyümeyi vs unutan arkadaşlarla ilişkilerimiz bu boyutta seyretti gitti.
Aslında ne demek istediğimi bu arkadaşlarım bugün anlamışlardır umarım.

Parti, aday adaylarımız içinden, başından beri yine ilkesel olarak tercih etmediğimiz biçimde de olsa birisini seçti, Aday olarak atadı.
Haliyle hep olageldiği gibi, bu Siyasetsizlik, sistemsizlik ve demokrasizlikle gelen “Politik körlük” dediğim hastalık nüksetti yine, bölünmeler, ayrışmalar bazen ahlaki, etik sınırları aşar biçimde, karalama, küfür boyutuna ulaştı.
İşte bu hatalar, özellikle bu seçim döneminde mevcut oy potansiyeli gereği, matematiksel olarak düşünüldüğünde zaten sıkıntılı olan bir süreçte aklı başında kimsenin istemeyeceği kötü sonuçlara yol açmaz umarım.
















































