Emperyalist projelerden barış, huzur, demokrasi bekleme sapkınlığı;

“En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan milletler. Bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve saltanat halinde bütün dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.” Mustafa Kemal ATATÜRK

Ortada bir kara tiyatro var, günlerdir “Açılım, Süreç, Paradigma, Barış, Demokrasi” sözcükleri boca ediliyor başımızdan aşağı.
Dinleyenleri bunlardan daha fazla cezbeden, hatta onlara günlük sıkıntılarını, açlığı, yokluk, yoksulluğu unutturacak başka sihirli sözcükler olamazdı.
Oysa, mevcut Siyasi figürlerin, temsil ettikleri Siyasi fikirlerin, bulunduğu yer, o yerlerdeki duruşlarının, geçmişlerinin ve fikri dünyalarının bu kavramlara ne kadar uzak olduğunu bilmemek, bunun asla samimi bir talep, çaba olmayacağını görmemek aptallık ötesi bir durum olmalı. Geçmiş deneyimlerimiz bizlere bunları defalarca kanıtlamıştır çünkü.
Birileri bunları gerçekten istediklerine Halkın inanmasını istiyor, o rolünü oynuyor, diğerleri de bunları gerçekten istediklerine, samimi olduklarına inanmadıklarını halde , inanıyormuş gibi rol yapıyor, yani her iki taraf da iki yüzlü, sahici olmayan bir oyun içinde.

Şundan eminiz,
Barış ve Demokrasi adına hiçbir şey yok ortada, zaten Dinci Faşizmin böyle bir talebi de, isteği de olamaz, hala bunlara inanlar, saflığından değil, kendilerine verilen misyon gereği inanıyormuş gibi yapıyorlar. Ortada tek amacı vardır bu olayın, Anayasaya aykırı biçimde ve onu da değiştirmek, RTE’nin yeniden seçilmesi önündeki engelleri kaldırmaktır Ülkemiz açıısndan, amaç budur, Ağababaları, Emperyalizm boyutu ayrı elbet.
Öncelikle bu Meclis Yeni Anayasa yapamaz, böyle bir yetkisi de, hakkı da yoktur aslında.. Anayasaların nasıl yapılacağı, tekniği vs. ayrı bir konudur, biraz ilgilenenler bunu kolayca öğrenir.
Bu Meclis sadece Anayasada değişiklik yapabilir sadece, o da değişikliği teklif bile edilemeyecek ilk dört madde harici konularda. Bu durumda yapacakalrı her türlü değişiklik “Yeni Anayasa” sayılamayacağı için, normalde her koşulda RTE yeniden aday olamaz, çünkü bu mevcut anayasaya göre haksız, hukuksuz olarak aday olduysa bile tekrar aday olma hakkını doldurmuştur..
Eh “Aha size Yeni Anayasa” diyerek önemsiz 3-5 madde değişikliğini “Yeni Anayasa” diye sunup, aldatacaklar Milleti, oysa, gerçekte “Yeni Anayasa” sözkonusu değildir elbet.
Hukuksuzca, illa yapacaklar bunu, dediğimiz gibi tek amaç var ; RTE’yi yeniden C. Başkanı olarak seçtirmekir, meşruiyetini de “Yeni Anayasa yaptık, o zaman İki kez daha aday olma hakkı var” diyerek sağlamaktır..
Bu bir sahtekarlıktır, mevcut yapısıyla Chp de, Dem’liler de bunu bilirler ama karşı geleceklerini sanmıyorum, Çünkü Emperyalist ağaları bunu talep eder, onlar uyarlar, sonuçta RTE gibi birilerini, (Abd liderinin bizzat ağzından seslendirdiği gibi “Kullanışlı Aparat” dediği başka , öngörülebilen, kestirilebilen, kontrol edilebilen bir şahıs) bulamazlar..
RTE kalmalı, çünkü Abd ve Ab için , RTE’nin “kullanım süresi” bitmemiştir henüz, onların şimdi Suriye’deki projeleri ve yakın gelecekte İran, ardında Türkiye üzerindeki projelerini ondan daha iyi sürdürebilecek birileri yoktur.
Özetle, BOP aynen devam ediyor, Halka da bir tiyatro sergileniyor, yapılan budur.
Diğer yandan, en temel İnsan haklarının bile zerresinin olmadığı bu Ülkede alt etnisitilere, kültür veya kimlikler için özgürlük, barış, demokrasi tartışmaları yapmak, hele, hele bunu Emperyalizmin gölgesinden kaçırarak tartışmak, çözemeye uğraşmak en basit tanımıyla abesle iştigaldir..
Ülkede kimin, kimlerin sorunu yok? Ermeni, Yahudi, Rum Çerkes vs vs kardeşlerimizin, Alevilerin, Şii’lerin, Caferi’lerin veya farklı etnisite veya inançlara sahip olan insanların sorunu yok mu ?
Türklerin yok mu mesela ? Onların ezileni, sömürüleni, en temel İnsani haklarının, özgürlüklerinin bile kıstlandığı gerçeği yok mu ?
Sizce bu Ülkede samimi, muhafazakar kesimin sorunu yok mu?
Geçenlerde İnançlı ama Akp’den nefret eden amam “Oy verecek parti yok evlat” diyen bir amcanın sorunu yok mu?
Bir tartışmamızda ;
“Akp, en çok bize, İnancımıza zarar veriyor, özellikle Diyanet işleri Başkanlığıyla, Camileri Parti teşkilatlarına çevirdiler, ne Helal ne de Haram bilen kaldı, Kul Hakkını ağızlarına almaz oldular, Millet Ekmek bulamazken, bunların Saraylarda Saltanat sürmesi bizim canımızı yakıyor, Diyanete milletin cebinden para veriyorlar, onlar bu Ülkede İnançlı,İmanlı insan bırakmadı, lanet olsun” diyen samimi muhafazakarında sorunu var bu sistemle ?

O zaman tartışmayı etnik veya İnanç temelli ayrışmalar üzerinden çözmeye çalışarak, daha ilerisinde bu ayrışmaları daha da körükleyerek, Halkları birbirlerinin karşısına dikerek,
Emperyalizmin klasik “Böl-Yönet” ilkesine hizmet etmeyecek mi ?
Oysa, sorunları sınıfsal olarak ele almak, çıkar gurpları arasındaki toplumal mücadele zeminlerinde değerlendirmek, en temel evrensel İnsan hakları, Adalet, Eşitlik, temsili değil, katılımcı, doğrudan, Çoğunlukçu değil, Çoğulcu Demokrasi anlayışı ile çözüp, toplumun tüm kesimlerini haklar ve özgürlükler standardını da artırarak bir arada sorunsuzca yaşatmak varken, akılla , bilimle çözmek varken, en doğru yol, yöntem buyken, tüm bu doğrular ortadayken, derdimiz nedir kardeşim, birbirimizi yemeye ne gerek var, birileri zaten yiyor bizi ?
Apo çıkıp “Silah bırakın” dese, bırakacaklar mı yani, Örgütler Abd himayesindeyken, onun koruma, kollamasındayken, üstelik hemen sınırımızda kazanımlar sağlamışken, neden bıraksınlarki ?
Şunu kavramadan hiçbir sorunun altından kalkamayız; Bu Ülke, tüm bu sorunları çözecekse bunu Anti Emperylist, Tam bağımsızlık ekseninde, Küresel Çetelerle savaşarak çözecektir, tıpkı Milli mücadeledeki gibi, tıpkı Kuvvai Milliye ruhu gibi,, hepsi bu..!
















































