PUSU SİYASETİ
Vedat Reçber
Ortadoğulu, özellikle İslam Coğrafyası Pusuyu sever…
Savaşları, kavga, dövüşleri hep Pusuyla gider..
Pusu atar, Pusu kurar, Pusuya düşürür, vs. vs. vs.
Tarihimizdeki Savaşlarda da çok anlatılır pusu,
Düşmanı aldatmak, yanıltmak, faka bastırmak yani tuzağa düşürmek..
Hatta öyleki, bu aslında çok da “Etik” olmayan yöntemi meşrulaştırmak için da buna yönelik Dini terim, söylemler geliştirmişler, “Dar-ül-harb” gibi veya “Cihad” gibi terimler etrafında oluşturulan “Hukuk” ve geleneklerle…..
Oysa başta Batı dünyası olmak üzere birçok Milletlerde “Düello” kültürü, geleneği hakimdir…
Eşit şartlarla, eşit koşullarda, yüz , yüze..
Mertçe..Aldatmadan, Pusuya , tuzağa düşürmeden,
Dürüstçe, yiğitçe..!
Arkadaşlarımızın bir kısmı Siyaset yapıyorlar ..
Adaylıkları da var zaman, zaman..
Yine muhtemelen adaylar bir yerle..
Belediye Başkanlığına, Meclis Üyeliklerine, İl yönetimlerine, Meclislerine vs vs.
Ama hiç yoklar ortalıkta.. Aslında öyle Demokrasi talepleri de yok, bakmayın siz..
Talep olmayınca Mücadeleleri de olmuyor haliyle.
Ne sesleri var ne de kendileri…
İçlerinden bazıları, arada bir tüm cesaretini toplayıp, suya, sabuna dokunmayan hem hayır, hem evet anlamına gelen “Havet” türü şeyler söylüyorlar, ama hepsi bu…
Puuffffff diye gidiyor hemen..
Aslında “İcabında adayız” havası var beyefindilerde..
Mevcut yapıya, sözde karşısında oldukları yanlış sisteme, kadroya, yönetim biçimine vs aslında çok da eleştirileri , temelden, cepheden itirazları da yok..
Alternatif Siyaset, ideoloji, düşünce, yöntem, önerileri de yok..
Eee, ne var peki ??
Sadece “Ahmet,Mehmet, Hasan olmasın,onların etrafı, takımı, yakınları olmasın, ben ve benimkiler olsun” itirazı var aslında..
Yüz, yüze geldiğinizde de, aman Tanrım, ne hırs, ne kin, ne nefret, ne hakaretler, ne itirazlar, neler var, neler.. ?!!
Anti demokratik usulleri, yolsuzlukları, kaç kişinin ailesinden ,, kaç kişilerin bir yerlerden nemalandığını, Listelerdeki aile bağları, “Sen, Ben , Bizim oğlan, Bizim kız” listeleri, ne emeğe, ne de sadakate , ne parti birikimine ne de parti kültürüne uyulmadığını anlatmaları, diye esip, gürlemeleri gırla..
Bizim gibi birkaç arkadaş bunları yazıyor, konuşuyor, söylüyoruzya,
muhterem bizim yanımızda Demokrasi aşığı, Hak, Hukuk savaşçısı, Partinin ta kendisi, Zaloğlu Rüstem Mübarek..
Mangalda kül bırakmıyor, az ateşlesen tek başına Devrim yapacak…
Ama, yerinde, zamanında ve zemininde yoklar, kayıplar, saklanıyorlar, yani Pusudalar..
Şuraya iki satır yazıp, ne düşünür, ne eder, itirazı neye, kimedir, önerisi, fikri nedir bilemeyiz bir türlü..
Ama Aday işte.. Pusuda.. Bekliyor..
Bekliyorki, biz gladyatörler Sahada güreşelim, Savaşalım, yenelim veya, olaki rakibi sendelesin, ayağı talkısın, düşsün yere, de , beyimiz hemmen atlasın üstüne.. Paramparça etsin onu..
Sonra çıkıp, yerdeki rakibine basarak kılıcını kaldırsın havaya ;
“Zafer Benimdir” diye bağırsın..
Yok ya ??
Enayi vardı değil mi ?? Vekaleten savaşacağız ha ??
Yok öyle hazır mama..
Oynayacaksan kol kaldıracaksın.. İneceksin sahaya..
Konuşacaksın, anlatacaksın, mücadeleni açıkça , net yapacaksın..
Direk, cepheden.. Yüz, yüze..
Ve Yiğitçe, Mertçe..
Düelloyla..
İşte o zaman o gladyatörler inanır sana, İnanırsa Savaşır da senin için,,
Haklı isen, Savaşın da Hak savaşı ise korkmana ne gerek varki…
Doğru isen eninde sonunda kazanırsın zaten..!!
VEDAT REÇBER
















































