Haberi dinleyebilirisiniz!

Barış Hemen Şimdi Ama AKP ile Değil

2015 sonrasında Türkiye’nin siyasal yapısı köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Özellikle 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) rejimi ve 2017’de kabul edilen anayasa değişikliğiyle Türkiye, parlamenter sistemden “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçmiştir. Bu sistem değişikliği, yürütme erkini tek elde toplarken, kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldırmış; yasama organı olan TBMM’nin denetleyici ve temsil edici rolünü işlevsiz hale getirmiştir.

Meclis’in fiilen etkisizleşmesiyle birlikte siyasal kararlar tek merkezde toplanmakta, yargı bağımsızlığı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu durum, demokratikleşme yönünde adım atılmasını imkânsız hale getirmiştir. Katılımcı demokrasi, şeffaflık ve müzakere kültürüne kapalı olan bu otoriter rejim, yalnızca Kürt meselesinin değil, tüm toplumsal kesimlerin demokratik taleplerinin bastırılmasına zemin hazırlamaktadır.

Bununla birlikte, toplumun karşı karşıya olduğu diğer yapısal sorunlar da derinleşmektedir. ÇEDES uygulamalarıyla eğitimde dini temelli dönüşümler dayatılmakta, laiklik ilkesi açıkça tahrip edilmekte ve toplum sistematik biçimde dinselleştirilmektedir. Öte yandan halk, giderek derinleşen bir yoksulluk ve güvencesizlik sarmalında nefes almaya çalışmaktadır. Tüm bu sorunların kaynağında yer alan AKP iktidarının çözüm üretmesi beklenemez; çünkü sorunu yaratanlar, o sorunu çözemez. Kayyım uygulamaları, devlet kurumlarına duyulan güvensizlik, 1 Mayıs Taksim yasağı, protesto hakkını kullanan gençlerin geleceklerinin karartılılması, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması gibi onlarca örnek sayılabilir.

PKK’nin silah bırakması, Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin önünü açmazsa bu bağlamda anlamını yitirmektedir. Barış, yalnızca askeri ya da güvenlikçi tedbirlerle değil, aynı zamanda siyasal ve demokratik reformlarla mümkündür. AKP’nin otoriter yapısı ve uygulamaları, bu sürecin başarısızlığının temel nedenidir.

Kalıcı barış; karşılıklı güvene, şeffaflığa ve toplumsal mutabakata dayanan kapsayıcı bir yaklaşımla mümkündür. Ancak mevcut siyasal yapı ve otoriter uygulamalar, bu türden bir demokratik açılımı imkânsız kılmaktadır. AKP doğası gereği demokratik değil otoriter bir yapıdır. Dolayısıyla barış talebi her zamankinden daha günceldir; fakat bu talep, otoriterliği kurumsallaştıran AKP iktidarıyla değil, demokratik değerleri esas alan yeni bir siyasal zeminle karşılık bulabilir.