Bir Sürgünün Ardından: Haydar İrfan Dayıoğlu’na Veda

Avrupa’nın sürgün sokaklarında, bir halkın umudunu ve inancını omuzlarında taşıyanlardan biriydi Haydar İrfan Dayıoğlu. 16 Nisan sabahı, Fransa’nın Bretagne bölgesinde yaşamını yitirdi. Ardında, bir halkın hafızasında derin izler, ailesinin yüreğinde ise silinmez bir boşluk bıraktı.
Kızı, sosyal medyada yaptığı duygusal paylaşımda şöyle seslendi: “Babamızı, can yoldaşımızı sonsuzluğa uğurladık… Direnişçi kimliğini bizlere miras bırakarak sevdiklerinin yanına gitti.” Bu sözler, bir hayatın özeti gibiydi aslında. Çünkü o, sadece bir baba değil, aynı zamanda bir yoldaş, bir direnişçiydi.

Sürgünde Bir Hayat, Mücadeleyle Geçen Bir Ömür
Dayıoğlu’nun sürgün öyküsü, Türkiye’yi 12 Eylül 1980 darbesinden bir yıl önce terk etmesiyle başladı. 1982’den itibaren Fransa’da politik mülteci olarak yaşamını sürdürdü. Ancak bu kaçış bir suskunluk değil, aksine daha gür bir sesin, daha örgütlü bir mücadelenin başlangıcıydı.
Hayatını Kürt halkının özgürlük mücadelesine ve Alevi toplumunun örgütlenmesine adayan Dayıoğlu, devrimci yayıncılığın da önemli neferlerindendi. Cephe, Toplumsal Kurtuluş, Berxwedan gibi yayınlarda yazdı; Özgür Gündem ve Özgür Politika gibi gazetelerde hem kalemini konuşturdu hem de sahada muhabirlik yaptı.

Alevilik, Yayıncılık ve Kimlik Mücadelesi
Dayıoğlu, Alevi kurumlarında da aktif roller üstlendi. 1996-2003 yılları arasında Kürdistanlı Aleviler Federasyonu’nda yöneticilik yaptı. Avrupa’da yayımlanan Zülfikar dergisinin son dönemlerinde ve Semah dergisinin ilk yıllarında genel yayın yönetmenliği görevlerini üstlendi. Bu yayınlarda kaleme aldığı yazılar, Alevi inancının sosyal ve politik boyutlarını derinlemesine tartışmaya açtı.
Kürdistan Aleviler Birliği temsilcisi olarak iki dönem boyunca Kürdistan Ulusal Kongresi üyeliğinde bulundu. Bir dönem Medya TV’de yayımlanan “Alevi Erkânı” programının da yönetmenliğini yaptı.
Haydar İrfan Dayıoğlu’nun kaleme aldığı iki kitap, onun mücadeleye adanmış hayatının edebi birer tanığı gibidir: Bir Örgüt – Bir Yaşam / Mehmet Koç ve Dik Duruş.
Bir Miras: Direniş ve Onur
Haydar İrfan Dayıoğlu, ardında sadece yazılar, kitaplar, görevler bırakmadı. O, ardında bir ruh bıraktı; direnmenin, ayakta durmanın, kimliğine sahip çıkmanın ruhunu. Her satırıyla, her adımıyla, bir halkın belleğinde yaşayacak.
Sürgünde geçen bir ömrün ardından, şimdi o da özgürlüğün öteki tarafında. Ve bizler, onun mirasını devralarak, sözümüzü, kalemimizi, direncimizi ondan alıyoruz.
















































