Efes’te Bir Zorba Gecesi

Sanatın iyileştirici gücüne bir kez daha tanık olduk.
Geceyle birlikte sessizlik de Efes’e çökmüştü. Antik Tiyatro’nun taşları, binlerce yıldır olduğu gibi yine bir oyunu bekliyordu. Bu kez sahneye çıkan, Yunan topraklarından kopup evrensel bir anlatıya dönüşen bir karakterdi: Zorba.
Ankara Devlet Opera ve Balesi, Mikis Theodorakis’in ölümsüz müzikleriyle “Zorba”yı Efes’in büyüleyici atmosferine taşıdı. O taşların arasında yankılanan her nota, geçmişten bugüne bir köprü kurdu. Gecenin sessizliğini delen her alkış, yalnızca bir takdir değil; bir zaman yolculuğunun, bir sanat mucizesinin parçasıydı.

İki perdelik gösteriyi izleyiciler adeta nefes almadan takip etti. Sahnede akan her duygu, antik taşların arasından geçerek seyircinin kalbine dokundu.
Sirtaki sahnesinde dans eden sadece Zorba değildi aslında; seyircilerin ruhu da ayağa kalktı.

Ve finalde…
Efes’in büyülü taşları bu kez 23 bin kişinin alkışlarıyla titredi. Oyuncular dakikalarca ayakta alkışlandı. O an, yalnızca sanatçılar değil, biz de sahnedeydik sanki. Bu ortak heyecan, gecenin güzelliğine başka bir renk kattı.
Sanatın yaşamı iyileştirdiğine bir kez daha inandık. Belki de hepimizin içinde bir Zorba var; dans etmeyi hatırlamayı bekleyen, yeniden yaşamla barışmak isteyen. O gece Efes’te, geçmişle geleceğin buluştuğu o taşların arasında, bunu fark ettik.
8. Efes Opera ve Bale Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da nefes kesici bir gösteriyle sona erdi. Sanat, tarih ve insan ruhu bir kez daha aynı sahnede buluştu.















































