Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Tele 1’e Kayyım Atanması ve İmamoğlu’na Yönelik “Casusluk” Suçlaması: İstanbul’a Kayyım Atanacak mı?

Son günlerde yaşanan gelişmeler, Türkiye’de hukuk ve demokrasinin geldiği tehlikeli noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Tele 1 televizyonuna kayyım atanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik “casusluk” soruşturması, yalnızca münferit iki olay değil; daha büyük bir planın, daha karanlık bir dönemin habercisi olabilir.

Tele 1’e kayyım atanması, bağımsız medyaya yönelik baskıların ulaştığı boyutu açıkça gösteriyor. Medya, halkın doğru ve özgür bilgiye ulaşmasının temel aracıdır. Oysa bugün, kayyım atamalarıyla birlikte bu özgürlük alanı giderek daraltılıyor. Demokrasi, özgür basının nefes aldığı ölçüde yaşar; ancak görünen o ki bu nefes kesilmeye çalışılıyor — hem de sistemli bir şekilde.

Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen “casusluk” suçlaması ise siyasi atmosferin daha da gerileceğinin işareti. İmamoğlu, seçimle işbaşına gelmiş bir belediye başkanı olarak, muhalefetin halk nezdindeki en güçlü temsilcilerinden biri. Hakkında açılan bu soruşturma, hukuki olmaktan çok politik bir hamle görüntüsü veriyor. Bu süreç, İstanbul’a kayyım atanmasının zeminini hazırlamaya dönük bir operasyonun ilk adımı olabilir.

İstanbul yalnızca bir şehir değil; Türkiye’nin siyasi nabzının attığı yer. Dolayısıyla, İstanbul’un seçilmiş başkanını hedef alan her girişim, halkın iradesine doğrudan bir müdahale anlamına gelir. Tele 1’e kayyım atanmasıyla başlayan ve İmamoğlu’na yöneltilen suçlamayla devam eden bu tablo, demokrasiyi kuşatma altına alan bir sürecin parçaları gibi duruyor.

Adalet Bakanı’nın sık sık tekrarladığı “Türkiye bir hukuk devletidir” ifadesi, yaşanan bu gelişmelerin gölgesinde her geçen gün inandırıcılığını yitiriyor. Hukuk devleti, yalnızca yasaların varlığıyla değil, o yasaların adil, tarafsız ve keyfilikten uzak bir şekilde uygulanmasıyla mümkündür. Bugün ise yargının, siyasi hesapların bir aracı haline geldiği yönündeki algı giderek güçleniyor.

Sonuç olarak; eğer İstanbul’a kayyım atanırsa, bu yalnızca bir belediye yönetiminin el değiştirmesi değil, halkın iradesinin yok sayılması anlamına gelecektir. Bu adım, Türkiye’de demokrasinin ciddi bir yara alması ve özgürlüklerin daha da kısıtlanması demektir. Gerçek bir hukuk devleti, iktidarın değil, halkın iradesinin üstün olduğu düzendir.

Ve unutulmamalıdır ki, Tele 1’e kayyım atanması sadece bir televizyon kanalına değil, Sözcü TV ve Halk TV gibi diğer bağımsız seslere de verilmiş açık bir gözdağıdır.