Gezi nöbetinin 1000. Gününde basın açıklaması ve Adalet Nöbeti
Karanlık Gider, Gezi Kalır

Türkiye Mimar Mühendisle Odası Birliği (TBMMO) Denizli Şubesi Aydın İl Temsilciliği, Gezi Parkı Davasında yargılananlara destek için yapılan adalet nöbeti Aydın İl Temsilciliğiı’nde basın açıklaması yaptı. Basın açılaması öncesinde Gezi Parkı olaylarına ilişkin bir film gösterimi yapıldı.
Basın açıklamasını okuyan TMMOB Aydın Şube Başkanı Tunç Erlaçin,

Gezi Parkı’nda Ne Olmuştu?
Gezi Parkı protestoları, Mayıs 2013’te İstanbul’da Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilmesi amacıyla başlatılan inşaat çalışmalarına karşı çıkan halkın büyük bir direniş hareketine dönüşmesinin ardından başlamıştır. Başlangıçta sadece İstanbul’daki Gezi Parkı’nı korumak isteyen bir grup aktivist tarafından başlatılan bu protestolar, hızla Türkiye’nin 81 ilinin 79’una yayılmış, Bayburt ve Bingöl illeri bu eylemelere katılmamıştır.

Protestolara 2,5 milyon insan katılmış, bu süreçte yaklaşık 5 bin protestocu gözaltına alınmış ve 4 bin kişi de yaralanmıştır. Gezi Parkı ve Taksim Meydanı, yaklaşık iki hafta boyunca halkın denetimi altında kalmış, ancak güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle bu eylem sona erdirilmiştir.

Olaylar sonucunda Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet İstif ve Elif Çermik öldürülmüştür.
Gezi Parkı olaylarını organize ettikleri iddiasıyla 16 kişi yargılanmış, bu kişilerden 10’u suçlamalardan beraat etmiş, fakat Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku mahkum edilmiştir.
Gezi Parkı protestoları yalnızca bir parkın korunması meselesi değil, aynı zamanda demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerini dile getiren büyük bir toplumsal hareket olmuştur.

Basın Açıklaması:
Ülkemizin Aydınlık Geleceğini, Mesleklerimizi, Arkadaşlarımızı ve Gezi’yi Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz!
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Arkadaşlar,
Tam 1001 gün oldu. Arkadaşlarımız, dostlarımız, meslektaşlarımız bizden alınalı 1001 gün oldu. 1001 gündür bizler arkadaşlarımıza kavuşacağımız günü bekliyoruz. Bitmeyen bir adalet utancına şahitlik ediyoruz.
Aralarında Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu üyesi Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 1001 gündür cezaevinde tutuluyor.
Uydurma delillerle, kurgulanmış bir iddianameyle yürütülen yargı süreci, siyasal iktidarın hukuk ve adalet anlayışının çarpıklığının en somut göstergesi olarak tarihe geçmiştir.
Bizler çok iyi biliyoruz ki arkadaşlarımız bir suç işledikleri için değil, siyasi iktidarın hesaplaşmaktan, yüzleşmekten korktuğu gerçeklerden kaçmanın bir aracı olarak tutsak edilmiştir. Arkadaşlarımız mesleklerini halkın faydasını gözeterek yerine getirdikleri için tutsak edilmiştir.
Gezi Direnişi beşli çetelere verilen ihalelerin, derelerimizi, ormanlarımızı, kıyılarımızı sermayeye satanların karşısında; emeğin, emekçilerin, gençlerin, emeklilerin, kadınların yani tüm halk kesimlerinin sesi olmuştur.
Gezi Direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın asıl cezalandırmak istediği Gezi Direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir; TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir.
Buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz: hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaktan vazgeçin. Doğamıza, tarihimize, yaşamımıza sahip çıkmak suç değildir. Mesleki sorumluluğumuz gereği bilimin ve tekniğin yol göstericiliğinde toplumu aydınlatmak suç değildir.
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Arkadaşlar,
Siyasi iktidarın tüm bu saldırı politikalarının altında üzerini örtmek istediği büyük bir toplumsal dram ve başarısızlık tablosu yatmaktadır.
İçerisinden geçtikleri her krizi ücretleri aşağı çekerek, emekçilerin haklarını törpüleyerek, sendikasızlaştırarak, çalışma yaşamını güvencesizleştirerek, toplumu her açıdan baskı ve zor altına alarak atlatmayı deniyor.
Arkadaşlarımızın, 1001 gündür tutuklu olmasının sebebi de bizleri, tüm halk kesimlerini sindirmek istemeleridir.
Bizler bu ülkenin aydınlık yarınları için direnen, emeğine, haklarına ve Gezi’ye sahip çıkan milyonlar olarak, bütün bu yıldırma politikalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü Gezi’ye baktığımızda; bilim ve tekniğin ışığında, tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, eşit, onurlu, barış içerisinde yaşayacağımız, adil bir ülke umudunun ne kadar diri olduğunu görüyoruz. Geleceğimizi, çocuklarımızın yarınlarını görüyoruz.
Biliyoruz ki Gezi teslim alınamaz. Gezi Direnişi’nin sesleri, bugün hala ülkemizin sokaklarında yarınları, emekten, eşitlikten ve adaletten yana kurabilmenin umuduyla yankılanmaktadır.
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Arkadaşlar,
TMMOB ve bağlı odaların en temel amacı, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanarak kamusal alanları savunmaktır. Siyasi iktidarın TMMOB’yi cezalandırmak istemesinin asıl nedeni TMMOB ve bağlı odalarının toplumcu çizgisidir.
Mesleklerimizin gereği halka ait olanı korumak, kamu yararını savunmak biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının temel görevidir. Bu görev doğrultusunda, İstanbul kentinin en önemli kamusal alanlarından biri olan Gezi Parkı’nı korumak, Gezi Parkı park olarak kalsın diye mücadele etmek mesleğimizin en önemli toplumsal sorumluluğudur.
İşte bu yüzden bilinmelidir ki hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar önündeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez.
TMMOB, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerini söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelesini sürdürecektir.
1001 gün sonra inatla ve ısrarla bir kez daha haykırıyoruz; Halkın vicdanını derinden yaralayan bu kararların hiçbir hükmü yoktur. Bu siyasi zorbalıktan derhal vazgeçin ve arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın.
TMMOB AYDIN İL KOORDİNASYON KURULU













































