DAHA ÇOK ANILARIMIZ OLACAKTI…
NURŞEN TELLİOĞLU KULATTI ANISINA…

Bazı insanlar vardır…
Bir odaya girdiklerinde sadece kendileri girmez; ışıkları, renkleri, sesleri ve ruhları da beraberinde gelir. İşte Nurşen Tellioğlu Kulattı böyle bir insandı.
Bugün, yüreğimin en sessiz yerine ağır bir hüzün çöktü.
Kalemim, onu anlatmaya çalışırken zorlanıyor. Çünkü bazı insanlar birkaç cümleye değil, koskoca bir ömre sığar.
Nurşen Tellioğlu Kulattı…
Resim öğretmeniydi demek eksik kalır. Çünkü o yalnızca resim yapan biri değildi; dokunduğu her yere ruhunu işleyen gerçek bir sanat emekçisiydi. Fırçası bazen bir tuvalde hayat bulur, bazen bir duvarda renklerle konuşur, bazen de tavanda göğe uzanan bir hayale dönüşürdü. Çizgileri yalnızca boya değil, duygu taşırdı.

Onu 2008 yılının sonlarına doğru Yalıkavak’ta tanımıştım.
Ben elim biraz fırça tutar sanırdım kendimi… Ta ki onun sanatını görene kadar. Fırçasından çıkan her darbede büyülenmiş, sanatın gerçekten başka bir ruh işi olduğunu anlamıştım. Hatta belki de bu yüzden bir daha resim yapmaya cesaret edemedim. Çünkü bazı insanlar size sanatın ne kadar derin olduğunu gösterir.
Ama Nurşen abla yalnızca resimle yaşayan biri değildi.
Tiyatro onun başka bir nefesiydi. Sahneye çıktığında başka bir insana dönüşebilen, sanatın her alanında kendine yer açabilen özel kadınlardan biriydi. Aynı dizide aynı kareyi paylaşmış olmak ise bugün dönüp baktığımda benim için büyük bir hatıra, büyük bir kıymet oldu.

Şimdi düşünüyorum da…
Yalıkavak bir sanat çınarını kaybetti.
Ama belki de bu dünyanın bütün kirinden, gürültüsünden ve yorgunluğundan sıyrılıp kendi gerçek dünyasına yürüdü Nurşen abla… Renklerin hiç solmadığı, alkışların hiç dinmediği o sonsuz sahneye…

Ardında tablolar bıraktı.
Sahneler bıraktı.
Anılar bıraktı.
Ve onu tanıyan herkesin yüreğinde silinmeyecek izler…
Bazı vedalar insanın içine oturur.
Bu da öyle oldu.
Seni yüreğimin sızısıyla uğurluyorum, Nurşen abla…
Daha çok anılarımız olacaktı.
Ruhun şad olsun.













































