Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Söke’den Başlayarak Örgüt Tabandan yükselecek! 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Aydın’daki üye sayısı 50 bine yaklaşıyor. Bu büyük yapının içinde Söke ilçesi hem sayısal hem de siyasal anlamda önemli bir yere sahip. Bu ilçede yaklaşık 30 yıldır aktif siyaset yapan Erkan Polat’ın son çıkışı, örgüt içinde yankı buldu ve yeni bir sürecin kapısını araladı.

Erkan Polat, yaptığı bir sosyal medya paylaşımında şu sözlerle dikkat çekti:

 “Pazarda hak hukuk diye bağırmak tamam da, sürgüne gönderilen işçiler için tek kelime etmemek! Orada hak yok mu sayın başkan?”

Bu sözler, CHP Söke İlçe Başkanı’na yöneltilmiş ciddi bir eleştiriydi. Ayba bünyesinde yıllardır çalışan işçilerin sürgün edilmesine sessiz kalınması, örgüt içinden bir tepkiyle gündeme taşındı.

Bu tepkiyi dile getiren Erkan Polat sıradan bir isim değil. 1997 yılından bu yana CHP içinde aktif görevler üstlenen, gençlik kollarından ilçe başkanlığına, belediye meclis üyeliğinden belediye başkan aday adaylığına kadar pek çok görevde bulunan, örgütten gelen bir isim. Siyasetin her kademesini bilen, partiye ve mücadeleye emek veren bir isim.

Bugün CHP içinde yaşanan sıkıntıların temelinde demokratik olmayan yöntemlerle belirlenen yönetimler yatıyor. Yıllardır Aydın’da “işaretle” belirlenen yöneticiler, parti tabanında güvensizlik yaratmış durumda. Geçtiğimiz yıl başlayan değişim rüzgarı, sadece genel başkan düzeyinde değil, tabandan yukarı doğru bir dönüşüm ihtiyacını da beraberinde getirdi. İşte Söke’de başlayan bu yeni taban hareketi, bu ihtiyacın sesi.

Erkan Polat’ın işaret ettiği sorun sadece bir işçi sürgünü meselesi değil, aynı zamanda partinin değerleriyle çelişen uygulamalara karşı bir duruş. Taşeron işçiliğin yaygınlaştırılması, mobbing ve haksız işten çıkarmalar sol bir partinin savunacağı politikalar değildir. Emek en yüce değerdir; bu değer sadece meydanlarda değil, yönetim uygulamalarında da yaşatılmalıdır.

Kendini solcu ve emekçi dostu olarak tanımlayan belediye başkanlarının bu uygulamaları hayata geçirmesi, en hafif tabirle ideolojik bir savrulmadır. Dahası, bu haksızlıklara karşı susanlar da aynı sorumluluğu taşır. İlçe başkanının veya diğer yetkililerin sessizliği, partinin özünden uzaklaştığının bir göstergesidir.

Parti içindeki bazı kişilerin kendi iradelerini bir kenara bırakıp başka güçlerin etkisiyle hareket etmesi, siyasetin doğasına da, CHP’nin tarihine de terstir. CHP örgütleri, onurlu üyelerden oluşur. Bu üyeler birinin işaretiyle değil, kendi iradeleriyle hareket eder. Örgüt liderlik ister, itaat değil.

Sürgüne gönderilen işçiler, yıllardır yağmur çamur demeden halk için çalışan emekçilerdi. Bu uygulamayı gerçekleştirenler, kendi şehirlerinin insanlarını cezalandırdıklarını görmüyor olabilir. Ama halk görüyor. Ve unutmaz.

Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Artık mahalle delegesi sisteminden vazgeçilmeli; çarşaf listeyle, tüm üyelerin katılımı sağlanarak ilçe yönetimleri oluşturulmalı. Parti içi demokrasi güçlenmeden, dışarıda hak-hukuk-adalet mücadelesi inandırıcılığını yitirir.

Gerçek değişim ancak tabandan başlayarak yükselebilir. Söke’de atılan bu adım, sadece bir ilçede değil, tüm ülkede yankı bulabilecek bir başlangıç olabilir.

Unutulmamalı:
“Gerçek demokratik ilke, hiç kimsenin halkın üzerinde bir güce sahip olmaması demektir.” — Lord Acton