Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ABD SEAL Timlerinin Usame bin Ladin Harekâtı: Stratejik Arka Plan, Taktik Uygulama ve Politik Sonuçlar

11 Eylül 2001 terör saldırıları, ABD’nin ulusal güvenlik yaklaşımında köklü bir dönüm noktası yarattı. El Kaide’nin lideri Usame bin Ladin, saldırıların planlayıcısı olarak ABD’nin terörle mücadele stratejisinin merkezî hedefi haline geldi. Yaklaşık on yıl süren geniş çaplı istihbarat operasyonları sonucunda, 1 Mayıs 2011’i 2 Mayıs 2011’e bağlayan gece Pakistan’ın Abbottabad kentinde Operation Neptune Spear (Neptün’ün Mızrağı Harekâtı) kod adıyla yürütülen harekât, ABD Donanması’nın seçkin bir özel harekât birimi olan SEAL Team Six (DEVGRU) tarafından gerçekleştirildi. Harekâtı gerçekleştiren Deniz Özel Harp Geliştirme Grubu (NSWDG), kısaca DEVGRU (“Geliştirme Grubu”) olarak bilinir ve gayrı resmi olarak SEAL Team Six olarak tanınır. Amerika Birleşik Devletleri Donanması’nın Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı’na (JSOC) bağlı olarak görev yapar. Harekâtın kod adı ABD SAT (SEAL) komandolarının armasında bulunan antik Roma mitolojisinde Su ve Deniz Tanrısı Neptün’ün elinde tutuğu üç uçlu mızraktan esinlenmiştir. Bu harekât hem askerî hem de siyasi sonuçları bakımından çağdaş güvenlik çalışmalarında geniş yankı uyandırmıştır.

Harekatın Stratejik Arka Planı
El Kaide Liderliğinin Takibi ve ABD İstihbarat Mimarisi

2001 sonrası dönemde bin Ladin’in saklandığı yere ilişkin çeşitli hipotezler ortaya atılmış olsa da CIA, özellikle “haberci ağına” odaklanan uzun süreli sinyal ve insan istihbaratı çalışmalarıyla hedefi daraltmayı başarmıştır. CIA’nın “haberci ağı” (courier network) ifadesi, Usame bin Ladin’in saklandığı yerin bulunmasında kritik rol oynayan haberci (kurye) zincirini tespit etmek ve izlemek anlamında kullanılan bir terimdir. Bu, CIA’nın kendi kurduğu bir ağ değil; El Kaide’nin kendi iç iletişim sistemi olan kurye ağını çözme ve takip etme sürecidir.
Usame bin Ladin, 2001 sonrası dönemde telefon, internet, telsiz gibi izlenebilir hiçbir elektronik iletişim aracını kullanmıyordu.
Bunun yerine:
• Mesajlarını yüz yüze iletiyordu,
• Son derece güvendiği birkaç kişiye yazılı veya ezberletilmiş mesajlar veriyordu,
• Bu kişiler mesajı başka bir noktaya götürüp aktarıyordu.
Bu sisteme haberci (courier) ağı deniyordu.
El Kaide liderliği yıllarca bu yöntemle iletişim sürdürdü ve bin Ladin’in saklandığı yer bu nedenle uzun süre tespit edilemedi.
CIA’nın yaptığı şey, El Kaide’nin haberci ağını çözmekti, yani:
• Kimlerin kurye olduğunu,
• Kime mesaj taşıdıklarını,
• Nerede dolaştıklarını,
• Kimlerle temas kurduklarını
adım adım tespit etmekti.
Bu süreç yıllar sürdü. Özellikle iki kurye CIA için kritik hale gelmişti:
• Peştun kökenli Pakistanlı Ebu Ahmed el-Kuveytî (asıl adı: Şeyh Ebu Ahmed),
• Ağ içinde onunla ilişkili birkaç yardımcı.
ABD istihbaratı, el-Kuveytî’nin bin Ladin’e en sık erişen kişi olduğuna dair bilgiler topladı.
CIA’nın yaptığı şey, El Kaide’nin haberci ağını çözmek, yani:
• Hangi kişilerin haberci olduğunu,
• Kime mesaj taşıdıklarını,
• Nerede dolaştıklarını,
• Kimlerle temas kurduklarını
adım adım tespit etmekti.
Bu süreç yıllar sürdü. Özellikle iki haberci CIA için kritik hale geldi:
• Ebu Ahmed el-Kuveytî (asıl adı: Şeyh Ebu Ahmed),
• Ağ içinde onunla ilişkili birkaç yardımcı.
ABD istihbaratı, el-Kuveytî’nin bin Ladin’e en sık erişen kişi olduğuna dair bilgiler topladı.
ABD istihbarat yapılanması, 11 Eylül sonrası dönemde yeniden yapılandırılmış, kurumlar arası veri paylaşımı ve operasyonel iş birliği artırılmıştı. Bu dönüşüm, bin Ladin operasyonunun başarısının arkasında önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Abbottabad Yerleşkesi’nin Analizi
Usame bin Ladin’in, yerel halk tarafından Veziristan Konağı – Veziristan Haveli) olarak da bilinen ve Pakistan’ın Hayber Pahtunhva eyaletindeki Abbottabad şehrine bağlı Bilal Town’da yer alan ve çeşitli yapılardan oluşan bir komplekste gizli bir şekilde yaşadığı yönünde güçlü istihbarat toplanmıştı. Yerleşke, Pakistan Harp Akademisinin yaklaşık 1,3 km güneybatısında, toprak bir yolun sonunda bulunmaktaydı. Abbottabad’daki güvenlikli yapının mimarisi ve sakinlerinin davranışları, istihbarat analistlerinde olağandışı bir ihtiyat düzeyi olduğu izlenimini uyandırdı. Uydu görüntülerinde görülen yüksek duvarlar, tel örgüler ve gelişmiş iletişim araçlarının kullanılmaması, bin Ladin’in saklanma yöntemleriyle tutarlıydı.

Planlama Aşaması
İstihbarat Doğrulama ve Harekata Hazırlık

Harekât öncesi CIA ve SEAL Team Six, hedef yerleşkenin birebir replikalarında tatbikatlar yapmıştı. Bu süreçte giriş noktaları, muhtemel direnç bölgeleri ve tahliye senaryoları denenmişti. Bu planlamanın gerçek kahramanı Amiral Mac Raven’dır ki yaptıkları bir başka yazının konusudur. Şimdilik sadece isminden bahsetmekle yetinelim.
Politik ve Diplomatik Boyut
Obama yönetimi operasyonun olası sonuçlarını ayrıntılı biçimde analiz etti. Olası bir başarısızlık, 1980 İran rehine krizine benzer büyük bir siyasal risk barındırıyordu. Bunun yanı sıra, Pakistan’ın egemenlik hakkı ihlali tartışmalarının doğacağı öngörülüyordu. Hillary Clinton “Zor Seçimler” başlığıyla Türkçe olarak da yayımlanan anılarında bu olayı şöyle anlatıyor; “Batı kanadının bodrumundaki güvenli video konferans odası sessizdi. …. İki Kara Şahin helikopterinden bir tanesi yerleşkenin duvarına çarpmış ve yere çakılmıştı. En kötü korkularımız gerçek oluyordu.
Başkan Obama soğukkanlılıkla ekrana baksa da hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk: 1980’de İran’da gerçekleşen, çölde feci bir kazayla ve sekiz Amerikalının ölümüyle sonuçlanan, ülkemizi ve ordumuzu kötü bir şekilde yaralayan rehine kurtarma operasyonu….
Birinci sınav Pakistan sınırını geçmekti. ….Amerika’nın terörle savaşındaki göstermelik müttefiki, Pakistan zaten çok rahatsızdı. …..
İlişkilerin tamamen çökmesinden kaçınmak için Pakistan’a baskını önceden haber verip vermemeyi tartıştık.”
Sonuçta Pakistan’ın teröre verdiği desteği ve güvenilemeyecek bir ülke olduğunu değerlendiren ABD harekât hakkında Pakistan’a hiçbir bilgi vermedi.
Harekât Stratejisi
Helikopterlerle alçak irtifa uçuşu yapılarak Pakistan radarlarından kaçınmak üzerine kurulan plan, SEAL Timlerinin hızlı giriş ve çıkış yeteneklerine dayanıyordu. Kullanılan özel tadilatlı Black Hawk helikopterleri, düşük akustik iz ve gelişmiş manevra kabiliyeti ile dikkat çekiyordu.

Harekatın İcrası
Abbottabad’a Giriş

2011 yılının 1 Mayıs’ı 2 Mayıs’a bağlayan gecesi başlayan operasyonda, iki Black Hawk helikopteri kompleksin üzerine iniş gerçekleştirdi. Helikopterlerden biri havadaki sıcak hava etkisiyle aerodinamik sorun yaşayıp kontrollü acil iniş yapmak zorunda kaldı; bu durum plana göre hızlı biçimde telafi edildi. Hillary Clinton anılarında bu durumu şöyle anlatıyor; “.. Kara Şahinlerin pervanelerinin patırtısı, yerleşkeye saldırmadan iki dakika önce Abbottabad gecesinin sessizliğini bozdu. Büyük Durum Odası’nın karşısındaki küçük toplantı odasında bulunan video ekranında yaklaşmaları görülebiliyordu, hızlı ve alçaktılar. Sonra kara Şahinlerden biri plan uyarınca komandolar yere halatla iniş yaparken havada askıda kalmak yerine hızla irtifa kaybetmeye başladı. Pilot sert iniş yaptı ve helikopterin kuyruğu yerleşkenin duvarına çarptı. (Daha sonra ordu sorunu belirledi: yerleşkenin gerçek boyutlu tatbikat maketinde taş duvar yerine zincirli çit vardı ve bu hava akımı dinamiğini Kara Şahin’in yönlendirilmesini tehlikeye düşürmeye yetecek kadar değiştirmişti.) Bu yeterince korkutucu değilmiş gibi, yerleşkenin çatısına inip komandoları oraya bırakması gereken ikinci helikopter durmadan geçip gitmek zorunda kaldı ve yerleşkenin dışına iniş yaptı.”
Kompleks İçinde İlerleme
SEAL Team Six, odadan odaya temizlik taktikleri uygulayarak binanın üst katlarına ilerledi. Kısa süreli çatışmalar yaşandı ve üçüncü katta bulunan bin Ladin etkisiz hale getirildi.
Kimlik Doğrulama ve İstihbarat Toplama
Bin Ladin’in kimliği yüz tanıma, boy ölçümü ve aile üyelerinden alınan DNA örnekleriyle doğrulandı. Operasyon sırasında çok sayıda dijital veri, belge ve istihbarat materyali de toplandı.

Tahliye

Hasar alan helikopter imha edildi; tim Chinook helikopteri ile bölgeden çıkarıldı. Harekatın toplam süresi yaklaşık 40 dakika oldu.

Harekatın Sonuçları

ABD İç Politikası ve Kamuoyu Tepkisi
Harekât sonrası Başkan Obama’nın seçmen desteğinde önemli bir yükseliş gözlendi. ABD basını ve kamuoyu harekâtı büyük oranda olumlu karşıladı.
Terörle Mücadele Stratejilerine Etkisi
Usame bin Ladin’in öldürülmesi, El Kaide’nin bütünleşik örgüt yapısına ölümcül bir darbe vurmuş ve bu durum, El Kaide’nin çöküşüne ve daha güçlü ve tehlikeli hale gelen Nusra Cephesi ve İslam Devleti (IŞİD) gibi yeni örgütlerin doğmasına yol açmıştır.
ABD–Pakistan İlişkileri
Operasyonun Pakistan’a bildirilmeden gerçekleştirilmesi ciddi diplomatik krize yol açtı. Pakistan hükümeti egemenlik ihlali iddiasında bulunurken, ABD içinde Pakistan’ın bin Ladin’e bilinçli olarak göz yumduğu iddiaları tartışıldı.
Özel Kuvvetler Doktrinine Etkisi
Neptune Spear, modern özel harekât planlamasında “yüksek değerli hedef” (HVT) doktrininin en başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. İstihbarat ve askeri harekât entegrasyonu açısından önemli bir model olmuştur. Bu model günümüzde İsrail tarafından başarıyla uygulanmaktadır.

Sonuç

Usame bin Ladin’in öldürülmesi ile sonuçlanan harekât, askeri strateji, istihbarat koordinasyonu ve uluslararası politikalar açısından çağdaş güvenlik çalışmalarına yön veren bir örnektir. Operasyonun başarısı, yalnızca SEAL Team Six’in taktik becerilerine değil, aynı zamanda uzun vadeli istihbarat çabalarına, politik hesaplamalara ve askeri teknolojiye dayanmaktadır. Bununla birlikte, harekatın yol açtığı diplomatik gerilimler ve terörle mücadelenin değişen doğası, bu başarının daha geniş bir jeopolitik bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Usame Bin Ladin’in öldürülmüş olması dünyada ve Türkiye’de geniş yankı uyandırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın bir zafer edasıyla yaptığı ve Amerikan kamuoyunda büyük sevinç gösterileriyle karşılanan bu gelişmenin birçok açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Usame Bin Ladin’in nerede saklandığına ilişkin yapılan değerlendirmelerde genel olarak Afganistan’ın dağlık Tora Bora bölgesindeki ulaşılmaz mağaralar, Pakistan’ın Kuzeybatısındaki dağlık, aşiretlerin yaşamakta olduğu ve hatta “no man’s land” (sahipsiz topraklar) denilen kimsenin kontrolünde olmadığı düşünülen bölgeler ya da Peşaver gibi son derece karmaşık ve saklanmanın daha kolay olduğunun ileri sürüldüğü şehirler öne çıkmaktaydı. Ancak Usame Bin Ladin’in İslamabat’ın 150 km kadar kuzeyinde Pakistan’ın Keşmir sınırına yakın Abbottabad şehrinde bir malikaneye düzenlenen bir operasyonla ele geçirilmesi istihbaratın ne denli çetin ve karmaşık bir konu olduğunun göstergesi olmuştur. Bin Ladin büyük olasılıkla Keşmir sorununda destek sağlamak karşılığında, Pakistan Hükümeti’nin bilgisi dahilinde ve bir hava harekatının yapılamayacağı düşüncesiyle Pakistan Askeri Akademisi’nin çok yakınına yerleştirilmiştir.
El-Kaide, aldığı büyük darbelere rağmen varlığını sürdürmeyi başarabilmektedir. Bunda El-Kaide’nin hiyerarşik olmayan örgütsel yapısı kadar, El-Kaideci düşünce tarzı olarak ifade edebileceğimiz bir anlayış geliştirebilmiş olmasının rolü de mevcuttur. Bugün itibariyle El-Kaide’nin 11 Eylül tarzı bir saldırıyı planlaması ve uygulaması çok güç olmasına rağmen, tehdidin tümüyle ortadan kalktığını düşünmek de saflık olur. Özellikle Trump yönetimi ve İsrail’in Orta Doğu’da yaşayan Müslümanları küçük düşüren zalim politikaları sürdükçe El Kaide benzeri yapılanmalar varlığını ve etkisini sürdürecektir. Dolayısıyla, El-Kaide’nin bundan sonra da tam anlamıyla içine kapanacağı, gücünü yitirdiği ve liderinin ölümüyle çözülme sürecine gireceğini düşünmek doğru olmayacaktır.

Kaynakça
• Bergen, P. (2012). Manhunt: The Ten-Year Search for Bin Laden. Crown Publishers.
• Cronin, A. K. (2015). ISIS Is Not a Terrorist Group: Terrorism, Guerrilla Warfare, and Insurgency. Foreign Affairs.
• Owen, M. (2012). No Easy Day: The Firsthand Account of the Mission That Killed Osama Bin Laden. Dutton.
• Riedel, B. (2012). Deadly Embrace: Pakistan, America, and the Future of the Global Jihad. Brookings Institution Press.
• Schmidle, N. (2011). “Getting Bin Laden.” The New Yorker.