Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

CHP’NİN SANCAĞA ÇARKI VE İSLAM-1

DOÇ. DR. MUHAMMET ÇAKMAK OLAYI

Ülkenin Cumhuriyetle yaşıt köklü partisi CHP, 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruldu. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin ve Kuvayı Milliye’nin devamıydı. 1923-1950 yılları arasında Türkiye’de tek parti olarak iktidarda kalmıştı. 14 Mayıs 1950 Milletvekili seçimiyle birlikte çok partili sisteme geçilerek, Türkiye tarihinin ilk demokratik seçimi gerçekleştirilmişti. Bu seçimde halk büyük bir oy oranıyla Adnan Menderes’in Demokrat Parti’sini iktidara getirmişti.
İşte bu seçimle birlikte CHP bugün bile devam eden bir “din düşmanlığı” ile suçlanmaya başlamıştır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde İslami duyarlılığı olan kesimlerin de partiye destek vermesini sağlamak amacıyla uygulanan politikalar sebebiyle bu defa da Parti içinden “laiklik ilkesinin ihlal edildiği” şeklinde eleştiriler yükselmiştir.

Bizi izleyenler bilir, biz analizlerimizi kişi, devlet ve uluslararası sistem düzeyinde ayrı ayrı yapmayı tercih ediyoruz. Bu bağlamda CHP içinde İslam’la yakınlaşmayı savunanlar ile ödünsüz laiklik savunucusu şahıslar üzerinden CHP analizi yapabileceğimiz bir yazı dizisi hazırlayacağız.

İlk olarak CHP’deki tartışmalı isimlerden biri olan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin 15. Olağanüstü Kurultayı’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kontenjanında PM’ye giren Doç. Muhammet Çakmak’ ele alacağız. CHP Kurultayında toplam 1242 delege vardı. Yapılan oylamada en yüksek oy 1110 olurken, Elazığlı İlahiyatçı Doç. Muhammet Çakmak 1105 oy almıştı.

Muhammet Çakmak ilginç bir isim. 2002’de AKP’den aday adayı olmak istemiş, 2004-2007 yılları arasında DYP Genel Başkanı, hemşerisi Mehmet Ağar’a danışmanlık yapmıştı.
Doç. Dr. Muhammet Çakmak, Türkiye’de akademisyen ve siyasetle ilişki içinde olmuş bir ilahiyatçı ve din sosyoloğu olarak biliniyor. Özellikle dini cemaatler, tarikatlar ve din-siyaset ilişkileri konularında çalışmalar yapmış.
1969, Elâzığ doğumlu olan Çakmak Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde, Yüksek Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Dini bir grup olarak Aczmendilik” başlıklı teziyle, Doktorasını aynı enstitüde “Nakşibendiliğin Sosyolojik Evreni” başlıklı teziyle yapmıştır.
Akademik Çalışmaları kapsamında Din sosyolojisi üzerine dersler verdiği ve özellikle tarikatlar/dini grupların toplumsal rolleri üzerine araştırmalar yaptığı belirtiliyor. (Cumhuriyet)
Siyasi Faaliyetleri kapsamında ise; CHP Parti Meclisi Üyeliği yapmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Parti Meclisi’ne seçilmiş ve parti içi eğitimlerde görev almış bir isim olarak yer aldı. (Sol Haber)

Şubat 2011’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun blok listesinden Parti Meclisi’ne giren isimlerden, Elazığlı Halidi Nakşibendi şeyhi Halit Hoca’nın torunu Dr. Muhammet Çakmak, Akşam gazetesinden Özlem Akarsu Çelik’e verdiği röportajda “Fethullah Gülen bilgedir, selamlıyorum” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 24 Ocak 2011’de yaptığı “siyasete karışmadıkları sürece tarikatlara saygılıyız” açıklamasının ardından Muhammet Çakmak’ın açıklaması her iki mahallede de kafaları karıştırdı.
Oysa Çakmak’ın CHP’yle ilişkisi, Deniz Baykal döneminde başlamış. Çakmak, Baykal’ın o dönem ses getiren “kutlu doğum haftası” konuşmasının yazımına katkıda bulunmuş. Çakmak, “Gürsel Tekin de yakın arkadaşımdır” diye belirtmiş.

CHP’nin eğitmeni: Fethullah Gülen hayranı Muhammed Çakmak  (Sol

Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle yeni bir post modern çağa girildiğini savunan Çakmak, “Ben, ‘İslam modernite karşısında görkemli bir defans oluşturdu’ diyorum. Nakşibendilik, insanlığı yalnızlaştıran bu kâinatta çıkara dayalı ilişkilere karşı yüksek bir ahlaktır. İslam ötekileştirmez, insanların ruhları üzerinde bir baskı aracına da dönüşmez” demiş.

CHP’nin yeni postmodern dincisi Muhammet Çakmak, sola akıl vermekten de geri durmamış, en bilinen klişeyi tekrarlayarak “Türkiye’de Karl Marks anlaşılsaydı sol bu kadar sefil duruma düşmezdi” demiş.
Sözü Fethullah Gülen’e getiren Çakmak, şunları söylemiş; “Fethullah Hoca Türkiye’de bir fenomendir, kimsenin görmezden gelemeyeceği bilge bir adam. Fakir halkın çocuklarının okuması için sonsuz gayret gösteren biri. İyi şeyler yapıyor. İnsanlar mesailerini, paralarını bireysel dünyanın görkemlerine harcarken, Fethullah Hoca Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde okullar açıyor. Önce eğitime hizmet veren herkesi sonsuz saygıyla selamlıyorum. Fethullah Hoca, Türk toplumunun temel değer sistemine ve milletin, devletin daha da güçlenmesine katkı yapan bir kişidir. Saygıyla izliyoruz.”
Çakmak, “Cemaatin güçlenmesinin ardında ABD var, yorumuna katılıyor musunuz?” sorusuna ise: “Bunlar klasik eski Marksist jargona dair, geri kalmış kafaların ürünü olan söylemler. Komik şeyler. Türkiye’de Karl Marks anlaşılsaydı sol bu kadar sefil duruma düşmezdi. Ben Marks’ın yabancılaşma kavramını okuduğumda sarsılmıştım.” Yanıtını vermis.
Fethullah Gülen’le ilgili basında çıkan övücü sözlerinden dolayı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından kendisine konuşma yasağı getirildiği iddia edilen Muhammet Çakmak, konuyla ilgili sorulara, “Şimdilik bir şey konuşmak istemiyorum. Daha sonra belki bir açıklama yaparım” demekle yetinmiş. CHP’nin “İlahiyatçı Çakmak”a Sabrı Bu Kadar

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Menemen Şubesi’nin düzenlediği ‘Demokrasi ve Kubilay’ konulu panelde bazı dinleyicilerin de Çakmak için “Çakmak gibilerin CHP’de yer alması yüzkarasıdır” diye bağırması ve bu tepkilere CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum’un destek vererek Gülen aleyhine sözler sarf etmesi dikkat çekmişti. CHP’nin “İlahiyatçı Çakmak”a Sabrı Bu Kadar

Atatürk ve Cumhuriyet Hakkındaki Düşünceleri
Direkt olarak Atatürk veya Cumhuriyet üzerine açık akademik eserleri veya net ifadeleri medyada yaygın olarak bulunmasa da basında yer alan beyanlara göre:
Çakmak, CHP’yi “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve Türk toplumunu modernleştiren parti” olarak tanımlamıştır (Dolaylı Atatürk değerlerine saygı ifadesi) Cumhuriyet.
Bu, Atatürk’ün kurucusu olduğu CHP’nin tarihsel rolünü ve Cumhuriyet modernleşmesini olumlu bir çerçevede değerlendirdiğini gösterir.
Atatürk’e dair doğrudan bir alıntıya ulaşılmış spesifik bir ifade yok. Ancak CHP içi siyaset bağlamında Cumhuriyetin modernleşme vizyonuna yönelik olumlu yaklaşımını, partiyle ilgili sözlerinde görmek mümkün. Cumhuriyet.
Yani Atatürk ve Cumhuriyet’in ilkelerini ve modern Türkiye devletinin inşasını bir değer olarak gördüğü yönünde yorumlanabilecek bazı ifadeleri bulunduğu söylenebilir. Ancak bu konuda ayrıntılı akademik görüşleri ya da eleştirel değerlendirmeleri doğrudan kaynaklarda rahatlıkla erişilebilir durumda değil.

Eleştirilen Yönleri
Muhammet Çakmak medyada ve eleştiri odaklarında sıkça tartışma konusu olmuştur:
1. Fethullah Gülen’e Yönelik Olumlu Sözler
Basında yer alan haberlere göre Çakmak, Fethullah Gülen’i “bilge biri” olarak nitelendirmiş, eğitime yaptığı katkılardan bahsetmişti, bu pozisyon bazı kesimler tarafından özellikle laiklik ve din-devlet ilişkileri açısından eleştirilmiştir. soL Haber.
2. CHP İçerisinde Tartışma Yaratan İlahiyatçı Konumu
CHP içerisinde tarikatlara saygı, dinsel söylemler ve parti çizgisi bağlamında bazı tartışmalar yaşanmıştır; bazı yorumcular onun söylemlerini parti çizgisiyle çelişkili bulmuştur. (Sol Haber.)
3. Siyaset Geçmişi
Çakmak’ın farklı siyasi partilerde (AKP’den DYP’ye) adaylık ve danışmanlık denemeleri, farklı siyasi alanlarda konum alması bazı eleştiriler nedeniyle tartışmalı görülmüştür. (Sol Haber.)
Desteklenen/Yorumlanan Yönleri
Akademik olarak din cemaatleri, tarikatlar ve sosyolojik ilişkiler üzerine çalışmaları bulunduğu söyleniyor; bu yönü akademik çevrelerde ilgi çekmiştir. Cumhuriyet.
Bazı destekçiler, onun CHP içinde dini farklılıkları ve toplumsal ilişkileri daha iyi anlamaya dönük katkılarını olumlu görmüştür. (Sol Haber.)
Din-siyaset ilişkilerini tartışmaya açması, farklı referanslara sahip seslerin siyaset içinde yer alması gibi yönler bir kesim tarafından politik ve entelektüel çeşitlilik olarak değerlendirilebilmektedir. (Dolaylı olarak basında olumlu değerlendirmeler görülebilir). (Sol Haber)

Sonuç:
Türk modernleşmesinin lokomotifi olan CHP ağır bedeller ödeyeceğini bile bile çağın gereklerine uyarak tek adam rejimini gözünü bile kırpmadan ülke çıkarları uğruna feda etmeyi bilmiştir. On yıllık DP iktidarının hasarını onaran1960 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamında dünyadaki gelişmeleri de iyi okuyan İsmet İnönü CHP’yi “ortanın solunda” bir konumda tanımlayarak ve Bülent Ecevit’in sosyal demokrat politikalarının karşılığı olarak Türkiye’nin birinci partisi konumuna yükselmiştir.
Türk siyasetini altüst eden ve sağcı, gerici, lümpen siyasetin önünü açan 12 Eylül rejimi en ağır darbeyi Cumhuriyetin kurucu partisine indirmiştir. CHP o günden beri kimliğini kaybetmiş ve sağ siyasetin çeşitli suçlamalarına karşı kendini savunamayacak aciz bir konuma düşmüştür.
Özellikle Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetimleri altındaki CHP partiye tepeden inme transfer ettiği gerici, yobaz, bölücü, Amerikancı üst düzey elemanlarla iyice halktan kopmuş, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir gericiyi Cumhurbaşkanı adayı, 40 civarında Fethullahçı, gerici milletvekili adayını kazanılması garanti yerlerden ve sıradan CHP çatısı altında seçime sokmak gibi gafil eylemlerde bulunmuştur. Üstüne üstlük 2023 yerel seçimlerinden sonra eline geçirdiği ahlaki ve psikolojik üstünlüğü heba etmiştir.

CHP’nin önünde üç seçenek vardır;
1. Cumhuriyetin kurucu ilkeleri zemininde Avrupa standartlarında bir sosyal demokrat parti kimliğine derhal ulaşmak. Seçimlerde alacağı oydan bağımsız olarak ya diğer partilerle (DEM dahil) ülke çıkarları doğrultusunda ittifaklar yoluyla siyasette etkin olacak (İktidar ve muhalefette)
2. Ya kendini muhafazakâr cephede konumlandırarak diğer sol partilerin önünü açacak. (Yeni hem altı ok hem din istismarı aynı torbada olmayacak)
3. Ya da tükenip biteceği güne kadar, giderek azalan bir grup iyi insanın partisi olarak dinci partilerin oyuncağı olmaya devam edecektir.
Bu konuyu eşelemeyi sürdüreceğiz.