BİR GAZETECİ KONUŞTU, VİTRİN ÇATLADI: KUŞADASI’NDA USULSÜZLÜK, RANT VE GÖLGE OTORİTE

“Bir de AK Parti’nin işini kolaylaştıran belediye başkanları var…”
Bu sözler bire bir, kelimesi kelimesine, halk tv ekranlarından canlı yayında, Gazeteci İsmail Saymaz tarafından söylendi, tamamı şöyle;
“Bide AK Partinin işini kolaylaştıran Belediye Başkanları var. Dün izliyordum Kuşadası Belediye Başkanı, Cumhuriyet Halk Partili, kardeşim Belediye Başkanı alkollü mekan açılışı yapar mı? Hadi yaptı diyelim, efendim bundan sonra kanımıza alkol karışacak, Allah utandırmasın der mi? Yani CHP’yi kaybettirmeye mi çalışıyorsunuz? Bi Belediye Başkanı dermi? Zaten Aydın’ı kaybetmişsiniz bakın zaten Aydın’ı kaybetmişsiniz, bu Beyefendi adıda Ömer sanırım, Kuşadası Belediye Başkanı, zannedersem gelecekte Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olacak, yani herhalde Aydını kaybettirmeye uğraşıyor dedim, partimize zarar mı vermek istiyorsunuz, nedir zorunuz”
Halk TV ekranlarında, milyonların önünde.
Söyleyen, CHP’ye mesafesiyle değil, gazeteciliğiyle bilinen bir isimdi: İsmail Saymaz.
Saymaz, CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı’nın bir alkollü mekân açılışında kullandığı dili sorguladı.
Ama mesele bir açılış değildi.
Mesele, CHP’li bir belediyenin kendi seçmenine yabancılaşmasıydı.
Ve o an, Kuşadası’nda yıllardır parlatılan “başarı vitrini” ilk kez bu kadar net çatladı.

AÇILIŞ SAHNEDE, RANT PERDE ARKASINDA
O açılışın sahibi sıradan biri değildi.
Kuşadası’nda ismi herkesçe bilinen, ticaret–siyaset hattının simge figürlerinden biri: Tibet Özer.
Gazinolar, şaşaalı yaşam, Yılancı Burnu tartışmaları, belediye başkan vekilliği geçmişi…
Bu kentte “Tibet” denildiğinde neyin kastedildiği açıktır.
İşte İsmail Saymaz’ın sözleri tam da bu yüzden ağırdı.
Çünkü o açılış, bir mekânın değil, bir yönetim zihniyetinin açılışıydı.

SAYIŞTAY RAPORLARINA SIĞMAYAN BELEDİYECİLİK
Kuşadası Belediyesi bugün vitrinle yönetiliyor.
Ama vitrinin arkasında tablo nettir:
Sayıştay raporlarına yansıyan usulsüzlükler,
hukuka aykırı ihale süreçleri,
belediye mülklerinin birer birer satılması,
kamu yararı yerine beton ve rant önceliği.
Satılan arsalarla süslenen projeler,
elden çıkarılan taşınmazlarla finanse edilen algı kampanyaları,
milyonları bulan basın–tanıtım bütçeleri…
Bu bir belediyecilik anlayışı değil, vitrin ekonomisidir.

GÖLGE OTORİTE: BELEDİYE KİMİN ELİNDE?
Resmi başkan bellidir: Ömer Günel.
Ancak Kuşadası’nda herkesin sorduğu soru aynıdır:
Gerçek kararları kim alıyor?
Yanıt çoğu zaman aynı isimde düğümlenir: Bülent Tezcan.
Parti içi muhalefetin tasfiyesi,
itiraz eden CHP’lilerin kapı önüne konulması,
elli yıllık partililerin “sorgusuz sualsiz” dışlanması…
Yetmedi; AKP’li isimlerle kurulduğu iddia edilen kapı arkası uzlaşılar,
CHP seçmeninde yalnız öfke değil, ihanet duygusu yaratmıştır.
İSMAİL SAYMAZ NEDEN BU KADAR NET KONUŞTU?
Çünkü gazeteciler bazen herkesin bildiğini yüksek sesle söyler.
İsmail Saymaz o akşam Kuşadası’nı değil, CHP’nin yerel iktidar anlayışını sorguladı.
Sorusu hâlâ ortada duruyor:
“CHP’yi kaybettirmeye mi çalışıyorsunuz?”
Bu soru kişisel değil, politiktir.
Ve muhatabı yalnız Ömer Günel değildir.

BU BELEDİYECİLİK CHP’YE KAZANDIRMAZ
Aydın’ın kaybedilmesi tesadüf değildi.
Kuşadası’ndaki bu anlayış,
Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımaz;
tam tersine, AK Parti’nin işini kolaylaştırır.
İsmail Saymaz bir cümle kurdu.
O cümleyle vitrin çatladı.
Şimdi o çatlağın altındaki usulsüzlükleri, rant düzenini ve gölge iktidarı görmezden gelmek artık mümkün değil.

















































