CHP’nin Milas’ta “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi…
Özgür Özel’den Anayasa Mahkemesi’ne “Akbelen” çağrısı: “Bu günahkar Erdoğan’a ‘dur’ deyin”

(MUĞLA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “acele kamulaştırma” yetkisini Akbelen Ormanı’nı Limak Şirketi’ne vermek için kullandığını belirtti. AK Parti iktidarı döneminde 386 bin madene ruhsat verildiğini hatırlatan Özel, Anayasa Mahkemesi üyelerine seslenerek, “Bu canlılar için, bu güzel memleket için Anayasa Mahkemesi’ne ‘lütfen’ diyorum. Sizlere rica ediyorum. Bu milletin sesini duyun, bu ormanın sesini duyun, bu hayvanların, bu kuşların, bu ağaçların günahına girmeyin. Bu günahkar Erdoğan’a ‘dur’ deyin, ‘dur’ deyin” diye konuştu.
CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi, Muğla’nın Milas ilçesinde yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:
“Tabii Milas’ta olmamızın en önemli sebeplerinden bir tanesi de maalesef hükümet eliyle Akbelen’e yapılanlar. Demokrasilerde millet vekâlet verip de çekilmez. Tam olarak da bugün buraya bunu yapmaya geldik. İkizköy’e bağlı Akbelen Ormanı, 2018 yılında bir maden şirketine verildi. O tarihten itibaren İkizköy boşaltılmaya ve İkizköylülerin elinden alınmaya çalışıldı. 2019’da orman için kesim kararı çıkardılar. O günden itibaren Akbelen direnişi başladı. O günden beri çevreciler, Muğla’yı, Milas’ı sevenler ve Türkiye’nin dört bir yanından bu mücadeleye gönül ve destek verenler Akbelen’de oldular. Biz olduk, milletvekillerimiz oldu, örgütümüz oldu. Akbelen direnişini saygıyla selamlıyorum.
Şimdi meselenin ne olduğunun bütün Türkiye tarafından duyulması, canlı yayında duyulması bunun konuşulması çok kıymetli. Buradan vicdanı olan, insafı olan, Allah’a inanan, doğayı seven herkese sesleniyorum. Yapılanlara karşı Akbelenliler direndiler, karşı çıktılar. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi buna karşı seçimden önce 11 Mart 2024’te bir adım attı. Kendi partilileri ayağa kalktı, ‘Eyvah seçimi kaybederiz’ geri çektiler. Şimdi kötülüğü beş katına çıkarmışlar, bir kez daha getiriyorlar. 10 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayınlanan kararla 679 parsele acele kamulaştırma kararı çıkardı.
Akbelen’deki mücadeleyi kendileri kıramayınca, bu işe Meclis’i alet ettiler. Meclis’e kanun getirdiler. Kanunda buradaki normal şartlarda zeytinlik olan yerlerin korunmasına ilişkin kanun ortada duruyorken, kendilerince bir numarayla zeytinlik olan yerlerin koordinatlarını tarif ederek, buraları madenciliğe açtılar. Aslında o acımasız şirket, ‘Ben orman kesmenin peşinde değilim. Bana 4 milyar dolarlık söz var, paramı versinler vazgeçeyim’ diyor. Ne için verdilerse, ne zaman bu sözü verdilerse o şirkete buradaki madenleri vererek bu işi halletmek istediler. Biz buna karşı çıkınca, olmayacak bir iş yaparak koordinatlarıyla buraları tarif eden kanun çıkardılar.
“Erdoğan bu yetkiyi Akbelen ormanını Limak şirketine vermek için kullandı”
Kanunu saatler içinde Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. Ve dedik ki Anayasa Mahkemesi’ne, ‘Bu haksızlığı durdur. Bunu iptal et’. Şimdi başvurumuz Anayasa Mahkemesi’nin önünde duruyor. Bunlar Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı vermesinden endişe ederek, tuttular 10 Ocak’ta Cumhurbaşkanı imzasıyla acele kamulaştırma kararı aldılar. AK Parti’ye oy veren, MHP’ye oy veren, mübarek Ramazan’da oruç tutacak olan, günde beş vakit namaz kılan ve bu kötülükten haberdar olmayan insanlara bunları şikayet etmek farz.
Acele kamulaştırma yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiş bir yetkidir. Doğru bir yetkidir. Bakın ne yazıyor, ‘Yurt savunması ihtiyacı ve aceleciliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen hallerde olağanüstü durumlarda kullanılmak üzere.’ Ne bu biliyor musunuz? Düşman karşıdan geliyor, buraya düşmana karşı orduyu koyacaksın ya da uçaksavar için tek doğru yer bu burun, oraya koyacaksın. Ülke savunması için acil ve alternatifsiz bir durum olacak. Oradaki de diyecek ki ‘Ben yerimi vermem’. Orayı parasını ödeyip acele kamulaştıracaksın. Bu kadar istisna bir durum bu.
Örneğin Kıbrıs’a çıkartma askeri yollayacaksın, adam diyor ki ‘Benim tarladan çıkartma gemilerine kapak attırmam.’ ‘Al paranı çekil kenara.’ Bu kadar istisna bir şey bu. Yurt savunması ve acil durumda sadece Cumhurbaşkanının kullanacağı yetki bu. Savaş, olağanüstü durum, milli menfaat. Bu Erdoğan bu yetkiyi Akbelen ormanını Limak şirketine vermek için kullandı. Bu yetkiyi düşmanı savmak için kullanmıyor, ormanı madene açmak için kullanıyor. Bunu bütün vatandaşlarımızın, bilhassa AK Parti seçmeni olan ama ormanı, doğayı, ağacı, bitkiyi seven herkese şikayet ediyorum. Bunu duyun, bunu bilin ve biz buna itiraz ediyoruz.
“AK Parti 386 bin madene ruhsat verdi”
80 yıllık Cumhuriyet tarihinde, 80 yıllık Cumhuriyet hükümetleri bin 186 madene ruhsat verdiler. 80 yıldan sonraki 20 yılda AK Parti 386 bin madene ruhsat verdi. 80 yılda verilenin 20 yılda 350 katını verdi. Muğla’nın yüzde 60’ını madene açtılar. Bir ilçesini Allah göstermesin, vermeyi kabul etsen Almanya’nın tapusunu üstüne yaparlar, öyle bir yer bu Muğla.
AYM üyelerine seslendi
Anayasa Mahkemesi’ne gittik. Anayasa Mahkemesi bekliyor. Anayasa Mahkemesi’nin saygıdeğer başkanına, değerli üyelerine sesleniyorum. Bizim Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen başvurularımız var. Arkadaşlarımızın hak ihlalleri, sağlıkları, özgürlükleri için ya da farklı konularda. Hiçbiri için beklemeye tahammülümüz yok ama Allah rızası için, oradaki kızılçam ormanları için, meşeler, kestaneler, zeytinler için, orada yaşayan o zavallı küçücük tilki yavrusu için, porsuklar için, tavşan için, saka kuşu için, arı kolonileri için, 200 tür bitki için, 100 farklı kuş türü için Anayasa Mahkemesi’ne Milas Meydanı’ndan çağrıda bulunuyorum. Bu canlılar için, bu güzel memleket için Anayasa Mahkemesi’ne ‘lütfen’ diyorum. Sizlere rica ediyorum. Bu milletin sesini duyun, bu ormanın sesini duyun, bu hayvanların, bu kuşların, bu ağaçların günahına girmeyin. Bu günahkar Erdoğan’a ‘dur’ deyin, ‘dur’ deyin.
Anayasa Mahkemesi’nin sayın üyeleri, bu gece başınızı yastığa koyduğunuzda o orman köylüsünü düşünün. Onun için mücadele eden, 80 yaşında bastonuyla direnen teyzeyi, onun akıttığı gözyaşını düşünün. Oraları maden olduğunda yok olacak olan o hayvanları, o güzelim ağaçları düşünün. Bir tane zeytinin bile kıymetini düşünün. 1,5 milyon zeytin ağacının kesimine ‘dur’ demek sizin yetkinizde. Bu gece onları düşünün ve artık bu başvuruyu öne çekin, görüşmesini yapın, bu katliama ‘dur’ deyin. Sizden bunu bekliyoruz.”
Özel, alandaki vatandaşlara, “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” sloganı attırdı. Özel, “Sayın Anayasa Mahkemesi üyeleri. Bu teyzemleri görüyor musunuz? Onların hatırı için iptal bekliyoruz. Onların hatırı için. Anayasa Mahkemesi Limak’a ‘dur’ deyip bu teyzemin yüzünü güldürmeni bekliyoruz” diye konuştu.
“Bu iktidar kimseye iyi gelmedi”
Özel, şunları kaydetti:
“Değerli Muğlalılar, bu iktidar doğaya iyi gelmedi, tarıma iyi gelmedi. Baktığınızda kimseye iyi gelmedi. Yeni doğan bebeğe de iyi gelmedi, çocuğa da iyi gelmedi, kadına iyi gelmedi, yoksula iyi gelmedi, ortadireğe iyi gelmedi. Memura, işçiye iyi gelmedi. Çiftçiye de iyi gelmedi. Muğla Planlama Ajansı’nın hazırladığı bir rapor. Buraya çalışırken önüme geldi. Muğla’da çiftçilerin yüzde 69’u ‘Gelirim giderimi karşılamıyor’ diyor. Var mı burada çiftçiler? Yüzde 63’ü ‘Başka bir imkanım olsa çiftçiliği bırakırım’ diyor. En kötüsü de bu. Yüzde 75’i ‘Evladım benim gibi çiftçi olmasın. Başka bir işi olsun’ diyor. İşte 58 yaş ortalamasına gelen çiftçilerin düşürüldüğü durum bu.
2026 yılında bütçe yapıldı. Bütçe Cumhuriyet’in bize kazandırdığı en büyük haktır. Bir ülkede tek adam varsa, her şeye o karar verir. Ama o ülkede parlamento varsa, bütçe hakkı vardır ve bütçeye milletin temsilcileri karar verir. Bu sene parlamentoya bütçe geldi. Gelen bütçede çiftçi için ayrılan para, destekleme için sadece 168 milyar lira. Oysa kanun, ‘Gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i olacak’ diyor. Yani 772 milyar lira. Çiftçi beş hak etmişken, bütçeye bir koydular. Kanuna aykırı bütçe getirip geçirdiler. Çiftçi yüzde 1’ini hak ediyorken, binde 2’sini, hakkının beşte birini verdiler.
“Bugün bu geri adım attırdık ki, yarın çok daha büyük adımları hep birlikte atacağız”
Bu ülkede tarım bilinçli olarak bitiriliyor. Türkiye yurt dışına bağımlı hale getiriliyor. AK Parti çiftçinin değil, yurt dışından gıda ve hayvan ithal edenlerin menfaatini düşünüyor. Çiftçiler kredi kullanırken borcu yoktur kağıdı isteniyor. Bu kadar sıkıntı var, vergi borcu, SGK yani Bağ-Kur borcu olmayan çiftçi nasıl olsun? Bu kağıdı istersen nasıl kredi kullanabilsin? Nihayet dün akşam, bu gece 400 bin liraya kadar kullanılacak kredilerde ‘borcu yoktur’ kağıdından vazgeçtiler. Bu Erdoğan’ın çiftçiler için isteyerek attığı bir adım değildir. Bu, bu meydanların gücüdür. Sizin gücünüzdür. İtirazın ve ısrarlı tekrara verilen desteğin gücüdür. Bugün bu geri adımı attırdık, yarın çok daha büyük adımları hep birlikte atacağız. Çiftçisine sahip çıkan bu meydanlara yürekten teşekkür ediyorum.”













































