KESK İzmir Şubeler Platformu’ndan iş bırakma eylemine soruşturma açılmasına tepki


26.02.2026 15:49

(İZMİR)- KESK İzmir Şubeler Platformu, sendikanın iş bırakma eylemi gerekçe gösterilerek SES İzmir 2 No’lu Şube Eş Başkanı Başak Edge Gürkan hakkında soruşturma açılmasına tepki gösterdi. Platform Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık, “İzmir’de ve Türkiye genelinde binlerce kamu emekçisi aynı eyleme katılmışken yalnızca dönem sözcümüz hakkında soruşturma başlatılması; sendika başkanımıza yönelik açık bir gözdağı, temsil görevini hedef alan ve sendikal iradeye yönelik açık bir tehdit işlem niteliğindedir. Bu durum, anayasal güvence altındaki hakların kullanımını fiilen sınırlandırmaya dönük bir idari bir tutum olarak değerlendirilmelidir” dedi.
KESK İzmir Şubeler Platformu, sendikanın iş bırakma eylemi gerekçe gösterilerek SES İzmir 2 No’lu Şube Eş Başkanı Başak Edge Gürkan hakkında soruşturma açılmasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık, şunları söyledi:
“Konfederasyonumuz KESK, 14 Ocak 2026 tarihinde ‘Hakem Kurulu’nun toplu sözleşmesi hükümsüzdür, grev haktır, ek zam hemen şimdi’ şiarıyla Türkiye genelinde meşru ve demokratik bir iş bırakma eylemi gerçekleştirmiştir. Bu eylem, kamu emekçilerinin insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam ve demokratik bir çalışma yaşamı taleplerini görünür kılmak amacıyla yapılmış anayasal bir hak kullanımından ibarettir. Sendikal örgütlenme ve sendikal faaliyet yürütme hakkı, Anayasa’nın 51. ve 53. maddeleriyle güvence altına alınmıştır. Aynı şekilde Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi, örgütlenme özgürlüğünü ve toplu eylem hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır. Bu normlar hiyerarşisi içinde sendikal haklar, yalnızca idari düzenlemelerle sınırlandırılamayacak ölçüde güçlü anayasal ve uluslararası bir temele sahiptir. Ancak iş bırakma eyleminden yaklaşık bir hafta sonra, İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcümüz ve SES 2 No’lu Şube Eş Başkanı Başak Edge Gürkan hakkında, görev yaptığı Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından sendikal faaliyet nedeniyle mesaiye gelmediği gerekçesiyle yazılı açıklama talep edilmiş; akabinde muhakkik atanarak ifadeye çağrılmıştır.

“Sendikal faaliyetin idari soruşturma tehdidiyle baskı altına alınması anlamına gelmektedir”

Bu uygulama, açıkça sendikal faaliyetin idari soruşturma tehdidiyle baskı altına alınması anlamına gelmektedir. Sendika yöneticilerinin, konfederasyon kararları doğrultusunda gerçekleştirilen eylemlere katılması, eylemi örgütlemesi ve kamuoyunu bilgilendirmesi sendikal görevin doğal ve zorunlu bir sonucudur. Bu faaliyetlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sendikal özgürlüğün özüne müdahale niteliği taşımaktadır. Dahası, İzmir’de ve Türkiye genelinde binlerce kamu emekçisi aynı eyleme katılmışken yalnızca dönem sözcümüz hakkında soruşturma başlatılması; sendika başkanımıza yönelik açık bir göz dağı, temsil görevini hedef alan ve sendikal iradeye yönelik açık bir tehdit işlem niteliğindedir. Bu durum, anayasal güvence altındaki hakların kullanımını fiilen sınırlandırmaya dönük bir idari bir tutum olarak değerlendirilmelidir. Hatırlatmak isteriz ki; sendikal hakların kullanımı ne suçtur ne de disiplin yaptırımına konu edilebilir. Grev ve iş bırakma eylemleri, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarındandır. Kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklarını koruma ve geliştirme amacıyla başvurdukları bu yöntemler, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak korunmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın geçmiş yıllarda benzer eylemler nedeniyle verdiği disiplin cezalarının yargı kararlarıyla iptal edilmesi ve bu süreçte ortaya çıkan kamu zararları ortadayken, benzer hukuksuz uygulamaların sürdürülmesi hem hukuk devleti ilkesine hem de kamu yararı anlayışına aykırıdır.”

“Soruşturma derhal geri çekilmelidir”

Çalık, konfederasyonun taleplerini şöyle sıraladı:
“Başak Edge Gürkan hakkında başlatılan soruşturma derhal geri çekilmelidir. Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımına yönelik idari baskılara son verilmelidir. Kamu emekçilerinin örgütlenme ve toplu eylem hakkına yönelik tüm müdahalelerden vazgeçilmelidir. KESK olarak; emeğin, demokrasinin ve hukuk devletinin yanında olmaya devam edeceğiz. Anayasal güvence altındaki haklarımızı kullanmaktan geri adım atmayacağız. Sendikal mücadele, demokratik toplumun teminatıdır ve engellenemez.”