Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

MASKELER DEĞİŞİR, DÜZEN DEĞİŞMEZ

Maksim Gorki’nin o tokat gibi sözü hâlâ geçerliliğini koruyor:
“Dünyada iki sınıf var; zenginler ve fakirler… Ne yazık ki fakirler çoğunlukta olduğu halde bir avuç zenginin peşinden gider.”

Bugün bu sözün üzerine yeni bir cümle eklemek gerekiyor:
Artık zenginler sadece güçlü değil, aynı zamanda ustaca “maskeli.”

Hırsız artık eskisi gibi değil…

Eskiden saklanırdı, şimdi görünerek gizleniyor.

Bir bakarsınız “laiklik elden gidiyor” diye en önde bağırır,
Bir bakarsınız Atatürk maskesinin arkasına saklanır.
Ama biraz geçmişe indiğinizde tablo değişir.
Bir dönem FETÖ ile yollar kesişmiş,
Bir dönem “ışık evleri”nde yetişmiş kadrolar…

Bugün ise bambaşka bir kimlikle karşımızdalar.
Peki değişen ne?
Maskeler.
Değişmeyen ne?
Düzen…
Çünkü artık mesele ideoloji değil artık,
Mesele çıkar.
İhalelere bakın…
Kimler alıyor?
Kamu kaynaklarına bakın…
Nereye akıyor?
Şehirlerin kaderine bakın…
Kimler zenginleşiyor, kimler yoksullaşıyor?
Cevap açık:
Servet yukarıya, bedel aşağıya yazılıyor.
Bir yanda “Atatürkçülük” nutukları,

Diğer yanda satılan kamu arazileri…

Bir yanda “laiklik savunuculuğu”,
Diğer yanda belli çevrelere aktarılan milyonlar…
Bir yanda “şeffaflık” söylemi,
Diğer yanda gizlenen mal varlıkları…
İşte çelişki tam da burada büyüyor.
Daha da acısı ne biliyor musunuz?
Bu düzeni en çok savunanlar,
O düzenin en çok mağdur ettikleri oluyor.

Emekli, işçi, dar gelirli…
Geçim derdiyle boğuşan milyonlar…
Ama bakıyorsunuz,
Kendi hakkını savunmak yerine,
Bir avuç zenginin “itibarını” korumak için en önde saf tutuyor.

Neden?

Çünkü maskeler işe yarıyor.
“Bizimkiler çalmaz” deniyor.
“Onlar yapmaz” deniyor.
Oysa gerçek şu:
Hırsızın partisi olmaz.
Yolsuzluğun ideolojisi olmaz.
Varsa suç, cezası olur.
Yoksa beraat eder.
Ama biz ne yapıyoruz?
Kendi tarafımızdaysa görmezden geliyoruz,
Karşı taraftaysa büyütüyoruz.

İşte adalet tam da burada kayboluyor.
Bugün gelinen noktada şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Bu ülkede asıl sorun,
Hırsızın kim olduğu değil,
Hırsızın kim tarafından korunduğudur.
Çünkü koruyan oldukça,
Maskeler değişir, düzen değişmez.

Artık gözümüzü açmak zorundayız.
Birilerinin Atatürk maskesi takması,
Onları Atatürkçü yapmaz.
Birilerinin laiklik söylemi kullanması,
Onları dürüst yapmaz.
Geçmişlerine bakmadan,
Yaptıklarını sorgulamadan,
Sadece söylediklerine inanarak siyaset okunmaz.

Unutmayalım:
Bu ülke,
Maskelerin değil,
Gerçeklerin ülkesi olmak zorunda.

Ve o gerçek çok net:

Ya kendi sınıfımızın yanında duracağız,
Ya da bizi sömürenlerin alkışçısı olmaya devam edeceğiz.

Orta yolu yok.

Serap Başel