Propaganda, Endoktrinasyon ve Manipülasyon Kıskacına Kapatılmış CHP’liler..

En başından bu kavramların anlamını vererek sorunu yerli yerine oturtalım.
Propaganda: Alternatif fikirleri saklayarak, yapay olarak oluşturulmuş siyasi veya ideolojik görüşlerin kitlelere hazır bir şekilde sunulmasıdır.
Endoktrinasyon (Aşılama): Bireylerin veya toplumun eleştirel düşünme yeteneğini körelterek, belirli dogmaları veya düşünce sistemlerini sorgulamadan kabul etmelerinin sağlanmasıdır.
Manipülasyon: Kitle iletişim araçları ve psikolojik teknikler kullanılarak, insanların gerçeği algılama biçimlerinin ve davranışlarının gizlice istenilen yöne çevrilmesidir.
“Hiçbir yere gitmiyoruz, partimizdeyiz.” dediğimizde bunu anlama güçlüğü çeken partililerimiz var, ne yazık ki.
Bu arkadaşlarımız, CHP’yi savunmanın Kılıçdaroğlu’nu veya onun ideoloji sorunlu çırağı ÖÖ’yü savunmak anlamına gelmediğini anladıkları gün sorun kalmayacak mesela..!
Dün Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğimizde bizlere küfreden “kütle” ile bugün Kılıçdaroğlu’na küfreden “kütle”, aynı “kütle”dir, dikkat edin; firesiz bu hâldeler.
Bunların bugün “kulağı geçen boynuz” olan İmamoğlu belasının CHP’yi işgal planlarından zerre haberleri olmadığını, kalabalıklara uyup yaratılmış algılara teslim olan ideoloji sorunlu taife olduğuna şüphemiz yoktur.

Eğer öyle olmasaydı,
“Peşinde gidilmesi gereken kişiler değil, ideolojisiyle, ilkeleriyle ve bunları savunacak politikalar üreten kadrolarıyla örgüt, yani parti önemlidir.
O yüzden sürekli ‘Partimizde kalacağız. Dinci faşizmin istediği gibi bölünmesine asla izin vermeyeceğiz. Çünkü CHP’yi bölmek, Cumhuriyeti, yani aslında ülkeyi bölmektir.’ derlerdi, aynen bizler gibi.
Ama demiyorlar işte, görüldüğü gibi…
CHP’yi sıradan bir parti gibi gören, Türkiye’nin, Cumhuriyetin ve onun kurucusu bu partinin tarihinden, kültüründen, ideolojisinden, dahası Kemalizmden, Atatürk’ten özürlülerle yürünecek bir yolun nereye çıkacağı belli değil mi?
Bu yol, içinde ideolojik, etik ve ahlaki hiçbir değer taşımadığı için sizi sadece havlucu kapitalizmine sürükler, başka yere değil.
Oysa:
“Ne Butlancıyız ne Sırtlancı, CHP’liyiz.” demek ve kalan son tüm bu dış ve iç etki ajanlarının kıskacındaki son kaleyi, yani partiyi savunmak, tüm vatanseverlerin, yurtseverlerin ve özellikle bir Kemalist devrimcinin ahlak, namus ve onur borcudur.
Diğer yandan, en çok içine düşülen algı yanılsaması…
30 üzeri IQ’ya sahip olanların bilmesi gereken diğer asıl konu da şudur:
Değerli arkadaşlar;
ÖÖ’li eleştirdiğinizde direkt Kılıçdarcı veya Butlancı olmuyorsunuz.
Butlanı veya Kılıçdarı eleştirdiğinizde de direkt ÖÖ’ci olmuyorsunuz.
İfratla tefrit arasında kalmanıza gerek yok.
İki yanlıştan birini seçmeye mecbur değilsiniz. Tribünden inip kaosa, karmaşaya ve lekelilerin işgaline son vermek gibi bir göreviniz de olmalı değil mi…!??!
O hâlde söylenmesi gerekeni söylüyor, tekrar ediyoruz:
Partimizdeyiz, hiçbir yere gitmiyoruz.
Biz halkız, parti bizim. Bu partiden bizler değil; çantacılar, torbacılar, asansörcüler, ihaleciler, işbirlikçiler, teslimiyetçiler, nihayet havlucular ve onların çanağından beslenen yol arkadaşları defolup gidecek.
CHP, taşıdığı Kuvayı Milliye ruhu, ideolojisi, ahlaki ve etik değerleriyle var olacak.
Halkın üzerindeki hegemonyasını bunlarla kuracak, onuruyla iktidar olacaktır; gerisi lafügüzaftır.
Asla algılara teslim olmayın.
Aslolan partidir, CHP’dir; gerisi teferruattır.
Sizleri teferruatlarda boğmaya çalışıp ardından yeni partiyi işaret ederek, “Gel seni kurtarayım.” diye el uzatanların götüreceği, sürükleyeceği yer felaketiniz olabilir…
Umarım bu felaketi yaşamayız hep birlikte…















































