HASTA ADAMIN EN ZAYIF YERİ NERESİYDİ?

Em. Dz. Alb. TEMEL ERSOY
- yüzyılın sonlarına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun en zayıf yeri Balkanlar’dı. Çünkü burada etnik parçalanma, büyük güç rekabeti, ekonomik çöküş, idari zafiyet ve askerî zayıflık aynı anda yoğunlaşmıştı. Balkanlar, imparatorluğun “hasta adam” olarak anılmasına yol açan çöküş dinamiklerinin en görünür olduğu bölgeydi.
Bugün en zayıf yerimiz olan Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşananlara benzer olaylar yaşanıyor, benzer hatalar yapılıyordu. Bu sebeple neden Balkanların Osmanlı’nın en kırılgan alanı olduğunu iyi anlamak gerekmektedir.
19. Yüzyılın sonuna doğru Balkanlar neden Osmanlı’nın en kırılgan alanıydı?

En önemli sebep etnik parçalanmaydı. Sırp, Bulgar, Rum, Arnavut, Karadağlı, Bosnalı, Makedon toplulukların her biri farklı ulusal projeler geliştiriyordu. Milliyetçilik burada patlayıcı bir sosyolojik güç hâline gelmişti.
İkinci neden büyük güç rekabetiydi. Rusya Slav ve Ortodoks nüfusu kışkırtıyordu. Avusturya-Macaristan Bosna ve Makedonya’ya göz dikmişti ve Selanik’i ele geçirmek istiyordu. O günün Selanik’i, bugünün İskenderun’udur bazıları için.
İngiltere ve Fransa, Boğazlar ve Akdeniz dengesi üzerinden baskı kuruyordu. Bugün de ABD, Karadeniz dengesi ve Montrö Sözleşmesi’ne saldırırken, Yunanistan ve İsrail, Doğu Akdeniz’de hâkimiyet için iş birliği içindedir.

Balkanlar, Avrupa’nın güç dengesi savaş alanına dönüşmüştü. Aynen bugün Güneydoğu sınırlarımızın bitişiğinde olduğu gibi.
Üçüncü neden idari çözülmeydi. Tanzimat ve Islahat reformları burada uygulanamaz hâle gelmişti. Vilayet yönetimleri zayıf, vergi sistemi çökmüş, yerel eşraf kontrolü ele almıştı.
Dördüncü neden askerî zafiyetti. Balkan orduları modernleşememişti. 1877-78’de Rusya karşısında ağır yenilgi yaşanmıştı ve stratejik hatlar (Niş-Sofya-Filibe) savunulamaz hâle gelmişti.
Bu nedenle Balkanlar, imparatorluğun jeopolitik kırılma noktası hâline gelmişti.
İkinci zayıf bölge: Arap vilayetleri (ama Balkanlar kadar kritik değil)
Yemen, Hicaz, Suriye, Irak gibi bölgelerde merkezî otorite zayıftı. Devletin vergi ve asker toplama kapasitesi düşüktü. Basra, Bağdat, Aden ve Mısır üzerinden İngiltere baskı kuruyordu.
Ancak Arap vilayetleri Balkanlar kadar acil bir çöküş alanı değildi; Balkanlar imparatorluğun kalbiyle doğrudan bağlantılıydı.
Neden Balkanlar “hasta adam”ın ölümcül yarasıydı?

Balkanlar İstanbul’a en yakın bölgeydi. Buradaki bir isyan doğrudan başkenti tehdit ediyordu.
Rumeli, imparatorluğun tahıl, ticaret ve vergi gelirlerinin büyük kısmını sağlıyordu. Kaybı ekonomik çöküş demekti.
Milliyetçilik ilk olarak Balkanlar’da örgütlü bir siyasi harekete dönüştü.
Rusya ve Avusturya-Macaristan, Balkanlar’ı Osmanlı’dan koparmak için sistematik politika yürütüyordu.
Bu nedenle Balkanlar, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’nın jeopolitik, sosyolojik ve askerî olarak en zayıf bölgesi hâline geldi.
Balkan milliyetçiliği, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandıran en güçlü parçalanma dinamiğiydi. Temel sebep, Balkan toplumlarının modern ulus fikriyle tanışması, büyük güçlerin bu süreci jeopolitik araç olarak kullanması ve Osmanlı’nın merkezî idari kapasitesinin Rumeli’de çökmeye başlamasıydı.
Kimse kimseyi kandırmasın. Bazılarının Kürt meselesi, bazılarının da Doğu meselesi dediği mesele, bal gibi de bir gecikmiş Kürt milliyetçiliği meselesidir ve yeni değildir. Ne yazık ki Osmanlı Devleti de art arda gelen Cumhuriyet hükümetleri de meseleyi olabilecek en kötü şekilde ele almıştır. Üstelik bugünkü jeopolitik ortamda, aynen 19. yüzyılın sonlarında Balkan milletlerine hamilik yapan Rusya ve Avusturya-Macaristan gibi, başta ABD ve İsrail olmak üzere Kürtlerin hamiliğine soyunan pek çok devlet ve istihbarat örgütü vardır.
Terörsüz Türkiye masalı da Osmanlı bürokrasisinde olduğu gibi günü kurtarıp sonucunda “Biz elimizden geleni yaptık.” demenin bir versiyonudur.
















































