Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

YENİ PARTİ, ESKİ KADROLAR VE “DEĞİŞİM” MASALI

Kadroları eski, adı Yeni olan parti, kongre takvimini açıkladı. Buna göre ilçe yönetimleri 12 Eylül tarihinden itibaren seçilecek.

Şimdi sorulması gereken bir soru var:

Adı “Yeni” olan bir parti, gerçekten yeni mi olacak?

Yoksa tabelası değişmiş, ancak zihniyeti, kadroları ve siyaset yapma biçimi olduğu gibi korunmuş eski bir yapıyla mı karşı karşıyayız?

Geçtiğimiz günlerde Yeni Parti Efeler İlçe Başkan Adayı Kaan Erçetin ile ilgili bir sosyal medya paylaşımını gördüm.

Paylaşımda yenilenmeden söz ediliyor. Değişimden söz ediliyor. Zamanı geldiğinde bazılarının koltuktan kalkmadığından dem vuruluyor.

“Hazır olanı değil, yeniden kurmayı seçtiğini” söylüyor.

Kulağa hoş geliyor. Hatta ilk bakışta oldukça etkileyici. Ancak siyasette mesele, güzel cümleler kurmak değildir. Mesele, o cümlelerin arkasında durabilecek bir siyasi iradeye sahip olmaktır.

Öncelikle Metne Teknik Açıdan Bakalım:

Yayınlanan metni dil, kurgu ve tekrar yapısı açısından değerlendirdiğinizde, yapay zeka desteği ihtimali oldukça yüksek görünüyor.

Paralel cümle kalıpları aşırı yoğun. Simetrik karşıtlıklar neredeyse metnin tamamının taşıyıcı tekniğine dönüşmüş. Oysa bu tür karşıtlıklar siyasi metinlerde elbette kullanılabilir. Ancak burada aynı düşünce, farklı kelimelerle sürekli yeniden üretiliyor. Neredeyse her bölüm aynı dramatik düşünce üzerine kurulmuş. Aynı ritim, aynı karşıtlık, aynı büyük sözler, aynı “Değişim” vurgusu ve somut bilgi ise oldukça az. Ortada ortaya konulmuş net bir siyasi programdan çok, uzun bir siyasi beklenti anlatısı var.

Sonuç olarak metin, manifesto havasında hazırlanmış uzun bir tanıtım yazısı niteliğine bürünmüş.

Ama biz süslü cümleleri bir kenara bırakalım. Gerçeklere dönelim. Biraz geriye gidelim.

CHP’nin son Aydın İl Kongresi sürecinde, kendisiyle CHP Efeler İlçe Başkanlığında görüşmüştük.

Kaan Erçetin’e Aydın İl Başkanlığı için aday olmasını önermiştik. Bu önerinin birçok kişi tarafından kendisine de iletildiğini söylemiş ve teşekkür etmişti. Ancak adaylığı kabul etmeme gerekçesi çok daha önemliydi.

Kendisi, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ile yola çıktığını, Bülent Tezcan’ın bunu istemediğini ve onun belirlediği yolda ilerleyeceğini söyledi. İşte mesele tam da burada başlıyor.

Bu sözün siyasi tercümesi şudur:

“Benim irademin bir önemi yok. Bülent Tezcan ne isterse, ben o doğrultuda hareket ederim.”

Şimdi doğal olarak şu soruyu sormak gerekiyor:

Daha önce çeşitli nedenlerle Bülent Tezcan ile birlikte hareket ettiğini söyleyen ve siyasi yolunu onun tercihleri doğrultusunda belirleyen bir kişi, bugün gerçekten kendi başına karar alarak siyasi arenada hareket edebilir mi?

Halk Yeni Parti’den değişim beklerken, uzun yıllardır milletvekilliği yapan ve son günlerde adı farklı olaylarla anılan bir siyasi figürün peşinden giden ve onun sözünden çıkmayan bir anlayışın bu değişimi gerçekleştirmesi mümkün mü?

“Siyaset sorumluluk almaktır” diyen bir kişinin, emir-komuta zinciri içerisinde hareket ederek değişim mücadelesi vermesi mümkün mü?

Siyaset, talimat beklemek değildir. Siyaset, gerektiğinde kendi kararını verebilmektir. Siyaset, gerektiğinde bedel ödemeyi göze almaktır. Ama o bedeli bir başkasının emriyle değil, kendi özgür iradenizle ödemelisiniz.

Yıllarca mücadele ettiği CHP’den ayrılarak Yeni Parti’nin kuruluş sürecinde yer almak elbette kolay bir tercih değildir. Ancak burada asıl önemli olan, bu tercihin neden yapıldığıdır.

Kendi özgür iradesiyle mi?

Yoksa Bülent Tezcan istediği için mi?

İşte bütün mesele budur.

Yazıda en çok güldüğüm bölüm ise Kaan Erçetin’in, “İtaatin yerine düşünmeyi, biatın yerine örgütlü mücadeleyi koymak zorundayız” dediği bölümdü.

Çünkü bu sözler ile siyasi geçmişte ortaya konulan tavır arasında ciddi bir çelişki var.

İtaatin yerine düşünmeyi savunmak kolaydır. Asıl mesele, gerektiğinde kendi başınıza düşünebilmektir. Biatın yerine örgütlü mücadeleyi savunmak kolaydır. Asıl mesele, siyasi kararları bir kişinin iradesine bağlamadan alabilmektir.

Bugüne kadar ortaya çıkan tabloya bakıldığında ise Kaan Erçetin’in tercihi oldukça net görünmektedir:

Bülent Tezcan ne diyorsa, onu yapmak.

O halde “Değişim” kelimesini kullanırken biraz daha dikkatli olmak gerekir.

Çünkü siyaset gerçekten değişecekse, önce siyasetteki bağımlılık ilişkilerinin değişmesi gerekir. Birilerinin gölgesinde siyaset yapanlarla yeni bir siyasi gelecek kurulamaz.

Birilerinin talimatıyla hareket edenlerle gerçek değişim gerçekleştirilemez.

Birilerinin siyasi iradesine teslim olmuş kişilerle “Yenilenme” sadece güzel bir kelime olarak kalır. Burada en büyük görev Yeni Parti üyelerine düşüyor. Eğer gerçekten “Yeni” olmak istiyorsanız, yeni bir tabela asmak yetmez.

Yeni bir anlayış gerekir. Yeni bir siyasi irade gerekir. Yeni insanlar gerekir. Kendi kararını verebilen siyasetçiler gerekir. Birilerinin gölgesinde değil, kendi iradesiyle yürüyen kadrolar gerekir. Yoksa eski siyasetin aktörlerini yeni bir tabelanın altına toplarsınız, adına da değişim dersiniz.

Ama halk bunu yemez. Çünkü siyasette tabela değiştirerek geçmişi silemezsiniz. Gerçek değişim, önce zihniyette başlar. Yeni Parti gerçekten yeni olmak istiyorsa, geçmişin siyasi alışkanlıklarını, bağımlılık ilişkilerini ve gölge siyaseti geride bırakmak zorundadır. Aksi halde “Yeni” sadece partinin adı olarak kalır.

Kadrolar eski, alışkanlıklar eski, irade eski, siyaset eski ve doğal olarak sonuç da eski olacaktır.

Gerçekten yeni olmak istiyorsanız, yeni insanlarla yola devam edin. Yoksa “Yeni Parti” tabelası altında eski siyaseti sürdürmeye çalışırsanız, siyaset sahnesinde değişimi değil, kendi sonunuzu hazırlarsınız. Çünkü siyasette halkın en çabuk fark ettiği şey, değişim diye sunulan eski düzenin kendisidir.

“İlerleme, değişim olmadan mümkün değildir; fikirlerini değiştiremeyenler hiçbir şeyi değiştiremez.” (George Bernard Shaw)