Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

FOÇA’DA ROZET DEĞİŞTİ, ESKİ ADAYLIK SİSTEMİ YENİDEN GÜNDEMDE

CHP’den seçilen Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı’nın AK Parti’ye katılması, yalnızca bir parti değişikliği değil; Özgür Özel döneminde belirlenen belediye başkanı adayları üzerinden geçmişteki adaylık tercihlerini de yeniden tartışmaya açan siyasi bir tablo ortaya çıkardı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısında düzenlenen törende, partisine katılan dört belediye başkanına rozetlerini taktı.

Bu isimler arasında İzmir Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı da bulunuyor.

Fıçı’nın AK Parti’ye geçişiyle birlikte, CHP’den aday gösterilerek seçilen bazı belediye başkanlarının bugün farklı siyasi adreslerde yer alması, ister istemez geçmişteki aday belirleme mekanizmasını gündeme getiriyor.

Çünkü burada sorulması gereken soru yalnızca:

“Bir belediye başkanı neden parti değiştirdi?” değildir.

Asıl soru şudur:

“Bu isimler hangi siyasi değerlendirmeyle CHP’den aday gösterildi?”

ADAYLAR ÖZGÜR ÖZEL DÖNEMİNDE BELİRLENDİ

Bugün yaşanan tabloyu değerlendirirken siyasi takvimi doğru hatırlamak gerekiyor.

Söz konusu belediye başkanlarının adaylık süreçleri, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı döneminde şekillendi ve bu isimler CHP’nin adayları olarak seçimlere girdi.

Dolayısıyla bugün yaşanan parti değişiklikleri, doğal olarak o dönemdeki aday belirleme tercihlerini de tartışmaya açıyor.

Buradaki eleştirinin hedefi bugünkü CHP yönetiminin siyasi pozisyonu değil; adayların belirlenmesinde geçmişte uygulanan yöntemin ne kadar sağlıklı olduğu sorusudur.

Eğer CHP adına seçime giren bir belediye başkanı, seçimden kısa ya da belirli bir süre sonra siyasi rotasını tamamen değiştirebiliyorsa, o zaman aday belirleme sürecinde adayın CHP ile olan siyasi bağı, geçmişi, örgüt ilişkisi ve ideolojik duruşunun ne ölçüde değerlendirildiği sorusu kaçınılmaz hale geliyor.

CHP’LİLİK TARTIŞMASINI SANDIK DEĞİL, SONRASI ORTAYA ÇIKARIYOR

Bugün ortaya çıkan görüntü, sert bir siyasi tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Bir kişi CHP’den aday oluyor, CHP’nin kurumsal kimliğiyle seçime giriyor, CHP seçmeninin oylarıyla belediye başkanı seçiliyor; ardından siyasi tercihini değiştirerek AK Parti’ye geçiyor.

Elbette demokratik siyasette parti değiştirmek hukuken mümkündür.

Ancak siyasi etik ve seçmen iradesi açısından bunun tartışılmayacağını söylemek de mümkün değildir.

Çünkü seçmen yalnızca adayın şahsına değil, onun temsil ettiği siyasi kimliğe de oy verir.

Bu nedenle Foça örneği, “CHP’den aday olmak” ile “CHP’li olmak” arasındaki farkın da yeniden tartışılmasına neden oluyor.

Bugün farklı siyasi adreslere yönelen bu isimlerin tercihleri, geçmişteki adaylık süreçlerine ilişkin eleştirileri güçlendirirken, “Adayın gerçekten CHP ile nasıl bir bağı vardı?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

SORUMLULUK GEÇMİŞTEKİ ADAYLIK TERCİHLERİNDE

Burada siyasi sorumluluğun doğru yere konulması gerekiyor.

Bugün CHP’nin mevcut yönetimini, geçmişte yapılmış bütün adaylık tercihlerinin sorumlusu olarak göstermek ne kadar doğru değilse; geçmişteki adaylık sistemini tartışmadan bugünkü tabloyu yalnızca “kişisel tercih” olarak görmek de o kadar eksik kalır.

Asıl sorgulanması gereken, Özgür Özel döneminde ve o dönemin siyasi yapılanması içerisinde gerçekleştirilen aday belirleme tercihleridir.

Bugün CHP’den ayrılmış veya başka siyasi yapılarda konumlanmış isimlerin geçmişte CHP adına aday gösterilmiş olması, o dönemin karar vericilerine yönelik ciddi bir siyasi muhasebe ihtiyacını ortaya koymaktadır.

Başka bir ifadeyle;

Bugün ortaya çıkan tablo, bugünkü CHP’nin değil, geçmişteki adaylık tercihlerini yapan siyasi anlayışın karnesidir.

KILIÇDAROĞLU’NUN “EMİN LİMAN” SÖZÜ YENİDEN HATIRLANIYOR

Tam da bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu döneminde sıkça dile getirilen “Partimi emin limana götüreceğim” anlayışı yeniden hatırlanıyor.

Çünkü bir siyasi partiyi emin limana götürmek yalnızca seçim kazanmakla ölçülmez.

Partinin siyasi kimliğini korumak, adaylarını doğru belirlemek, adayların partiyle kurduğu bağı gözetmek ve seçim sonrasında seçmenin iradesinin başka siyasi hesapların konusu haline gelmesini önleyecek siyasi mekanizmaları kurmak da bunun parçasıdır.

Bugün Foça’da takılan AK Parti rozeti, bu açıdan yalnızca Saniye Fıçı’nın siyasi tercihinin görüntüsü değildir.

Aynı zamanda geçmişte CHP adına yapılan adaylık tercihlerinin de yeniden masaya yatırılması gerektiğini gösteren siyasi bir fotoğraftır.

SEÇMENİN ÖNÜNE KİMLER ÇIKARILDI?

Sonuçta mesele bir rozetten çok daha büyük.

Mesele;

CHP’nin adaylarını nasıl belirlediği,

adayların partiyle bağının nasıl ölçüldüğü,

seçmenin hangi siyasi kimliğe oy verdiği

ve

seçim sonrasında bu siyasi emanetin nasıl değerlendirildiğidir.

Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı’nın AK Parti’ye geçişi, bu nedenle geçmişteki adaylık sistemine yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşıyor.

Bugün CHP’nin önünde ise bundan daha önemli bir görev bulunuyor:

Geçmişte yapılan adaylık tercihlerinden ders çıkarmak ve bundan sonra belediye başkanlığı adaylıklarında yalnızca seçimi kazanabilecek ismi değil, partinin siyasi kimliğini taşıyabilecek ismi de bulmak.

Çünkü siyaset yalnızca koltuk kazanma sanatı değildir.

Siyaset aynı zamanda o koltuğa hangi siyasi kimlikle oturduğunuzu ve o kimliğe ne kadar sadık kaldığınızı gösteren bir sınavdır.

Foça’daki son gelişme ise bu sınavın geçmişte nasıl yapıldığını yeniden sorgulatıyor.

Egeden Medya Haber