SAYIŞTAY RAPORU ORTADAYKEN KUŞADASI BELEDİYESİ KİMİ, NEYİ AKLAMAYA ÇALIŞIYOR?

Kent Meydanı’ndaki yıkım tartışması büyüyor: Belediyenin açıklaması Sayıştay raporundaki somut tespitleri ortadan kaldırmıyor
EGE’DEN MEDYA HABER – ERGUN OK ÖZEL YAZISI
Kuşadası Belediyesi, Lütfi Suyolcu Kent Meydanı ve Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen yıkımların ardından kamuoyuna bir açıklama yaptı.
Açıklamada, bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlerin yanlış olduğu ileri sürülerek, “Başkanımız Ömer Günel döneminde fazla imalat yapılmış ya da buna müsaade edilmiş olması söz konusu değildir” denildi.
Ardından da 20 Temmuz 2025 tarihinde ilk mühürleme işleminin yapıldığı, iş yeri sahiplerinin ruhsat başvurularının reddedildiği ve çeşitli kurumlarla yapılan görüşmelerin ardından yıkım kararının uygulandığı belirtildi.
Peki…
Biz ne söylüyoruz?
Bizim söylediğimiz, bugün yıkılan yapıların 2025 yılında birileri tarafından bir gecede yapılmış olması değildir.
Bizim ortaya koyduğumuz gerçek çok daha farklıdır:
Sayıştay raporu ortadadır.
Ve Sayıştay’ın Kuşadası Belediyesi 2024 yılı denetim raporunda, Kent Meydanı ve rekreasyon alanıyla ilgili ihale ve proje sürecinde somut tespitler bulunmaktadır.
Sayıştay raporunda, rekreasyon alanı için idari şartnamede sayılan ünitelerin; çok amaçlı spor salonu, 3 ticari ünite, buz pateni ve engelsiz yaşam merkezi olduğu belirtilirken, avan projede bunlara ek olarak kafe, mutfak, stüdyo, depo, ayrı bir bağımsız bölüm olarak görünen ıslak hacim ve yönetim odası gibi alanlara yer verildiği açıkça tespit edilmiştir.
Sayıştay, idari şartnamede bulunmayan bu ek alanların avan projede yer almasını 2886 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri açısından aykırı bulmuştur.
Şimdi Kuşadası Belediyesi’ne soruyoruz:
Bizim haberimizde Sayıştay raporunda olmayan ne var?

SÖYLEDİĞİMİZİ ÇARPITMAYIN
Belediyenin açıklamasında, sanki biz “Ömer Günel döneminde 20 Temmuz 2025 tarihinde mühürlenen yapılar göz göre göre yapılmasına izin verildi” demişiz gibi bir algı oluşturuluyor.
Hayır.
Bizim haberimizin konusu bu değil.
Bizim haberimizin konusu, geçmişteki ihale, proje, avan proje ve uygulama süreçlerinde ortaya çıkan ve Sayıştay tarafından tespit edilen aykırılıkların bugün hangi sonuçları doğurduğudur.
Sayıştay raporu bugün bizim yazdığımız bir belge değildir.
Sayıştay raporu devletin resmi denetim raporudur.
Dolayısıyla belediyenin kamuoyuna “yanlış bilgilendirme” diye sunduğu tartışmanın merkezinde aslında bizim yorumumuz değil, Sayıştay’ın resmi tespitleri bulunmaktadır.
ASIL SORU ŞU:
Eğer bugün yıkılan imalatlar gerçekten ruhsatsız veya projeye aykırıysa;
Bu imalatlar hangi proje üzerinden ortaya çıktı?
Hangi avan proje esas alındı?
Bu alanlar hangi aşamada projeye dahil edildi?
İnşaat sürecinde kimler tarafından kontrol edildi?
Belediyenin teknik birimleri bu farklılıkları ne zaman tespit etti?
Sayıştay’ın ortaya koyduğu ek alanlarla bugün yıkılan imalatlar arasında bağlantı var mı?
Ve en önemlisi:
Bu soruların cevabı neden yalnızca “20 Temmuz 2025’te mühürledik” denilerek geçiştiriliyor?
Çünkü 20 Temmuz 2025 tarihi, bugün yapılan mühürleme işleminin tarihi olabilir.
Ancak Sayıştay raporunun konusu, yalnızca 2025 yılında yapılan mühürleme değildir.
Sayıştay raporu, ihale ve proje sürecindeki uygulamaları inceliyor.
Dolayısıyla “Biz mühürledik” demek, geçmişteki sürece ilişkin bütün soruları ortadan kaldırmaz.

SAYIŞTAY RAPORU NEDEN YOK SAYILIYOR?
Kuşadası Belediyesi’nin açıklamasında dikkat çeken en önemli eksikliklerden biri de budur.
Açıklamada Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporunda ortaya koyduğu somut tespitlerin hiçbirine cevap verilmemektedir.
Oysa kamuoyunun bilmek istediği tam olarak budur.
Sayıştay, rekreasyon alanındaki avan proje ile idari şartname arasında farklılık tespit etmiş.
Şartnamede olmayan bazı alanların avan projede bulunduğunu belirlemiş.
Üstelik bunun 2886 sayılı Kanun açısından aykırılık oluşturduğunu raporuna yazmış.
Biz de gazeteci olarak bunu kamuoyuna aktarıyoruz.
Bunun neresi yanlış bilgilendirmedir?
“GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMEYİN, SORULARA CEVAP VERİN”
Kuşadası Belediyesi’nin açıklamasının tartışmayı başka bir noktaya taşıdığını düşünüyoruz.
Çünkü mesele Ömer Günel’in bugün yıkım kararı verip vermemesi değildir.
Mesele, geçmişte ortaya çıkan proje ve ihale sorunlarının nasıl meydana geldiğidir.
Mesele, bugün yıkım yapılıp yapılmaması da değildir.
Mesele, neden bu noktaya gelindiğidir.
Eğer belediye 20 Temmuz 2025 tarihinde mühürleme yapmışsa, bunu kamuoyuna açıklamak elbette belediyenin hakkıdır.
Ancak bunun yanında şu sorulara da cevap verilmelidir:
Sayıştay raporunda belirtilen ek alanlar ne zaman ortaya çıktı?
Kim tarafından hazırlandı?
Kim onayladı?
Kim kontrol etti?
Bu farklılıklar neden daha önce giderilmedi?
Sayıştay raporundaki tespitlerle bugün yıkılan yapılar arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
İşte bizim sorumuz budur.

“ÖMER GÜNEL DÖNEMİNDE FAZLA İMALAT YAPILMADI” DEMEK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir yapının belirli bir tarihte mühürlenmiş olması, o yapının geçmişteki proje ve uygulama sürecine ilişkin bütün soruları cevaplamaz.
Aynı şekilde, bugün bir belediye yönetiminin yıkım kararı uygulaması da geçmişteki bütün idari süreçlerin otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez.
Biz hiç kimse hakkında, eldeki belgelerin ötesinde bir suç isnadında bulunmuyoruz.
Tam tersine;
Kim sorumluysa, resmi belgeler ve hukuki süreçler ortaya konularak belirlenmesini istiyoruz.
Ancak kamuoyuna “hiçbir fazla imalat yapılmadı” şeklinde bir mesaj verilmesi, Sayıştay raporunda açıkça yer alan “idari şartnamede sayılmayan ek alanların avan projede yer aldığı” yönündeki resmi tespiti açıklamaya yetmiyor.
YIKIM YAPILMASI SORULARI ORTADAN KALDIRMAZ
Bugün yıkım yapılması doğru bir idari işlem olabilir.
Ama bu durum gazetecinin soru sormasını engellemez.
Hatta tam tersine, yıkım başladıysa sorular daha da önem kazanır.
Çünkü ortada kamuya ait bir alan vardır.
Ortada yıllara yayılan bir proje vardır.
Ortada ihale ve sözleşme süreçleri vardır.
Ortada Sayıştay tarafından tespit edilmiş proje ve ihale uygulamaları vardır.
Ve bugün ortada yıkılan yapılar vardır.
Bütün bunların arasında nasıl bir bağlantı bulunduğunu kamuoyu bilmek istemektedir.
BELEDİYE BİZE KIZMAK YERİNE SAYIŞTAY’A CEVAP VERSİN
Kuşadası Belediyesi’ne çağrımız nettir:
Bizim haberimizi “yanlış bilgilendirme” olarak nitelendirmek yerine, Sayıştay raporunda yer alan tespitlere cevap verin.
Sayıştay’ın;
- avan projenin nasıl temin edildiğine,
- ihale dokümanına,
- şartname ile avan proje arasındaki farklılıklara,
- ek alanlara,
- sözleşme hükümlerine
ilişkin tespitlerinin her birini kamuoyuna açıklayın.
Eğer bizim haberimizde bir yanlışlık varsa, hangi cümlenin yanlış olduğunu belgeyle ortaya koyun.
Biz de gazetecilik gereği o yanlışı düzeltelim.
Ama Sayıştay raporunda yazılı olan bir tespiti haberleştirdiğimiz için bizi “kamuoyunu yanlış bilgilendirmekle” suçlamak, asıl soruyu ortadan kaldırmaz.
KUŞADASI HALKI CEVAP BEKLİYOR
Kuşadası halkı artık polemik değil, belge istiyor.
Kimseyi aklamak ya da kimseyi suçlu ilan etmek bizim görevimiz değildir.
Bizim görevimiz;
belgeyi ortaya koymak,
soru sormak,
kamu adına hesap sormak
ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktır.
Bugün Kent Meydanı’nda yıkım yapılıyorsa;
Neden yapıldı?
Ne zaman ortaya çıktı?
Kimler tarafından yapıldı?
Kimler denetledi?
Sayıştay’ın tespit ettiği ek alanların sorumluluğu kimdedir?
Bugüne kadar hangi idari işlemler gerçekleştirildi?
Ve nihayet:
Kamu adına herhangi bir sorumluluk doğmuşsa, bunun gereği yapılacak mı?
Bu soruların cevabı verilmeden, yalnızca “2025 yılında mühürledik” açıklamasıyla tartışmanın kapatılması mümkün değildir.
SON SÖZÜ SAYIŞTAY RAPORU SÖYLÜYOR
Bizim elimizde siyasi bir broşür değil, Sayıştay’ın resmi denetim raporu var.
Sayıştay raporu, Kuşadası Belediyesi’nin ilgili proje ve ihale sürecinde şartname ile avan proje arasında farklılıklar bulunduğunu ve şartnamede yer almayan bazı ek alanların avan projede yer aldığını açıkça ortaya koyuyor.
Dolayısıyla bugün tartışılması gereken;
“Ege’den Medya Haber neden bunu yazdı?” değildir.
Asıl tartışılması gereken:
“Sayıştay neden bunları raporuna yazdı?”
Ve ondan da önemlisi:
“Bu tespitlerin gereği ne zaman ve nasıl yapıldı?”
Kuşadası Belediyesi açıklama yapmakta elbette özgürdür.
Biz de gazetecilik yapmakta özgürüz.
Ancak kamuoyunun önündeki resmi belgeler ortadayken, tartışmayı “yanlış haber” diyerek kapatmak yerine, Sayıştay raporundaki tespitlerin her birine açık ve belgeli cevap verilmesini bekliyoruz.
Çünkü mesele Ömer Günel’i aklamak ya da başka bir kişiyi suçlamak değildir.
Mesele Kuşadası Belediyesi’nin, Kuşadası halkının ve kamu malının nasıl yönetildiğidir.
Ege’den Medya Haber olarak soruyoruz:
Sayıştay’ın tespit ettiği ek alanlar nasıl ortaya çıktı?
Bu imalatlar hangi aşamada yapıldı?
Kimlerin bilgisi ve sorumluluğu vardı?
Ve bugün yıkılan yapılar, Sayıştay raporunda belirtilen bu ek alanlarla bağlantılıysa, bunun hesabı ve sorumluluğu nasıl belirlenecek?
Kuşadası kamuoyu bu soruların cevabını bekliyor.
Biz de sormaya devam edeceğiz.















































