BİR SAVAŞ DEVLETİ: ABD

Temel Ersoy
Emekli Deniz Albay
ABD, kurulduğu tarihten bu yana sürekli savaş halinde olmuştur. Kızılderililerin kökünü kurutmuş, Japon halkının üzerine cehennemi yağdırmış, Vietnam’da insanlık dışı yöntemlerle halkın üzerine ölüm olarak inmiş, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da ve dünyanın her yerinde adeta ölümün temsilcisi olmuştur.
Bu söylediklerimiz, ABD’nin doğrudan saldırdığı veya müdahil olduğu savaşlar. Bir de kışkırttığı, örtülü operasyonlarla kan dökülmesini sağladığı, tarafları gizlice silahlandırarak kan dökülmesini sağladığı operasyonlar var. Örnek de burnumuzun dibinde: PKK’ya ve onun Suriye’deki şubesi PYD/YPG’ye sağladığı binlerce TIR’dan oluşan silah ve cephane desteği.
Bu yazımızda güncel jeopolitik ve tarihsel-askerî çerçevede bu konuyu ele alacağız.
Bugün herkesin kabul ettiği bir görüngü var: “ABD ve Çin birbirine rakip iki devlettir ve eninde sonunda çatışacaktır. ABD’nin bütün savaşları Çin’in gelişmesini engellemek, durdurmak ya da yavaşlatmak içindir.”
Bu iddia kısmen doğru olsa da ABD, bizim anladığımız anlamda bir ulus devlet değildir. Onun için özel olarak incelenmesi gerekir.
Diğer yandan ABD ve Çin’in ilişkileri her zaman rekabet içinde olmamıştır. Yakınlaştıkları, iş birliği içinde oldukları, hatta stratejik ortak oldukları dönemler de vardır.
1784’te ticaretle başlayan Çin-ABD ilişkileri, 1949’da düşmanlığa dönüştü, 1972’de yakınlaştı, 1990-2010’da ortaklığa evrildi; 2010 sonrası ise tam ölçekli jeopolitik, ekonomik, teknolojik ve askerî rekabete dönüştü. Bugün iki ülke fiilen “Yeni Soğuk Savaş” içindedir.
Konumuz askerî ağırlıklı olduğu için analizimize, son iki yıl içerisinde Çin Savunma Bakanı’nın ABD ile ilgili açıklamalarından hareketle başlayacağız.
Çin’in ABD’ye yönelik mesajları

Çin Savunma Bakanı Dong Jun’un, 2024 sonundan 2026’ya kadar ABD hakkında yaptığı açıklamalar üç ana temada toplanıyor. Bunlar; hegemonya eleştirisi, Tayvan uyarısı ve Asya-Pasifik’te askerî çevreleme karşıtı söylem.
Dong Jun, ABD’nin AUKUS ve QUAD üzerinden “Soğuk Savaş mantığıyla blok kurduğunu” söyledi. Bu ifadeyi 2024 sonunda Singapur’daki Shangri-La Dialogue’da tekrarladı.
2025 başında Pekin’de yaptığı konuşmada ABD’nin Pasifik’te üs yoğunlaştırmasını “jeostratejik baskı” olarak nitelendirdi.
Dong Jun’un en net mesajı, “Tayvan, Çin’in kırmızı çizgisidir. ABD müdahale ederse sonuçlarına katlanır.” olmuştur. Bu açıklama 2025 boyunca defalarca tekrarlandı.
Çin Savunma Bakanı, 2026 başında ABD muhriplerinin Spratly Adaları yakınındaki “Seyrüsefer Serbestisi Harekâtı” (Freedom of Navigation Operations-FONOP) faaliyetleri için “ABD bölgeyi militarize ediyor.” ifadesini kullanmıştır.

Bu söylem, Çin’in klasik stratejik mesajıdır: Çatışma istemiyoruz ama geri adım atmayız; ABD gerilimi tırmandırıyor.
Özetle, Çin Savunma Bakanı’nın ABD’ye yönelik söylemi 2024-2026 arasında giderek sertleşti; ana eksen Tayvan, Güney Çin Denizi ve ABD’nin bölgesel ittifakları.
ABD kurulduğu günden beri savaşsız kaç yıl geçirmiştir?
Bu sorunun cevabı şaşırtıcı derecede nettir. 1776-2026 arasında ABD’nin savaşsız geçirdiği yıl sayısı yaklaşık 15-20 yıldır.
Bu hesaplama, “ABD’nin resmî olarak savaşmadığı veya büyük ölçekli askerî harekât yürütmediği yıllar” üzerinden yapılır. ABD’nin tarihsel çizgisi neredeyse kesintisiz askerî angajmandır.
1776-1815: Kuruluş dönemi sürekli savaşlarla geçmiştir
Bağımsızlık Savaşı (1775-1783), Kızılderili Savaşları (kesintisiz) ve İngilizlere karşı 1812 Savaşı. Bu dönemde savaşsız yıl yoktur.

1816-1860: Kısa barış dönemleri ama sürekli yerel çatışmalar
Bu dönemde Kızılderili Savaşları, Meksika sınır çatışmaları ve deniz harekâtı devam etmiştir. Bu dönemde tam barış sayılabilecek yıl sayısı 5-10 civarıdır.
1861-1945: İç Savaş, İmparatorluk dönemi ve Dünya Savaşları dönemi
İç Savaş (1861-1865), İspanya-ABD Savaşı (1898), Filipin Savaşı (1899-1902), I. Dünya Savaşı (1917-1918) ve II. Dünya Savaşı (1941-1945).
Bu dönemde savaşsız yıl sayısı çok azdır (yaklaşık 5-7 yıl).
1945-2026: Soğuk Savaş ve Küresel Müdahaleler dönemi
Kore (1950-1953), Vietnam (1955-1975), Soğuk Savaş vekâlet savaşları, Körfez Savaşı (1991), Afganistan (2001-2021), Irak (2003-2011), Suriye, Libya, Afrika operasyonları ve Kızıldeniz ve İran gerilimleri (2023-2026).
Bu dönemde tam savaşsız yıl yoktur, çünkü ABD sürekli savaş halindedir.
ABD, 250 yıllık tarihinde toplamda yalnızca yaklaşık 15-20 yılı savaşsız geçirmiştir; Çin Savunma Bakanı ise son dönemde ABD’yi Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerinden “bölgesel provokasyon ve çevreleme” ile suçlamaktadır.
“Sürekli savaş devleti” modeli
“ABD sürekli savaş devleti” dediğimizde aslında çok derin bir tarihsel-siyasal yapıya işaret ediyoruz.
ABD’nin 250 yıllık davranışını bir devlet tipi olarak modellemek mümkün: Bu devlet, ekonomik, ideolojik ve jeostratejik nedenlerle sürekli askerî angajman üreten bir yapıya sahip.
Bunun sebeplerini şöyle açıklayabiliriz:
1) Kuruluş DNA’sı: Savaşla doğan devlet
Avrupa’dan ABD’ye giden ilk yerleşimciler, İngiltere hapishanelerinden salıverilen katiller, hırsızlar, tecavüzcüler ile Avrupa’nın her tarafından kaçan arananlar, suçlular, çok yoksul, çaresiz ve gözü kara insanlardı.
Ayrıca ABD’nin doğuşu bir isyancı koloni savaşına dayanır (1775-1783).
Bu nedenle ABD’nin siyasal kültüründe savaş meşruiyet üretir, barış değil.
2) Coğrafi genişleme modeli: “Continental Warfare”
ABD, 19. yüzyılda kıta boyunca genişlerken sürekli savaş yürüttü. Bu dönem, ABD’nin yayılmacı savaş makinesinin temelini oluşturdu.
Savaş demek toprak demekti. Toprak demek nüfus, nüfus demek ekonomi ve yeni savaş kapasitesi demekti.
3) Sanayi kapitalizmi ve savaş ekonomisi
ABD ekonomisi 1860 sonrası askerî-sanayi kompleksine bağımlı hale geldi.
Bu yapı, Eisenhower’ın 1961’de uyardığı Askerî-Endüstriyel Yapı’dır (military-industrial complex).
Ekonomi, sürekli tehdit ve sürekli üretim ister.
4) İdeolojik çerçeve: Liberal müdahalecilik
ABD’nin ideolojik doktrini şu yalanlara dayanır:
“Demokrasi yayılmalı.”
“Özgürlük tehdit altındaysa müdahale edilir.”
“ABD küresel düzenin garantörüdür.”
Bu söylem, her çatışmayı vergi mükellefi ABD vatandaşları nezdinde ahlaki bir görev haline getirir.
Sonuç: Savaş, dış politika aracından çok ideolojik bir refleks olur.
5) Jeopolitik zorunluluk: Küresel hegemonya için sürekli angajman
ABD’nin 1945 sonrası stratejisini şu şekilde özetleyebiliriz:
Avrupa’da Sovyetleri dengele, Asya’da Çin’i çevrele, Orta Doğu’da enerji akışını kontrol et ve Pasifik’te deniz üstünlüğünü koru.
Bu hedefler kesintisiz askerî varlık gerektirir.
Hegemonya = sürekli operasyon.
6) Kurumsal yapı: Pentagon’un sürekli operasyon döngüsü
Pentagon’un planlama sistemi 5 yıllık değil, sürekli savaş döngüsü üzerine kuruludur.
Bu döngü kendini besler. Savaş, ABD’de kurumsal bir rutin haline gelir.
ABD’nin savaş devleti olması; Askerî-Endüstriyel Yapı’nın sürekliliğini sağlayan ekonomik zorunluluk, küresel hegemonyayı sağlayan jeopolitik zorunluluk ve kapitalist müdahaleciliği sağlayan ideolojik zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Bu üçlü birleşince ABD yapısal olarak barış üretemeyen, savaşla işleyen bir devlet tipine dönüşür.
Bu nedenle ABD’nin 250 yılda savaşsız geçirdiği yıl sayısı bu kadar azdır. 1776-2026 arasında ABD’nin savaşsız geçirdiği yıl sayısı yalnızca 15-20 yıldır.
Bu durumun modern tarihte benzeri yoktur.















































