ŞER İTTİFAKI

Emekli Deniz Albay Temel Ersoy yazdı: Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi çevreleyen stratejik iş birliği ve artan askerî yapılanma
Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail arasında son yıllarda derinleşen askerî, savunma sanayii ve enerji iş birliği, Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri açısından tartışılmaya devam ediyor. Emekli Deniz Albay Temel Ersoy, köşe yazısında bu iş birliğini Türkiye açısından değerlendirerek bölgedeki askerî yapılanmaya, hava savunma sistemlerine ve enerji jeopolitiğine dikkat çekiyor.
Yunanistan, GKRY ve İsrail’in etrafımızda ördüğü ciddi askerî yığınaklanmanın örnekleri her gün giderek artan biçimde karşımıza çıkıyor.
Türkiye aleyhine hangi gelişme varsa emin olunuz ki arkasında mutlaka ABD vardır. ABD Türkiye’nin yeminli düşmanıdır ve Türkiye’yi bölüp parçalamak, kaynaklarına el koymak istemektedir.
Bu bağlamda geçtiğimiz haziran ayında GKRY, Yunanistan, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, ABD Houston’da Doğu Akdeniz Enerji Merkezi’nin kuruluşunu gerçekleştirdi ve gelecekteki enerji iş birliğine yönelik ortak bir yol haritası geliştirilmesi konusunda anlaştı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yıllar önce İsrail’den ilk parti Barak MX hava savunma sistemini tedarik etmişti. İkinci parti Barak MX hava savunma sistemini de Mart 2025’te teslim aldı. Daha önce, Güney Kıbrıs’ın İsrail’den Demir Kubbe hava savunma sistemini tedarik ettiğine dair iddialar ortaya atılmış, ancak Güney Kıbrıs bu iddiaları reddederek tedarik edilen sistemin Barak MX olduğunu açıklamıştı.
GKRY’nin İsrail’den tedarik ettiği Barak MX hava savunma sistemi, 1 Ekim’de düzenlenen askerî geçit töreninde ilk kez kamuoyuna sergilendi. Rum basınında yer alan haberlere göre, törende Yunanistan’ı Savunma Bakanı Nikos Dendias temsil etti. Mısır Silahlı Kuvvetleri’nden bir askerî birliğin yanı sıra farklı ülkelerden askerî unsurların da törene katıldığı bildirildi.
BARAK MX SİSTEMİNİN FİNANSMANI NASIL SAĞLANIYOR?
GKRY’nin İsrail’den aldığı (parayı nereden buldukları çok önemli bir konu. Zira daha 7-8 yıl önce 250 milyar avro kefaletle batmış Yunanistan’ın AB tarafından kurtarılışına şahit olmuştuk) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail’den tedarik ettiği Barak MX çok katmanlı hava ve füze savunma sisteminin finansmanını ve ödemesini tek seferde peşin ödemek yerine birden fazla bütçe ve finansman mekanizmasına yayarak gerçekleştirmektedir.
GKRY, büyük ölçekli silah ve askerî teçhizat alımlarını Savunma Bakanlığı ile Rum Millî Muhafız Ordusu’nun yıllık Silahlanma Programları Bütçesi üzerinden yürütmektedir. İsrail ile sözleşme yapıldıktan sonra sistem bileşenleri parçalar halinde teslim edilmiş, ödemeler de sözleşme takvimine uygun olarak yıllık taksitler şeklinde bütçelendirilmiştir.
GKRY’de toplanan özel savunma katkı vergileri ve harçlarından oluşan Millî Savunma Fonu, stratejik nitelikteki füze ve hava savunma sistemlerinin finansmanında doğrudan kaynak olarak kullanılmaktadır.

GKRY, savunma harcamalarındaki mali yükü hafifletmek amacıyla Avrupa Birliği’nin üye ülkelere sunduğu SAFE (Security Action for Europe) gibi savunma yatırım programlarından ve AB destekli uzun vadeli/düşük faizli finansman imkânlarından da yararlanmaktadır.
Anlaşmanın tam mali tutarı ve detaylı ödeme planı GKRY Temsilciler Meclisi Savunma Komitesinde gizli celse formatında ele alındığından, şirket ve devlet düzeyindeki ticari detaylar resmî olarak kamuoyuna açıklanmamış, alım ve teslimat süreçleri örtülü bir operasyonel gizlilik içinde yürütülmüştür.
TÜRKİYE’NİN HAVA GÜCÜNE YÖNELİK TEHDİT
Gerek Barak MX ve gerekse diğer adalara yerleştirilen türevleri ile Belharra sınıfı fırkateynlerde bulunan ASTER 15/30 füzeleriyle oluşturdukları takriben 150 km’lik etkin derinliğe sahip hava savunma sistemi ile Antalya, Dalaman, Çiğli, Bandırma vb. yerlerden kalkan uçaklarımız için çok ciddi tehdit oluşturmaktadır.
Bunlarla birlikte İsrail’in GKRY’deki askerî varlığı da son derece belirgin haldedir. Dolayısıyla burada kapalı kapılar ardında bir üst akıl var gibi. Hem NATO hem AB üyesi olan Yunanistan gerçekte neden Türkiye’den korksun ki eğer bu yapılanmalar başka bir planın parçası değilse…
Evet, artık apaçık ortaya çıkmıştır ki Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında son yıllarda belirgin biçimde derinleşen bir stratejik iş birliği vardır. Bunu “Türkiye’ye karşı kurulmuş resmî askerî ittifak” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin artan askerî, denizcilik ve jeopolitik etkisini dengelemeyi amaçlayan bir güvenlik ve güç koordinasyonu olduğu yönündeki açıklamalar da inandırıcılıktan uzaktır.
İŞ BİRLİĞİ HANGİ BOYUTTA?
Yunanistan-GKRY ve İsrail arasındaki stratejik iş birliği son dönemde üç ana eksende ilerliyor:
1. Askerî iş birliği
Yunanistan, GKRY ve İsrail ortak hava ve deniz tatbikatları yapıyor, özel kuvvet eğitimleri yürütüyor, İHA ve SİHA tehditlerine karşı ortak çalışmalar gerçekleştiriyor, elektronik harp ve istihbarat paylaşımını artırıyor ve ortak harekât kabiliyeti geliştirmeye çalışıyor.
2025 sonlarında imzalanan yeni plana göre İHA’lar, elektronik harp, özel kuvvetler ve müşterek eğitimler öncelikli alanlar arasında yer alıyor.
2. Savunma sanayii boyutu
Burada İsrail kilit oyuncu. Yunanistan son yıllarda İsrail yapımı hava savunma sistemleri, anti-drone sistemleri, radar ve komuta-kontrol ağları, PULS roket sistemleri ve elektronik harp çözümleri ile ilgileniyor veya bunları tedarik ediyor.
Özellikle İsrail teknolojisi ile inşa edilen çok katmanlı hava savunma mimarisi (Yunan kamuoyunda “Achilles Shield” olarak anılıyor) dikkat çekiyor. Bu konuda daha önce yazdığımız 14 Eylül 2026 tarihli yazımıza “Akhilleus Kalkanı Meselesi” linkini tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Bu sistemin amacı balistik füze, seyir füzesi, İHA ve savaş uçaklarına karşı entegre koruma sağlamak.
3. Enerji ve deniz jeopolitiği
Üçlü iş birliğinin kökeni aslında askerî değil, enerji temellidir. Amaçlar arasında Doğu Akdeniz doğal gazı, deniz yetki alanları, deniz altı elektrik kabloları, kritik altyapı güvenliği ve Avrupa’ya enerji bağlantıları gibi siyasi ve ekonomik çıkarlar bulunuyor.

Bu nedenle askerî iş birliği ile enerji projeleri birbirini tamamlıyor.
TÜRKİYE AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?
Burada birkaç jeopolitik sebep var.
Birinci sebep: Doğu Akdeniz güç dengesi
2010’lardan sonra Türkiye, Mavi Vatan doktrini, deniz yetki alanı iddiaları, Libya anlaşması, güçlü donanma yatırımları ve SİHA gücü ile bölgedeki en iddialı askerî aktörlerden biri haline geldi.
Buna karşı Yunanistan kendini denizde baskı altında hissetti ve GKRY de tek başına denge kuramayacağını gördü.
İsrail ise enerji sahaları ve deniz altyapılarının güvenliğini önemsedi. Sonuç olarak üç ülkenin çıkarları kesişti.
İkinci sebep: Türkiye-İsrail ilişkilerindeki dalgalanmalar
2010 sonrası uzun süre Ankara-Tel Aviv hattında ciddi siyasi gerilimler yaşandı. Bu dönemde İsrail, Yunanistan ile hava eğitimleri, GKRY ile enerji projeleri ve Doğu Akdeniz ortaklıkları geliştirdi. Böylece İsrail’in bölgesel ortaklık ağı kısmen Yunanistan ve GKRY eksenine kaydı.
Üçüncü sebep: ABD faktörü
ABD uzun süredir Yunanistan’daki Dedeağaç, Suda ve Larisa gibi üs ve tesislere yatırım yapıyor. Ayrıca Yunanistan, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki önemli ortaklarından biri haline geldi. Üçlü mekanizmaya zaman zaman ABD’nin de katıldığı “3+1” formatı bulunuyor.
NİHAİ AMAÇ TÜRKİYE’Yİ ÇEVRELEMEK
Bu konuya soğukkanlı bakmak gerekir. Yunan, Rum ve İsrailli stratejistler açısından amaçları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
- Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de askerî üstünlük kurmasını önlemek.
- Doğu Akdeniz enerji projelerini korumak.
- Deniz ulaştırma hatlarını güvenceye almak.
- Ortak hava savunma ve erken uyarı sistemi oluşturmak.
- Bölgesel krizlerde müşterek hareket edebilmek.
Dolayısıyla onların iddiası, bunun bir “savunma ve dengeleme” politikası olduğu şeklindedir.
Türkiye açısından bakıldığında ise bu oluşum;
- Jeopolitik çevreleme,
- Türkiye’nin deniz kontrolü tesis etmesini engelleme,
- Deniz alanlarında baskı kurma,
- Türk caydırıcılığını ve bölgesel liderliğini sınırlama girişimidir.
Yani aynı yapı iki tarafta farklı okunuyor.
TÜRKİYE İÇİN GERÇEKTEN TEHLİKELİ Mİ?
En kritik soru bu.
Kısa vadede belki hayır. Çünkü Türkiye’nin nüfusu, savunma sanayii, güçlü kara kuvvetleri, SİHA kapasitesi ve donanma büyüklüğü gibi etkenler üçlü yapının herhangi bir üyesinden tek başına daha yüksek kapasite alanları yaratmaktadır.
Orta vadede durum Türkiye için daha ciddi bir tehlike hâline gelebilir. Özellikle Yunan F-35’leri, Rafale filoları, İsrail sensör teknolojileri, ortak hava savunma ağı ve müşterek istihbarat paylaşımı tek bir sistem gibi çalışmaya başlarsa Türkiye’nin hareket serbestisi azalabilir.
Uzun vadede asıl mesele tek tek silahlar değil, ağ-merkezli harp ve harbi sürdürecek ekonomik güç ve halkın savaş azim ve iradesidir.
Modern savaşta soru “Kimde daha çok uçak var?” değildir. Soru şudur: “Kimin sensörleri, radarları, uçakları, İHA’ları ve hava savunması daha iyi entegre olmuştur?”
Yunanistan-İsrail-GKRY iş birliği tam da bu entegrasyonu kurmaya çalışmaktadır.
Bugün ortaya çıkan tablo şimdilik Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yükselen askerî ve deniz gücünü dengelemeyi hedefleyen bir stratejik ağ olsa da giderek güçlenmekte ve Türkiye’nin çıkarlarına göz dikmektedir. Bu ağın temel sütunları İsrail teknolojisi, Yunan askerî modernizasyonu, GKRY’nin coğrafi konumu ve enerji-jeopolitik projelerdir.
Şimdilik bu yapı NATO benzeri bağlayıcı bir ittifak seviyesinde değilse de ortak tatbikatlar, savunma sanayii iş birlikleri, istihbarat paylaşımı ve bölgesel koordinasyon üzerinden ilerlemektedir.
Mısır’ın ve daha sonra Fransa’nın da katılımıyla karşımızda güçlü bir sırtlanlar çetesi bulacağımız kesindir.
Her geçen gün yoksullaşırken güçlü olabilmemiz mümkün değildir.
Editör notu: özellikle Houston’da kurulduğu belirtilen Doğu Akdeniz Enerji Merkezi, SAFE programının finansmanla ilişkilendirilmesi, silah sistemlerinin teslimat ve ödeme bilgileri ile askerî menzil ve tehdit değerlendirmelerinin kaynaklardan doğrulanması yerinde olacaktır. Bunlar yazarın metninde yer alan iddialardır; düzenleme sırasında bağımsız olarak teyit edilmiş değillerdir.













































