KÖPEKLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ
EKREM ÖRSOĞLU
Bir karavan meselesi, o tarihlerde bu günlerdeki gibi adım başı çeşit çeşit lüks karavanlar yoktu. Arabanın ön iki tekerleği nereye dönerse karavan’da oraya döner, yol alırdık. Pek öyle şehir merkezleri de tercihimiz olmaz, gittiğimiz yerde deniz varsa deniz kenarında bir ağaç altı, yoksa bir dere, bir pınar mekanımız olurdu.
O günlerde Zabıta Polis karavanımızı çevirdiği zaman bilirdikki meraktan çevirir, içine özentiyle bakardı, bu günki gibi kovulmazdık.
Karavanımın ön deposunun olmazsa olmazı köpek mamasıydı, mutlaka karâvanımda köpek maması bulundurur, ilk yanaşan köpeğe bir avuç mama verirdim. Mamayı yiyen köpek artık karavandan ayrılmaz, karavanımı korumaya alırdı bilirdi ki, o karavan artık onun ekmek kapısı, köpek sayıları kaldığım süreye göre artar bazen 10 – 15 köpeği bulurdu.
Sabah karavandan çıktığım zaman beni kırallar gibi karşılarlar, etrafımı sararlardı, hele birazda sırtlarını sıvazlayıp sevdiysem artık onlar için sadece ben vardım, kalış süreme göre özellikle kışladığım zamanlarda onları istediğim gibi eğitip, komut bile verirdim. Ya sonra?

















































