Dolap Beygiri mi, Mayın Eşeği mi?

Selamım olsun; Hiciv, hicviye ya da yergi… Edebiyat ve sanatta bir kişi, olay ya da durumun iğneleyici ve alaycı bir dille eleştirildiği anlatım biçimidir. Bizim insanımız ise eleştiriyi pek sevmez. Bunu bilen eleştirmenler, eleştiriyi daha kabul edilebilir hâle getirmek için hicvi bir sanat olarak kullanır.

Siyasette öyle gariplikler oluyor ki, insanlar yanlış olduğunu bile bile kendilerine dikte edilen fikirleri savunuyor; niteliksiz kişileri öve öve bitiremiyor, adeta olaylara at gözlüğüyle bakıyor. İşte, kendi başına düşünmeyen, birilerinin işaretiyle hareket eden, kendi aklını devre dışı bırakıp başkalarına kul olan insanlar için hiciv gereklidir.
![]()
1982 yılında Atıf Yılmaz, Dolap Beygiri adında bir film çekmişti. Dürüst çalışan, rüşvet almayı reddeden bir memurun başına gelenleri konu alan bu film, bürokrasinin iç yüzünü hicvediyordu. Filmin vizyona girmesinden bir yıl sonra iktidara gelen Turgut Özal ise “Benim memurum işini bilir” diyerek Türk siyasetine meşhur bir cümle kazandırmıştı. O günden bu yana neler gördük, neler yaşadık…

Eskiden dolap beygiri vardı. Bu beygirler, kuyulardan su çekmek için kullanılırdı. Kuyunun çevresinde, belirli bir çapta, sahibi ne kadar isterse o kadar döner, istenen suyu çeker, sonra görevi sona ererdi. Ömrü boyunca aynı merkezin etrafında dönüp durur, öldüğünde yerine başka bir dolap beygiri getirilirdi. O da sahibinin emrinde, onun belirlediği ölçüde dönmeye devam ederdi. Ne bir hakkı vardı, ne bir tercihi. Durmak gibi bir özgürlüğü ise hiç yoktu.

Bir de mayın eşekleri vardır. Sınır kaçakçılığının yoğun olduğu dönemlerde, mayınlı arazilerden güvenli geçiş için eşekler kullanılırdı. Kaçakçılar, bir mayına basıp parçalanmaktan korunmak için bu hayvanları öncü olarak öne sürerdi. Eşek yürüdükçe bastığı yerler güvenli sayılır, patlama olursa sıradaki eşek sürülürdü. Böylece güvenli bir yol belirlenmiş olurdu.

İster dolap beygiri, ister mayın eşeği… Fark etmez. Onlar gelir geçer ama sahipleri hep kalıcıdır. Bu sahipler kimi zaman evrensel, kimi zaman ulusal, hatta yerel ölçekte karşımıza çıkar. Şöyle bir bakın dünya siyasetine ve küresel ekonomiye… Kimler kimleri dolap beygiri gibi kullanıyor, kimler ortalıkta mayın eşeği gibi dolaşıyor?
Ülkemize de bakalım. Kimler kimlere dolap beygiri muamelesi yapıyor? Kimler kimleri mayın eşeği gibi öne sürüyor? Eğer bu gerçekleri fark edemiyorsanız, işletme körlüğü misali, siyasi körlükle çevrenizdeki olup biteni algılayamıyorsunuz demektir.
İster Küheylan deyin, ister Karakaçan… Önemli olan hayvanın cinsi değil, içinde bulunduğu duruma karşı tavrı. Beygirin durumu kabullenmiş olması mı daha acı, yoksa eşeğin durumdan bihaber oluşu mu? Onlara kızmayalım, neticede onlar hayvan. Onlardan isteneni yapıyorlar. Kızmamız gereken, birilerinin etrafında dönen, birileri istedi diye körü körüne yanlışa alkış tutan insanlar olmalıdır.

Onların dolap beygiri mi, yoksa mayın eşeği mi olduğuna siz karar verin.
Hepsine selam olsun. (Eh artık selamımı algılayacak kadar beyin varsa)
“Siyaset mahkeme salonlarına girdiği anda, adalet oradan çıkar.”
– Guizot
















































