Haberi dinleyebilirisiniz!
Not: Bel. başkanı syn. İberyanın açıklaması üzerine !

Bir Binayı Açmak Yetmez: Söke’de Sanat Neden Ayağa Kalkamadı?

Söke’de yıllardır atıl durumda kalan sinema binasının yeniden ayağa kaldırılması, kuşkusuz kent adına önemli bir kazanımdı. Önceki belediye başkanı rahmetlinin döneminde encümen kararları alındı, bütçeler ayrıldı, çevresi temizlendi ve yapı eski kimliğine yakın bir biçimde yeniden düzenlendi. Açılış yapıldı, davetiyeler gönderildi, biz de bir sanat mekânının yeniden kazandırılmış olmasını iyi niyetle takdir ettik.
Ancak mesele tam da burada başlıyor:
Bir binayı açmak, onu yaşayan bir sanat kurumu haline getirmek anlamına gelmiyor.

Açılıştan sonra, Ege’den Medya Haber olarak, gazeteci ve sanat insanları kimliğimizle belediye başkanını ziyaret ettik. Amacımız eleştirmek değil; yol göstermek, danışmanlık yapmak ve Söke’nin kültürel potansiyeline katkı sunmaktı. Siyasi bir kimliğimiz yoktu. Ne CHP’liyiz ne AKP’li. Biz bu ülkenin sanatçısıyız.
Somut öneriler sunduk:
Söke’de yaşayan, eğitimli ve tanınan bir sanatçının danışman olarak görevlendirilmesi,
Belediye bünyesinde bir konservatuvar kurulması için kapalı bir alanın tahsis edilmesi,
Bu süreçte her türlü sanatsal desteği, bağlantıyı ve katkıyı gönüllü olarak sağlayabileceğimizi ifade ettik.

Ancak bu önerilerin hiçbiri dikkate alınmadı.

Bunun yerine, bizi belediyenin basın temsilcisine yönlendirdiler. Binayı gezdik. Gördüğümüz tablo şuydu:
Bir kulisi dahi olmayan, yalnızca film gösterimine uygun bir yapı. Yani tiyatroya, dansa, canlı performansa, çocuk oyunlarına kapalı bir mekân. Oysa Söke gibi kültürel hafızası güçlü bir kentte, bu bina çok daha fazlası olabilirdi.
Daha sonra bize bir de “konservatuvar için düşünülen bina” gösterilecekti. Ne var ki öğle tatilinde bekçi yemek yediği için kapı açılmadı. Biz de geri döndük. Bu tablo, aslında yaklaşımın özetiydi:
Hazırlıksızlık, ilgisizlik ve vizyon eksikliği.
Eski Söke böyle değildi. Dilligil Tiyatrosu’nu bilenler, yıllar önce bu kente gelen sanatçıları, sanatseverleri, misafirperver Egelileri hatırlar. Söke’nin kültürel hafızası güçlüydü. Bugün kaybolan şey bina değil, o ruhtur.
İki yıl boyunca bu yapı işletilemedi. Tek bir sürdürülebilir sanatsal program kurulamadı. Ne çocuk tiyatrosu geldi, ne gençler dansla, sahneyle, eğitimle buluşturuldu. Oysa bir sanat danışmanı, belediyenin kasasından tek kuruş çıkmadan, kişisel inisiyatiflerle dahi bu mekânı yaşatabilirdi.
Bugün gelinen noktada ise yeni bir söylem var:
İhale, şeffaflık, kira gelirleri, haftada bir etkinlik şartı…
Burada temel bir kavram karmaşası yaşanıyor.
Belediye hizmeti ile sanatsal hizmet aynı şey değildir.
Sanat “bedava” olduğu için değersizleşir; yalnızca “gelir getirsin” diye kurgulandığında ise ruhunu kaybeder. Daha ucuz diye konseri tiyatroya tercih eden, “üç oyun fazla geldi” diye program yapan bir anlayıştan sanat politikası çıkmaz.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şudur:
İki yıl işletilemeyen bir bina, şimdi hem sanatsal faaliyet gibi sunulacak hem de gelir kapısına dönüştürülecek. Kâğıt üzerinde “kazan-kazan” gibi görünen bu model, aslında Söke’nin gençlerine ve çocuklarına kaybettirilmiş yılların üzerini örtmektedir.

Bu bir parti meselesi değildir.
Bu bir zihniyet meselesidir.
Sanat; cesaret ister, vizyon ister, uzmanlık ister. Savcılık refleksiyle değil, kültür politikasıyla yönetilir. Söke bunu hak ediyor. Çocukların tiyatroyla büyüdüğü, gençlerin sahneyle tanıştığı, sanatın vitrin değil yaşam olduğu bir Söke mümkün.
Yeter ki binaya değil, insana ve akla yatırım yapılsın.
Sorun yalnızca “etkinlik yapılmaması” değil, mevcut sahnenin tiyatro ve sahne sanatları için teknik olarak yetersiz oluşudur.
Söz konusu sahnenin arka bölümünde, herhangi bir geçiş kulisi ya da sahne arkası dolaşım alanı bulunmamaktadır. Bu durum, başta tiyatro olmak üzere opera, dans ve benzeri sahne sanatlarının icrasını son derece zorlaştırmaktadır. Dekor değişimleri, oyuncu giriş–çıkışları, kostüm geçişleri ve sahne arkası organizasyonu neredeyse imkânsız hâle gelmektedir. Mevcut hâliyle bu sahne, yalnızca sabit ve dekor gerektirmeyen gösterimlere uygundur.

Oysa bu sorun çözümsüz değildir.
Teknik olarak uygulanabilir iki temel seçenek mevcuttur:

Birinci seçenek; sahnenin arka bölümünden, mümkünse arka sokağa doğru yaklaşık iki metrelik bir alan kazanılarak sahne gerisinin genişletilmesi ve bir geçiş kulisi oluşturulmasıdır. Bu yöntem, sahne arkası dolaşımı sağlayarak profesyonel tiyatro ve dans prodüksiyonlarının önünü açacaktır.

İkinci seçenek ise; sahnenin ön tarafa doğru yaklaşık iki – iki buçuk metre kadar genişletilmesidir. Bunun için sahne önündeki dört koltuk sırasının kaldırılması ve balkon bölümünde de üç sıranın iptal edilmesi yeterlidir. Bu düzenleme, hem görsel açıdan daha sağlıklı bir sahne derinliği yaratacak hem de sahne kullanımını ciddi biçimde rahatlatacaktır.

Buna paralel olarak ikinci ve vazgeçilmez aşama, teknik altyapının tamamlanmasıdır.
Bir sahnenin yaşayabilmesi için yalnızca bina değil, donanım gerekir.

Asgari düzeyde yapılması gerekenler şunlardır:
İki adet profesyonel takip ışığı,
On adet güçlü sahne projektörü,
Bu ışıkların kontrol edileceği bir işletim ve kumanda alanı,
İki adet büyük ana hoparlör ve yeterli kapasiteli amfi sistemi,
Slide, görsel ve barkovizyon altyapısının kurulması.
Bu teknik donanım sağlandığında, söz konusu mekân gerçek anlamda çok amaçlı bir sahneye dönüşecektir.
Sonrasında yapılacak iş ise son derece nettir:
Gişeye bir görevli konulur, tüm etkinlikler biletli oynatılır. Çocuk tiyatroları, yetişkin oyunları, dans tiyatroları, dans gösterileri, müzik etkinlikleri ve açılacak çeşitli kurslar bu sahnede düzenli olarak yer bulabilir. Böylece belediye, bir yandan kamusal ve kültürel bir hizmet üretirken, diğer yandan yapılan masrafları orta vadede geri kazanmaya başlayabilir.
Üstelik tüm bunlar yapılırken, sinema gösterimleri de eş zamanlı olarak devam edebilir. Yani mesele “sinema mı, tiyatro mu?” ikilemi değildir. Doğru planlama ile bu yapı aynı anda hem sinema hem sahne olarak kullanılabilir.
Kısacası sorun para değil, imkânsızlık değil;
doğru planlama, teknik bilgi ve sanatsal vizyon eksikliğidi

Neden Bir Sanat Danışmanı Şarttır?

Bir sahne mekânının sürdürülebilir ve kaliteli sanatsal faaliyetler sunabilmesi için yalnızca fiziksel altyapı yeterli değildir. Sanat danışmanları, mekânın potansiyelini en üst düzeye çıkaracak vizyona, deneyime ve sektörel bağlantılara sahiptir. Bu uzmanlar, doğru sanatçıları, uygun projeleri ve yaratıcı içerikleri belirleyerek mekânın yalnızca bir gösterim alanı olmaktan çıkıp, kültürel bir merkez hâline gelmesini sağlar.
Ayrıca, sanat danışmanları mekânın programını çeşitlendirir, yerel sanatçılarla iş birliği kurar ve sürdürülebilirlik adına stratejiler geliştirir. Bu da hem mekânın uzun vadeli başarısını garantiler hem de toplumun sanata olan ilgisini ve katılımını artırır.
Özetle, sanat danışmanları olmadan bir mekânın potansiyelini tam anlamıyla kullanmak mümkün değildir.