Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

GENÇLİK KARANLIĞA KOŞTURUYOR

Bilgi baş döndürücü bir hızla artıyor. Yapay zekâ ve robot teknolojileri, yalnızca bugünü değil, insanlığın geleceğini de kökten değiştirecek bir düzeye ulaştı. Ancak bilgi bu denli hızlanırken Türkiye’nin bu fırtınaya hazırlıksız yakalanacağı her geçen gün daha net görülüyor. Sanayi Devrimi’ni ilkel düşünceler yüzünden kaçıran Türkiye, bugün de dijital çağın devrimlerini ıskalama tehlikesiyle karşı karşıya.
Yapay zekâ ve robot teknolojileri tüm dünyada hızla yayılıyor. Uluslararası kuruluşların analizleri, yapay zekâ ve robotik devrimin ülkelerin kapısını çoktan çaldığını gösteriyor. Bu devrim, iş sahalarını ve iş gücü ihtiyacını kökten değiştirecek. Oxford Üniversitesi gibi saygın yerli ve yabancı kuruluşların bilimsel projeksiyonlarına göre, dünya genelinde yaşanacak işsizlik dalgası sonucunda Türkiye’de 2035 yılına kadar en az 15–20 milyon vatandaşımızın işsiz kalması olası görünüyor. Bugün farklı alanlarda eğitim alan gençlerimizin büyük bir bölümü, mesleklerini robotlara ve yapay zekâya kaptıracak.

Bu veriler ışığında, mevcut mesleklerin yarısından fazlası ya tamamen ortadan kalkacak ya da ciddi biçimde küçülecek. Bu durum, 2035’e kadar Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 45–55 bandına fırlayabileceğini gösteriyor.
Robotik teknoloji önümüzdeki yıldan itibaren evlere girmeye başlayacak. Beş yıl içinde robot sayısı insan nüfusunu aşacak. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi, sahip oldukları robot sayısıyla ölçülür hale gelecek. Çalışma şartları esnekleşecek; ancak bu, yalnızca yüksek nitelikli üretim robotlarına sahip ülkeler için geçerli olacak. Türkiye’de ise üniversitelerde milyonlarca gencimiz, bugün olduğu gibi boş hayaller içinde heba olmaya devam edecek. Mesleki ortaöğretimde yapılan hataların sürmesi halinde, hiçbir işe yaramayan bir insan gücüyle baş başa kalacağız.

Yeni nesil robotlar her sektörde yerini alacak. Hastanelerde en hassas ameliyatları onlar yapacak, en ileri teknolojik ürünleri onlar üretecek, en zor işlerde onlar çalışacak. Robot teknolojisini etkin kullanan ülkelerde fakirlik azalacak, her hanede en az bir robot olacak. Ancak bizim gibi yerli teknolojiden yoksun, eğitim sistemini ezber fabrikasına dönüştürmüş ülkelerde işsizlik ve yoksulluk artacak. Büyük bir işsizlik dalgası ve derin bir ekonomik krizle yaşamak zorunda kalacağız.
Bu hızla devam edilirse on yıl dolmadan robotların sayısı insan nüfusunu aşacak. Bu alanda öncü ülkelerden Çin, önümüzdeki iki yıl içinde on binlerce insansı robotu farklı ülkelere teslim etmeye hazırlanıyor. ABD ise Optimus robotlarını 20 bin dolar seviyesine düşürerek milyonlarca robotu seri üretime sokma stratejisini uygulamaya koyuyor.

Peki, Türkiye bu tablonun neresinde?

Ne yazık ki biz hâlâ kısır bir eğitim anlayışıyla üniversitelerde devlet memuru yetiştirmeye çalışıyoruz. Elli yıl öncenin müfredatıyla 2050’nin çocuklarını eğitmeye kalkıyoruz. Liyakatten yoksun kadroların yönettiği, giderek içine kapanan bir ülke haline geliyoruz. Çapsız ve liyakatsiz yönetimler yüzünden kötü yönetiliyor, kötü yaşıyoruz. Zamanında statükocu anlayışla kaçırılan fırsatların ardından şimdi de dijital devrimi kaçırırsak, ebediyen geri kalacağız.
Bugünden itibaren yapay zekâ ve robotik teknolojileri hayata geçirmez, siber güvenliğe gereken önemi vermezsek gençliğimizi ve geleceğimizi kaybedeceğiz.

Artık reform zamanı geldi, hatta geçiyor. Anaokulundan başlayarak eğitim sistemimizi çağın gerçeklerine göre yeniden şekillendirmeden; ortaöğretimi geleceğin ihtiyaçlarına göre kurgulamadan; yükseköğretimde işe yaramayan bölümleri kapatıp yeni ve stratejik alanlarda bölümler açmadan çağı yakalamamız mümkün değil.
Yükseköğretimde;
Robotik Sistem Mühendisliği, Otonom Sistemler ve Swarm Zekâsı Mühendisliği, İnsan–Robot Etkileşimi ve Empati Tasarımı, Yapay Zekâ Etiği ve Yönetişimi, Kuantum Bilgi İşlem ve Post-Kuantum Kriptografi, Sentetik Biyoloji ve Organoid Mühendisliği, Füzyon Enerjisi ve Küçük Modüler Reaktör Mühendisliği, Nadir Toprak Elementleri ve İleri Malzeme Bilimi, Siber-Fiziksel Güvenlik ve Robotik Savaş Sistemleri, Dijital İkiz ve Endüstri 5.0 Mimarlığı, Uzay Madenciliği ve Asteroit Ekonomisi Mühendisliği gibi alanlara ağırlık verilmeli; lise eğitimi de bu bölümlerin altyapısını oluşturacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Başta İmam Hatip okulları olmak üzere mesleki eğitim sistemi sil baştan ele alınmalıdır.

Ayrıca;
İnsansı Robot Teknikerliği, Endüstriyel Robot Bakım-Onarım ve Güncelleme Teknikerliği, Otonom Araç ve Drone Swarm Operatörlüğü, 3D Biyobaskı ve Organoid Üretim Teknikerliği, SMR (Küçük Nükleer Reaktör) Operatörlüğü, Yapay Zekâ Destekli Yaşlı/Çocuk Refahı ve Empati Koçluğu gibi ara eleman ihtiyacını karşılayacak okullar ivedilikle açılmalıdır.
Bu dönüşüm yalnızca eğitim sistemimizi iyileştirmekle kalmayacak; gençlerimizin uluslararası alandaki gücünü, etkinliğini ve saygınlığını da artıracaktır. Böylece işsizlik sorunu kendiliğinden çözüme yaklaşacaktır.
Bugün bir yol ayrımındayız. Türk gençliği ya robotları üreten, robotlarla birlikte çalışan ve robotların yapamadığını yapan bireyler olacak ya da robotların kölesi haline gelecektir. Türk gençliği, robotların kölesi değil efendisi olacak potansiyele sahiptir. Gelişmelere ayak uyduramazsak gençliğimiz karanlıkta kaybolup gidecektir.

“Kendinizi geliştirmek için öyle çaba harcayın ki, başkalarını tenkit etmeye zamanınız kalmasın.”
Mevlânâ