Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

YENİ PARTİ İLK SINAVDA SINIFTA KALDI!

Yeni Havet mi, Havet Partisi mi?

Siyasette ilk sınav önemlidir.

Çünkü bir siyasi hareketin ne kadar “yeni” olduğunu, kuruluş bildirgesi değil; zor bir karar karşısında sergilediği tutum gösterir.

Yeni Parti için Çerçeve Yasa oylaması tam da böyle bir sınavdı.

Ve benim kanaatim nettir:

Yeni Parti bu sınavda sınıfta kaldı.

Daha kuruluşunun üzerinden çok kısa bir süre geçmişken, kamuoyunda büyük umutlarla karşılanan Yeni Parti, ilk ciddi Meclis sınavında kendi içerisinde ciddi bir çelişki görüntüsü verdi.

Ben de bu nedenle bundan sonra Yeni Parti’yi siyasi hafızamda bir süreliğine başka bir isimle anacağım:

Yeni Havet.

Hatta biraz daha açık söyleyelim:

Havet Partisi!

Elbette bu resmi bir isim değil; siyasi tutarsızlığa yönelik benim eleştirel tanımlamamdır.

KOMİSYONDA EVET, GENEL KURULDA 54 HAYIR

Meselenin can alıcı noktası burada.

Çerçeve Yasa’nın komisyon sürecinde Yeni Parti’nin temsilcileri “evet” yönünde oy kullandı.

Genel Kurul’a gelindiğinde ise tablo değişti.

Yeni Parti’nin 91 milletvekilinden 35’i kabul, 54’ü ret oyu kullandı; 2 milletvekili ise oylamaya katılmadı.

Yasanın tamamı ise Genel Kurul’da 468 oyla kabul edildi.

Şimdi soruyorum:

Bir parti, aynı düzenleme karşısında neden komisyon ile Genel Kurul arasında bu kadar farklı bir görüntü verir?

Elbette milletvekillerinin farklı düşünme hakkı vardır.

Elbette parti içi demokrasi önemlidir.

Ancak burada tartışılması gereken, milletvekillerinin “hayır” demesi değil; Yeni Parti’nin siyasi olarak ne söylediğinin ve neyi savunduğunun kamuoyunda neden bu kadar belirsiz hale geldiğidir.

YENİ PARTİ’NİN ASIL SORUNU OY DEĞİL, TUTARLILIK

Bir siyasi parti “Bu yasaya karşıyız” diyebilir.

Sonuna kadar arkasında durur.

Bir başka parti “Eksikleri var ama destekliyoruz” diyebilir.

Bunu da açıkça anlatır.

Bir diğeri milletvekillerini serbest bırakabilir.

Bunların tamamı demokratik siyasetin içerisinde tartışılabilir.

Fakat seçmenin kafasında şu soru oluşuyorsa, burada ciddi bir siyasi iletişim problemi vardır:

“Bu parti aslında ne düşünüyor?”

İşte Yeni Parti’nin ilk büyük sınavında yaşadığı problem tam olarak budur.

Çünkü seçmen artık yalnızca güzel konuşmalara bakmıyor.

Kimin ne söylediğine değil, ne yaptığına bakıyor.

UMUTLAR SUYA MI DÜŞTÜ?

Yeni Parti kurulurken önemli bir kesimde ciddi bir beklenti oluştu.

“Yeni bir siyasi anlayış gelir mi?”

“Türkiye’nin sıkışmış siyasetinde yeni bir kapı açılır mı?”

“Gerçekten farklı bir muhalefet anlayışı ortaya çıkar mı?”

Bu sorular soruldu.

Fakat daha yolun başında yaşanan bu tablo, o beklentilerin bir bölümünü ciddi biçimde sarstı.

Çünkü siyasette güven kazanmak yıllar sürebilir.

Ama güven kaybettirecek bir görüntü için bazen tek bir oylama yeterlidir.

YENİ OLMAK, SADECE YENİ BİR TABELA ASMAK DEĞİLDİR

Yeni Parti’nin bundan sonraki süreçte yapması gereken şey çok basit:

Net olmak.

Ne savunduğunu açıkça söylemek.

Hangi konuda nerede durduğunu anlatmak.

Milletvekilinin özgürlüğü ile parti politikası arasındaki sınırı kamuoyuna açıklamak.

Ve en önemlisi, söylediğiyle yaptığı arasındaki mesafeyi kapatmak.

Çünkü “Yeni” olmak sadece yeni bir parti kurmak değildir.

Yeni olmak;

yeni bir siyasi dil,
yeni bir anlayış,
yeni bir güven ve
yeni bir tutarlılık
demektir.

KARNESİNİ SEÇMEN VERECEK

Bugün benim eleştirim Yeni Parti’ye yöneliktir.

Ama son sözü ben söylemeyeceğim.

Gazeteci de söylemeyecek.

Partiler de söylemeyecek.

Son sözü seçmen söyleyecek.

Çünkü sandık geldiğinde herkesin geçmişteki sözleri ve Meclis’teki oyları önüne konulacak.

Kim “evet” dedi?

Kim “hayır” dedi?

Kim nerede durdu?

Kim ne söyledi?

Bunların hepsi hatırlanacak.

Benim bugünkü değerlendirmem ise açık:

Yeni Parti, Çerçeve Yasa sınavında sınıfta kalmıştır.

Ve bundan sonra benim köşe yazılarımda bu siyasi tabloya ilişkin ironik bir tanımlama olacaktır:

Yeni Havet!

Çünkü siyasette en tehlikeli şey yanlış karar vermek değil;

ne karar verdiğini seçmene anlatamamaktır.

Ekrem Örsoğlu
Egeden Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni