Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

DEMOKRASİ, İNSAN KENDİ KAPISINA GELİNCE Mİ HATIRLANIR?

Dursun Uzun’dan Ali Başaran’ın “örgüt içi demokrasi” açıklamasına yanıt

Ali Başaran’ın bugün yaptığı açıklamayı okuyunca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Demokrasi yalnızca insanın kendi adaylığı söz konusu olduğunda mı hatırlanır?

Kuşadası siyasetinde hepimizin yakından bildiği bir dönem yaşandı. Mehmet Gürbilek yönetimindeki CHP Kuşadası İlçe Örgütü döneminde çok sayıda partili disiplin süreçleriyle karşı karşıya kaldı. Bugün o dönemde yaşananların mağduru olduğunu söyleyen, parti içi demokrasinin zedelendiğini ifade eden insanların itirazları hafızalardadır.

Peki o günlerde Ali Başaran neredeydi?

Bugün “sandık irademizdir” diyen Başaran, o günlerde aynı yönetimin uygulamalarına karşı örgüt içi demokrasiyi savunan bir açıklama yaptı mı?

Partiden uzaklaştırılan insanların yanında durdu mu?

Adaylıkları tartışma konusu olan kişilerin demokratik hakları için ses yükseltti mi?

Benim bildiğim kadarıyla kamuoyuna yansıyan böyle güçlü bir itirazı olmadı.

Üstelik o dönemde Kent Konseyi bünyesinde görevler üstlenmiş, Davutlar’daki çalışmalarda yer almış bir isim olarak aynı siyasi iklimin içerisinde faaliyet yürütmeye devam etti.

Bugün ise aynı siyasi kadrolarla yeni bir yapılanmanın içerisinde karşı karşıya geldiğinde birdenbire “demokrasi”, “sandık” ve “irade” kavramları öne çıkıyor.

İşte benim itirazım tam da burada.

Demokrasi, insanın kendi kapısına dayandığında hatırladığı bir kavram olmamalıdır.

Dün başkasının hakkı için söylemediğimiz sözü bugün kendi hakkımız için söylemek, kamuoyunun doğal olarak sorgulayacağı bir tutarsızlıktır.

Ben Ali Başaran’ı yalnızca bugün yaptığı açıklamadan ibaret değerlendirmiyorum. Geçmişten bugüne yaptığı çalışmaların, bulunduğu görevlerin ve siyasi tavırlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kendisiyle Egeden Medya Haber çatısı altında çalışma fırsatı bulmuş biri olarak, siyasi yaklaşımını ve çalışma biçimini yakından gözlemlemiş biriyim.

Bu nedenle bugün bazı insanların Ali Başaran’a büyük bir umut bağlamasını doğru bulmuyorum.

Çünkü mesele yalnızca Mehmet Gürbilek’in karşısına bir aday çıkarmak değildir.

Mesele, gerçekten örgütlü bir mücadele verebilecek, demokratik ilkeleri kişiye göre değiştirmeyecek ve yarın aynı koltukta oturduğunda bugün söylediklerinin arkasında durabilecek bir aday ortaya koyabilmektir.

Benim eleştirim Mehmet Gürbilek’e alternatif çıkmasına değildir.

Tam tersine; eğer gerçekten Mehmet Gürbilek yönetimine itiraz varsa, bu itirazın güçlü, hazırlıklı, geçmişiyle bugünü arasında çelişki bulunmayan ve örgütün güvenini taşıyabilecek bir adayla ortaya konulmasından yanayım.

Ancak Ali Başaran’ın mevcut açıklamalarını ve geçmişteki siyasi tutumunu birlikte değerlendirdiğimde, kendisinin bu beklentiyi karşılayabileceği konusunda ciddi soru işaretlerim var.

Bu nedenle söylediklerim bir kişisel hesaplaşma değil, insanlara yönelik bir uyarıdır.

Bugün Ali Başaran’a umut bağlayan arkadaşlarımızın yarın hayal kırıklığı yaşamaması için bu soruları bugün sormak gerektiğine inanıyorum.

Çünkü siyaset, yalnızca bir koltuğa aday olmak değildir.

Aidiyet ister. Tutarlılık ister. Bedel ödemeyi göze almayı ister. Ve en önemlisi, dün savunduğun ilkeyi bugün de savunabilmeyi ister.

Ben Dursun Uzun olarak şunu açıkça söylüyorum:

Mehmet Gürbilek’in karşısına gerçekten güçlü, örgütü tanıyan, demokrasi anlayışını yıllar boyunca ortaya koymuş, insanlara umut verecek bir aday çıkarsa elbette o adayın yanında durulabilir.

Ama sırf “Gürbilek’e karşı” olmak, bir adayı yeterli hale getirmez.

Kuşadası Yeni Parti örgütünün ihtiyacı, sadece bir değişim adayı değil; gerçekten güvenilebilecek bir değişim iradesidir.

Benim itirazım da tam olarak bunadır.

Yol yakınken, umutları boşa çıkarmadan, adaylık meselesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü sandığın gerçek sahibi kişiler değil, örgütün iradesidir. Örgüt iradesi bu güne kadar Kuşadası’nda yaşanan, Sayıştay raporlarıyla’da ortaya dökülen usulsüzlükler karşısında Kent konseyi çatısında bu iradeye ses yükseltmeyen bir ismin bugün üyelerin umudu olması mümkün mü? Bu sadece bir yanıltmacadan öteye gitmeyecek adaylık sürecidir.

Ve örgütün iradesi, dün nerede durduğumuzu unutmadan bugün ne söylediğimize bakacaktır.

Dursun Uzun
24 Eylül 2026