Dümensiz Gemi

Şair Ömer Arıkan’ın, “Dümensiz Gemi” adlı şiirinin ilk dörtlüğü şöyle:
“Huzura yelken açmış kaptansız bir gemiyim.
Kim gelipte deryada dümenimi kıracak?
Ne yöne seyrederim ben de bilmez biriyim.
En son liman neresi, nerelerde duracak?”

Dümensiz gemi olmak, yolu izi belli olmaması ile eşdeğer. Giderek gelişmesi gerek eğitim sistemi içinde nedense biz sürekli geriye gidiyoruz. Eğitim çıktılarına, Pisa verilerine, OECD verilerine, eğitim çıktısı olan öğrencilerin durumuna baktığımızda çöküş içinde olduğumuzu, adeta dümensiz gemi gibi açık denizlerde sürüklendiğimizi söylemek yanlış olmaz.
İnsanlar hayalleri oranında kendini geliştirip ilerleyebilir. Siyasette ise kendini geliştiremeyen, vizyonu eksik kişiler dümensiz bir gemi gibidir. Siyasetin çalkantılı sularında bu kişiler amaçsızca sürüklenir. Ta ki gemilerinin omurgaları birdenbire bir tümseğe oturana kadar. Vizyonları olmadığı için bir o yana bir bu yana amaçsızca sallanmak onlara hoş gelir. Ancak, gerçeklik herhangi bir düşten çok daha güçlü ve dirençlidir. Bunu anladıklarında ise iş işten geçmiş olur.
Sadece siyasiler mi? Elbette hayır. Dil bilgileri iki yüz kelimeye indirilmiş, hayat denizinde dümensiz bir gemi gibi yalpalayan “Diplomalı câhiller” ordusunu da unutmamak gerekir. Bunların varlığı, düşünen ve sorumluluk sahibi beyinlere dehşetli ızdırap vermektedir.
Dümensiz siyasetçiler ise durmadan yön değiştiriyor. Milletin iradesi ile seçilen milletvekilleri o iradeyi hiçe sayıp, tam ters ideolojiye sahip başka partiye hiç düşünmeden geçiyor. Aynı durum belediye başkanları, belediye meclis üyeleri için de geçerli.














































Demek ki İncirliova’da dümensiz gemi gibi soldan sağa, sağdan sola savrulan siyasetçi çok. O partiden bu partiye geçiş normal karşılanıyor, bu durumu oranın halkı da kanıksamış ki tepki vermiyor.



