Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

ŞAHLANAN İKTİDAR, YOKSULLAŞAN HALK

Ekonomi büyüyor deniyor, ancak yurttaşın cebindeki para her geçen gün küçülüyor. Resmî rakamlarla sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum derinleşirken, “şahlanan Türkiye” söylemi boşalan mutfaklarda karşılık bulmuyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü ve ülkenin “şahlandığını” söylüyor. Resmî verilere göre 2025’te ekonomi %3,6 büyüdü. Ancak bu büyümenin kimin hayatına dokunduğu sorusu ortada duruyor.
Çünkü aynı ülkede, aynı dönemde cebine 200 lira konulan bir yurttaşın alım gücü her geçen gün hızla eriyor. TÜİK’in açıkladığı %30,87’lik enflasyon bile bu erimeyi gizleyemiyor. Gerçek hayatta ise gıda fiyatları çok daha hızlı artıyor. Ekmek, et, temel ihtiyaçlar… Hepsi dar gelirlinin sofrasından birer birer eksiliyor. “Şahlanan ekonomi” söylemi, boşalan mutfakların gerçeğiyle yok oluyor.
Asgari ücret artırılıyor, emekli maaşı yükseltiliyor. Ama aynı anda hayat pahalılığı bu artışları daha cebe girmeden eritiyor. Kâğıt üzerinde artan ücretler; pazarda, markette ve faturada yok oluyor. İktidar artışı anlatıyor, halk ise yoksulluğu yaşıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması üzerinden yürütülen tartışmalar, iktidarın siyaseti nasıl bir gündemle kurduğunu açıkça gösteriyor. Ülkenin temel sorunları ortadayken, tartışmaların yönü dikkat çekici biçimde başka alanlara çekiliyor.
“Türkiye bir hukuk devletidir” söylemi ise artık bir tekrar cümlesine dönüşmüş durumda. Ancak sokaktaki yurttaş için mesele söylem ya da algı değil; yaşadığı gerçeklik. Adalet duygusunun zedelendiği, hukuka güvenin tartışıldığı bir ortamda bu sözlerin karşılığı giderek boşalıyor.
Çevre politikalarında da benzer bir tablo var. Yıllardır süren uygulamalarla doğa alanları doların yeşili uğruna parça parça yok edilirken, kürsülerden çevrecilik vurgusu yapılmaya devam ediliyor. Söylem ile gerçek arasındaki uçurum her alanda büyüyor.

Ve işçiler…

Başkent Ankara’da, devletin tam merkezinde Doruk Madencilik işçileri; aylardır ödenmeyen maaşları için yürüyerek geliyor, açlık grevine başlıyor, seslerini duyurmaya çalışıyor. “Haklar gelişti” denilen bir ülkede işçiler, maaşlarını alabilmek için bedenlerini ortaya koymak zorunda kalıyor. Buna karşılık iktidarın (Çalışma Bakanı’nın yıllarca üniversitede sosyal hizmet dersi vermiş bir sosyal hizmet uzmanı olmasına rağmen) sessizliği ise en az bu tablo kadar çarpıcı.
“Şahlanan Türkiye” anlatısının karşısında; meydanlarda hakkını arayan işçiler, geçinemeyen emekliler ve her gün biraz daha yoksullaşan milyonlar var. Resmî rakamlar ne söylerse söylesin, hayatın içindeki gerçeklik çok daha sert konuşuyor.
Yaşar Kemal’in hiç eskimeyen sözleri bugün hâlâ geçerliliğini koruyor:
“Yalanın gücü, doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuştur; doğru yalnızdır.”
Ama unutulmaması gereken bir şey var:
Gerçekler, eninde sonunda ortaya çıkar.

 


İstersen buna ve da ekleyebilirim.