Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Çeşme Belediyesi’nin Tarım Çalıştayı: Stratejik Konular, Yanlış Aktörler

Geçtiğimiz günlerde Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen Tarım Çalıştayı, tarımın geleceği açısından kritik bazı yanlışları içinde barındırıyor. CHP’nin altı okundan biri olan “Devletçilik” ilkesi, stratejik sektörlerde devletin öncü rolünü vurgular. Tarım da bu sektörlerin başında gelir. Ancak bu çalıştay, tarımı doğrudan ilgilendiren kamu kurumları yerine, yerel yönetimler, ticaret borsaları ve özel sektör aktörleriyle şekillendirilmeye çalışılmıştır. Peki, tarım politikaları yerelde mi belirlenmelidir, yoksa ulusal çapta planlanmalı mıdır?

Tarım, Tarımcılarla Yönetilir

Tarım, köklü bir devlet politikası ve bilimsel planlama gerektiren bir sektördür. Tarımın sürdürülebilirliği, ancak devletin ilgili kurumları—Tarım ve Orman Bakanlığı, ziraat mühendisleri, su ürünleri uzmanları, teknikerler ve gıda mühendisleri gibi meslek gruplarının—doğrudan katkılarıyla sağlanabilir. Yerel yönetimlerin tarımı şekillendirme yetkisi bulunmamaktadır; aksi halde bu durum, yerelde özerkliğin zeminini hazırlayan bir sürece dönüşebilir. Çiftçiler ve üreticiler elbette tarımın temel unsurlarıdır, ancak politika yapımı ve uygulama aşamasında bilimsel ve devlet güdümlü bir planlama esastır.

Havza Planlaması Yerelden Değil, Devletten Gelir

Tarımın havza bazlı olup olmayacağına karar vermek, yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılacak bir konu değildir. Bu, devletin belirlediği stratejik planlama çerçevesinde, geniş kapsamlı araştırmalar ve bilimsel çalışmalar ile belirlenmelidir. Tarım havzalarının belirlenmesi, yalnızca bir belediyenin, bir borsanın veya yerel bir çalıştayın uhdesinde olmamalıdır. Tarım politikaları, merkezi otoritenin yönetiminde, ulusal ve uluslararası dengeler gözetilerek oluşturulmalıdır.

Paris İklim Anlaşması ve Yanıltıcı Söylemler

Çalıştayda iklim değişikliği ile ilgili yapılan vurgular, Paris İklim Anlaşması’nın dayatmalarına hizmet eder nitelikte olmuştur. Küresel ölçekte iklim değişikliği söylemiyle belirlenen politikalar, çoğu zaman ülkelerin tarımsal üretim kapasitesini sınırlandırıcı ve dışa bağımlılığı artırıcı nitelikte olmaktadır. Yerel çalıştayların, bu tür küresel dayatmaların aracı olmaması gerekir.

Çiftçilik, Meslek mi Zanaat mı?

Çalıştayda çiftçiliğin bir meslek olarak tanımlanması da ayrı bir tartışma konusudur. Oysa çiftçilik, ziraat mühendisliği veya veterinerlik gibi akademik ve bilimsel altyapıya dayanan bir meslekten ziyade, bir zanaat ve yaşam tarzıdır. Tarımın teknik ve bilimsel boyutları, ziraat mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, teknikerler ve gıda mühendisleri tarafından yönetilmelidir. Veterinerler ise hayvan sağlığı üzerine uzmanlaşmış ayrı bir meslek grubudur. Bu ayrımları doğru yapmak, tarım politikalarının sağlıklı oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kentleşme ve Tarım Alanlarının Daralması

Kentsel büyümeyi yöneten yerel yönetimlerdir. Dolayısıyla, tarım alanlarının daralmasının sorumluluğu da büyük oranda onlara aittir. Betonlaşma uğruna verimli tarım arazilerinin yok edilmesi, yerel yönetimlerin yanlış planlamalarının bir sonucudur. Çeşme ve benzeri bölgelerde, tarım alanlarının korunması için politika geliştirmesi gereken yerel yönetimler, ne yazık ki çoğu zaman bu alanları imara açarak tam tersi bir yaklaşım sergilemektedir.

Yeni Hal Yasası ve Tarımın Tekelleşmesi

Önümüzdeki dönemde yapılacak 4. Tarım Şurası’nda yeni Hal Yasası ve Organize Tarım ve Hayvancılık Bölgeleri (OTSB) konularında önemli yasal düzenlemeler yapılacak. Bu düzenlemeler, tarım sektörünü doğrudan ilgilendirmesine rağmen, ne yazık ki kamuoyunda yeterince tartışılmadan yasalaşma sürecine girmiştir. Sözleşmeli üretim yasası da muhalefetin tepkisizliği ile TBMM’den geçti. Tarımın üretimden tüketime kadar tekelleşmesinin önünü açan bu tür düzenlemeler, yerel bazda yapılan çalıştaylarla da desteklenmektedir. Çeşme’de yapılan bu çalıştayın da benzer bir amaca hizmet edip etmediğini sorgulamak gerekir.

Sonuç: Yerelde Özerkliğin Zeminini mi Hazırlıyorlar?

Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen tarım çalıştayı, devletin stratejik bir alanı olan tarımı yerel düzeyde şekillendirme çabası olarak okunmalıdır. Tarım politikaları yerel yönetimlerin veya ticaret borsalarının değil, devletin ilgili kurumlarının yetki alanına girmelidir. Eğer bu süreç, yerel yönetimlerin tarımı yönlendirmesiyle ilerlerse, bu durum yerelde özerkliğin altyapısını hazırlayan bir mekanizmaya dönüşebilir. Tarımın geleceğini gerçekten korumak istiyorsak, devletin kontrolünü ve planlamasını esas alan politikaları desteklemeli, yerel yönetimlerin bu alandaki yetki alanlarını aşan girişimlerine karşı çıkmalıyız.

Çeşme’de yapılan tarım çalıştayı, yerel yönetimlerin yetki alanını aşan bir girişimdir. Tarımı, gerçek sahipleriyle, yani devletin ilgili kurumları ve uzman meslek grupları ile planlamak zorundayız. Aksi halde, tarım politikaları yerelde özerkliğin zeminini hazırlayan bir sürecin parçası haline gelir.

ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ HATİCE ZEYBEK