Haberi Dinlemek için TIKLAYINIZ...!

Kuşadası’nda Tatil: Beton, Gürültü ve Sivrisinek Eşliğinde Ege Rüyası (!)

Yaz geldi. Malum, insanın ruhu özgürlüğe, doğaya, denize kaçmak istiyor. Hele ki Avrupa’nın gri gökyüzünden, asfaltından sıkılan dostlar için Ege bir cennet. Biz de düşündük, taşındık: “Bir karavan turu yapalım. Deniz, güneş, huzur… Ne güzel olur değil mi?”

Ah, nasıl da saftık!

Viyana’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Yunanistan’dan, Hollanda’dan dostlar. Kültürler mozaiği, Avrupa Birliği toplantısı gibi. Tabii grubun içinde hem Türk hem Avusturya vatandaşı olan, ana dili Türkçe birinin olması bana otomatikman grup liderliği unvanını getirdi. Kıdemli rehber, yerel uzman, gönüllü tercüman, ara bulucu ve… sonrasında göreceksiniz… şikayet hattı operatörü!

Rotamız net: Güney Ege. İlk durak Kuşadası. Neden mi? Çünkü benim orada evim var. Hem konaklama bedava, hem rehber bedava. Avrupa ekonomisi malum, dostlar da fırsatı kaçırmadı.

Kuşadası: Sivrisinekler Ülkesi ve Helmut’un Biyoloji Dersi

Dostlar akşam evime geldiler. Bahçede nefis bir sofra kurduk. Tabii biz romantik Ege akşamı hayal ederken, Kuşadası’nın kadim sakinleri olan sivrisinekler bizi fark etti. Fark etmek ne kelime, düğün yapıyorlar sanki. Üzerimize çullandılar.

Dostum Helmut çevreyi inceledi. Havuzları işaret etti ve, “Siz burada havuz’da sivrisinek mi besliyorsunuz, yoksa sivrisinek çiftliği mi işletiyorsunuz?” diye sordu. Başladı anlatmaya: “Biliyor musunuz, açık su birikintileri larva üretim merkezidir. Kuyudan çıkan sulama suyu ise sivrisinekler için adeta kreş.”

Helmut’un biyoloji dersinden şunu anladım: Burada su kadar sivrisinek, sivrisinek kadar da su var. Belediyenin sinek ilaçlaması mı? Eh… O da sinek ısırığı kadar etkili.

Sabah Sürprizi: Betonun Çağrısı!

Sabah… Ohh! Şöyle mis gibi bir uyku… dedik ama…

Saat 08.20. Bir anda yataktan fırladım. Çünkü öyle bir ses var ki, sanırsınız deprem oluyor, sanırsınız maden patlatıyorlar, sanırsınız… ha yok, doğrudan: Beton döküyorlar!

Salona geçtim, dostlarımın hepsi gözlerini kocaman açmış, bana bakıyorlar. Alman, Fransız, Yunan, Hollandalı… Hepsi şaşkın. Dışarı çıktım, baktım; evimin karşı parselinde sabah sabah kepçe çalışıyor, kalıp çakılıyor.

15 Mayıs – 15 Kasım arası inşaat yasağı var, biliyorum. Gidip sordum:
“Yahu yasak değil mi?”
Cevap tokat gibi:
“Ekmek parası abi… Ne olmuş yani?”

Bingo! Kuşadası’nda yasağı delmek için daha iyi bir gerekçe olamaz. Ekmek parası! Oysa bakıyoruz, bu ‘ekmek’ ekmek değil, somun boyutunda villa.

Aradım belediyeyi. Meşhur Güvercin Masa!
Masa var, güvercin uçmuş. Zor bela bir görevliye ulaştım. Anlatıyor:
“Turizm İl Müdürlüğü şikayetleri alır, onlar belediyeye bildirir, belediye de gidip komik bir para cezası yazar. Sonra mı? Sonrası yok. İnşaat devam eder.”

Sistem muazzam çalışıyor. Yani çalışmıyor ama çalışıyormuş gibi yapıyor.

Gürültüden Kaçış: Denize Doğru Ama…

Bu ses, bu beton, bu kepçe… Dostlarımın gözlerinden anladım ki, bu işi telafi etmem lazım. Ne yapalım, denize kaçalım. Bir arkadaşımın teknesi var, hemen aradım, anlaştım. Sabah Sevgi Plajı’ndan açıldık. Oh be! Denizin ortasında huzur! Var sandık.

Long Beach karşısında demirledik. Kahvaltı, manzara… Tam Instagram’lık. Ama… birden… makineli tüfek sesi gibi bir ses yankılandı.

Helmut gözlerime baktı:
“Savaş mı başladı?”

Yok Helmut, savaş değil. Kaptan gösterdi:
“Şu dağın tepesindeki kırıcılar çalışıyor. Yaz kış, sabah akşam durmazlar.”

Kafamı kaldırdım, baktım. Kocaman bir tabela:
“EVİZ YAPI”

Helmut bana döndü, fısıldadı:
“Siz savaşmadan şehirleri yok edebilen nadir bir milletsiniz…”

Ne diyeyim… Haklı. Aklıma Sayın Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’a ihanet değerlendirmesi geldi, peki bu kent’e ihanet kimden geldi.

Reklamın İyisi, Kötüsü… Neyse Bizde Farketmiyor

Dostlarım bugün Yunanistan’a geçti. Vedalaşırken biri şöyle dedi:
“Sana söz, bu beton senfonisini tüm Avrupa’da anlatacağım.”

Kuşadası Belediyesi, Ticaret Odası, Turizm Derneği… Hiç zahmet etmeyin. Bedava reklam zaten yapılıyor. Slogan hazır:
“Kuşadası: Deniz, Kum, Güneş ve Beton Mikseri.”

Altın Güvercin mi? O da Betonla Uçar!

Bu noktada kafamda bir soru daha belirdi:
“Altın Güvercin’in sponsoru kim?”
Cevap net: Kırıcılar, kepçeler ve beton mikserleri ile tanıdığımız EVİZ YAPI

Sayın Valim, Sayın Kaymakamım, bilmem duyar mısınız ama… Sabah 08.20’de kepçeyi çalıştıran o müteahhit var ya, Aydın’da bir siyasi partiden milletvekili aday adayı olmuş. Sıranın arkalarına düştüğü için vekil olamamış. Olmaması da iyi olmuş. Zira seçilseydi, belki de bu yasağı komple kaldırır, Kuşadası’nı komple bir şantiyeye çevirirdi diyeceğim ama zaten öyle.

Not:

Bu yazı, betonarme mizah içermektedir. Okurken başınıza moloz düşebilir. Bende tedbirimi alarak yazdım.