Haberi dinleyebilirisiniz!

ARTIK BİZDE DEVLETİZ

“Besle Kargayı Büyüsün”

“Vizesiz Akraba Ziyareti Bitiyor Mu?”

İlk duyduğumda “Bu da mı gol değil hakem?” dedim kendi kendime.
Suriye Türkiye’ye vize mi uyguluyormuş?
Yani artık Halep’ten gelen biri, Antep’e geçerken konsolosluk kapılarında sıra mı bekleyecek?

Bizi bizden ayıran sınır çizgileri bir yana, şimdi bir de “Vize al gel kardeşim” mi diyorlar?

Biraz geçmişe gidelim…
Bir zamanlar “Ortadoğu’da Schengen” hayali vardı. Vizeler kalkıyor, kucaklaşmalar başlıyordu. Şam’da kahve içip, Halep’te akşam yemeği yiyip, sabah Hatay’da kahvaltı edilebilirdi.
Sonra ne oldu?
Neoliberal rüzgârlar, sınırların kalktığı değil; insanlığın çöktüğü bir tabloyu getirdi bize.

Şimdi Suriye yetkilileri karar almış:
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Suriye’ye gelmeden önce vize alacak.”
Buyurun, buradan yakın.

İnsanın aklına türlü türlü senaryolar geliyor.
Acaba birileri Türk turist akınından mı bunaldı?
“Her yerde Türkçe konuşuyorlar, bıktık” mı dediler?
Yoksa gerçekten bizden korkar oldular?

Gerçi bakınca, haksız da değiller.
Bir sabah uyanıyorsun, sınırdan tank geçiyor.
Öğleye doğru biri geliyor “sizi korumaya geldik” diyor.
Akşama kadar üç kez hükümet değişiyor.
E, insan biraz tedirgin oluyor haliyle.

Ama kabul edelim ki vize meselesi biraz onur meselesine de dönüşmüş durumda.
Hani biz yıllarca Avrupa kapısında bekledik ya…
Şimdi biri “Kapı biziz, buyurun başvurun” deyince…
Tarih, ince bir intikamla dönüyor sanki.

Peki biz ne yapacağız şimdi?
Pasaport kuyruğuna mı gireceğiz?
Suriye Konsolosluğu önünde dilekçe mi yazacağız?
Yoksa diplomatik notayla mı karşılık vereceğiz:
“Biz de size vize uyguluyoruz, hodri meydan!” mı diyeceğiz?

İnsanın içi burkuluyor.
Hani sınırlar kalkacaktı?
Hani “kardeşlik” sonsuzdu?
Demek ki kardeşlik de dolar kuruna bağlıymış…

Şimdi düşünüyorum da…
Sınırlar fiilen kalkmıştı zaten.
Mülteciler için, kaçakçılar için, silahlar için…
Ama biz vatandaşlar için hâlâ koca bir dikenli tel.

Sonuç?
Suriye vize istiyor diye kızmayın, darılmayın.
Belki de bu, dünyaya “Artık biz de devletiz!” deme şeklidir.
Ama uyarayım:
Eğer Suriye bize Schengen gibi 20 sayfalık form doldurtursa…
İşte o zaman ben sınır kapısında dilekçe yerine şiir yazmaya başlarım!